Bugün 19 Mayıs.
Hepimize kutlu olsun!
Bir Kurtuluş Savaşı ile kurulmuş olan bir Cumhuriyet’in ülkesinin insanlarının bugünü kutlamalarından daha doğal hiçbir şey olamaz.
Bütün tarihi olaylara bir başlangıç tarihi konması âdettendir.
Örneğin Fransız Devrimi’nin başlangıcı olarak Bastille Hapishanesi’nin zaptedildiği 14 Temmuz 1989 tarihi gösterilir. Oysa daha sonra kafası kesilecek olan XVI. Louis’nin günlüğünün 14 Temmuz 1989 sayfasında yalnızca şu satırlar yer alıyordu:
- Bugün önemli bir şey olmadı.
Kurtuluş Savaşı’nın 19 ya da 15 Mayıs’ta başladığını daha önce bir şey olmadığını söylemek yanlıştır.
19 Mayıs’ı “kurtuluşçu irade”nin Anadolu topraklarına ışığını saçtığı ilk an olarak yorumlamak yanıltıcıdır. O irade ilki, Mondoros’un üstünden bir hafta bile geçmeden daha 1918 5 Kasımı’nda toplanan Kars Şûrası olmak üzere, yurdun dört bir köşesinde toplanan şûralar ile Anadolu’da ilk ışıklarını saçıyordu.
15 Mayıs’ta Bandırma gemisine binen kurtuluş hareketinin lideri, 19 Mayıs günü geniş tabanla buluşmak üzere, Samsun’a ayak basıyordu.
Kurtuluş Savaşı’nı, doğmakta olan bir ulusun doğumu ve gelişimi ile paralel olarak geliştirdiği bir kurtuluş efsanesi olarak algılayanlar, bu oluşumu, velev ki lider olsun, tek kişilik bir efsaneye indirgemekten özenle kaçınırlar.
***
19 Mayıs’ın anlamını, oraya giden yolda neler olduğunu tartışmakta ve olayları çarpıtmadan kendinize göre yorumlamakta özgürdür, demokrasilerde her birey.
Bu tartışmalar yapıldı, yapılacak, yapılmalı da.
Ama tartışmalar Ulusal Savaşın simge gününün kutlanmasını engellemez.
Bu kutlamaların anlamı, yani neyin kutlandığı konusundaki algı önemlidir.
Yoksa şekil tartışma götürebilir.
Hatta bir zamanlar pek geçerli ve makbul sayılan biçimlerin zaman içinde değişmesi de doğal karşılanmalıdır.
Şahsen yalnız 19 Mayıs törenlerinin değil, tüm ulusal törenlerin daha az otoriter görünümde olmasını dilerim.
Ama hemen belirteyim ki, Gençlik ve Spor Bayramı’nda zaten tanklar, toplar, tüfekler, uçaklar geçmez. O 29 Ekim kutlamalarında olur.
Olmalı mı? Olmamalı mı?
Bu tartışmaya girmeden, sadece bir noktayı belirtmekle yetineceğim. Başka demokrasilerde de, ulusal günlerde benzer törenler olmuyor mu? Herhangi bir 14 Temmuz günü Champs Elysee’deki geçit törenlerine bir göz atın görürsünüz, en modern en sofistike silahların geçtiğini, tören alanının üstünden uçakların uçtuğunu.
***
Yine de dünyanın bütün ülkeleri için savaş uçakları yerine barış güvercinlerinin uçtuğu ulusal bayram günlerini tercih ederim.
Ama dediğim gibi bunlar önemli de olsalar yine de biçimsel ayrıntılardır.
Asıl olan, neyin benimsendiği, neyin kutlandığıdır.
Hükümdarlıklar, hükümdarı kutsar, cülusunu kutlarlar.
Diktalar, tiranı kutsar, doğumunu kutlarlar.
Ulus devletler, demokrasiler, özgürlüğü demokrasiyi kutsar onları kutlarlar.
Her toplumsal hareketin, her toplumun kendi bayramları vardır.
Onları oluşturan, biçimlendiren, yönlendiren o toplumun o varlığın kuruluş felsefesidir.
Siz o kuruluş felsefesine katılmıyorsanız, onu benimsemeyenler, o bayramı da benimsemez, ona da katılmazlar.
19 Mayıs 1919 ile simgeleşen ulusal kurtuluş iradesinin felsefesini benimsemeyenler, o bayramı da istemezler.
2012 AKP Türkiyesi’nde yaşadığımız olay budur.
Durum bundan ibaret! Kırk dereden su getirip, kem küm etmenin anlamı yok!
Yalnız, 19 Mayıs’ı kutlamak isteyen, bağımsızlıkçı, özgürlükçü o iradeyi kutsayanları rahat bırakın, yeter!

Yorum Gönder