Baharın gelmesiyle birlikte PKK’daki eylemsel hareketlilik yeniden baş gösterdi... Peki, Öcalan‘ın yaklaşık 250 gündür avukatlarıyla görüştürülmemesi nedeniyle strateji geliştirmekte güçlük çeken örgüt ne yapmaya çalışıyor?..
Aslında her yıl çetin kış koşullarını yeniden toparlanma ve yapılanma için fırsat olarak kullanan PKK, 2011 kışını ve 2012’nin ilk aylarını beklenmedik bir kuşatma altında geçirdi.
Geçen yılın sonlarında 30’u kadın 100 kadar militanını kaybeden örgüt, hem Irak’taki Kürt yönetiminin çabaları hem de ABD’nin baskısı nedeniyle bu yıl da operasyon kumpasını yaramadı!..
2012 yılını “topyekun hamle yılı” olarak niteleyen örgüt ilk üç buçuk ayda beklentinin ötesinde bir operasyonel baskıyla karşılaştı.
Güvenlik birimleri PKK’nın her yıl olduğu gibi karların erimesinin ardından harekete geçmesini önlemek için yılbaşından bu yana etkili bir kuşatma stratejisi uyguluyor.
Bu strateji gereği örgütün onlarca sığınağı ortaya çıkarıldı, çok miktarda silah ve mühimmatın bulunduğu depoları yerle bir edildi. Militanların lojistik yolları da kesildi
KCK’ya yönelik operasyonlar ise PKK’nın dağ kadrosunun güçlendirilmesi planını olumsuz etkiledi!..
Örgüt işte bu yüzden son aylarda barınma merkezlerinde konuşlanamıyor, hareket alanını giderek kaybediyor.
Güneydoğu’daki valiliklerin açıklamalarına bakılırsa, son 4 ayda PKK’ya ait iki mağarada 30’dan fazla kadın militanın ölmesi ve çok sayıda üst düzey yöneticinin etkisiz hale getirilmesi de PKK’daki “topyekun saldırı stratejisini” sekteye uğrattı.
Aksi noktada kaos!..
Örgütün “Halk Savunma Güçleri” olarak nitelendirilen askeri kanadı HPG‘nin geçtiğimiz günlerde yayımladığı bilançoya bakıldığında da, PKK’daki kayıplarda önemli artış olduğu görülüyor.
HPG’nin 12 Mayıs’ta açıkladığı bilançoya göre, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) son dört ayda teröristlere karşı 48 operasyon düzenlemiş!..
Kobra helikopterleri 18 kez örgütün hareket halindeki birimlerine müdahale etmiş.
Özellikle PKK’nın etkin olmaya çalıştığı, Zap, Haftanin, Metinan, Harkurk, Gare ve Kandil Dağı bölgelerine yönelik 20 hava operasyonu düzenlenirken, terör birimlerinin üzerine 71 havan ve obüs atışı yapılmış.
PKK ise son 4 ay içinde 41 eylem gerçekleştirmiş. Örgüt saldırılarda “100’dan fazla askerin şehit” olduğunu öne sürerken, operasyonlarda 79 PKK’lı da öldürülmüş.
Tabi bunlar örgütün kendi kaynaklarından duyurduğu iddialar... Genelkurmay ve bölgedeki valiliklerin rakamları, örgütün hem militan hem de fiziki barınma kaybı açısından daha büyük erozyon yaşadığını gösteriyor.
TSK’nın operasyonları son günlerde PKK’nın hareketlenmeye çalıştığı Diyarbakır- Muş- Bingöl üçgeninde karadan ve havadan devam ederken, örgütün bahar hareketliliğinin önlenmesi için 12 Mayıs’ta başlatılan kuşatma giderek daraltılıyor.
PKK işte en az 90 kayıp verdiği son 4 aydaki kuşatmayı yarmak için son günlerde eylemlerini de artırıyor. İşte örgüt bu süreçte şoke edici bildik eylemlerine yeniden başvurabilir!.. Şüphesiz bu olası eylem Doğu’da olmayacaktır!..
Yani PKK, güvenlik birimlerinin kuşatmasına direniyor gibi yaparken, her zamanki stratejisiyle tam aksi bir noktada kaosa yönelmekten kaçınmayacaktır!..
Yüksekova, Devrek, vahşet!..
Hiç kuşkunuz olmasın şiddet de giderek toplumun sıradanlaşmış bir parçası haline geliyor!..
Terörün yarattı şiddet, çetelerin yarattığı şiddet değil bu!.. İşkencenin utanç verici şiddeti de yok burada!..
Düpedüz savunmasız ve masum çocukları can evinden vuran, kirli bir şiddetin kahredici örnekleri toplumu pervasızca sarsıyor!..
Bireyler nasıl bu kadar öfkeli oldu, nasıl bu kadar insafsız?.. İnsanoğlu nasıl böyle rotasından saparak kanlı bir virajda tepetaklak olabilir?..
Bu satırlar, her insanın coşkuyla yaşayabildiği çocuk sevgisinden kaynaklanan bir isyanın ürünü değil!..
Her merhamet kuyusundan ses veren, bir damla gözyaşının bile tahammül edemeyeceği bir öfkedir bu!..
Bırakın kurşunu, her ne pahasına olursa olsun çocuğa kalkan kirli bir el bile insafın yürekteki hazinesinden payını alamamıştır!..
Merhametin coğrafyası!..
Önceki gün farklı bölgelerde işlenen iki cinayet toplumdaki şiddetin boyutlarının nereye kadar varabileceğini bir kez daha gösterdi!..
Acı, yürek yakan, öfke kaynatan ve ne yazık ki çaresizliğin girdabında üzülmekten başka bir şey yapılamayan iki cinayet...
Bu ülkenin Karadeniz’iyle Doğu’sunda; dün iki küçük kız yani baharın içinde neşe saçan iki fidan, öfkenin mermileriyle toprağa düşürüldü!..
Ne için, hangi uğurda, nasıl bir gerekçeyle?..
Zonguldak’ın Devrek ilçesindeki ilköğretim 8. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Kader Demiroğlu, teneffüste okulun dışına çağrıldı ve pompalı tüfekle öldürüldü.
Polis cinayetin zanlısı olarak 56 yaşındaki Metin Atmaca‘yı yakaladı. Atmaca’nın ilişkide olduğu küçük kızı cep telefonu mesajıyla okul dışına çağırdığı ve katlettiği saptandı.
İkinci cinayet Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde işlendi... 15 yaşındaki Ayşe Muhacır evlerinin önünde tam 8 kurşunla vurularak öldürüldü!.. Cinayeti işleyenler de sebebi de henüz bilinmiyor!..
Güneş, Doğu’dan Batı’ya her sabah ışık taşıyor... Zamanın akıntısı, her akşam gökyüzünü hüzünlü bir griye boyuyor...
Bunlar yaşamın olağan ve de sıradanlaşmış döngüsü...
Peki ya şiddet?.. Nasıl oluyor da Zap Nehri‘nin kenarı ve Karadeniz‘in kıyılarında kirli şiddetin versiyonları aynı anda can alabiliyor?..
Yanıtı aslında çok basit... Şiddetin de merhametin de coğrafyası yok!.. Yani çocuk vuran barbarlık her köşede karşımıza çıkabilir!..
Dünyanın merkezi bu yüzden insan olmakta değil, merhametli “adam” olmakta!.. Söyler misiniz, adam olan bir çocuğa kıyar mı?..

Yorum Gönder