19 Mayıs’ta Efeler ve Askerler - Oktay Ekinci

Yaz geldi sayılır... İzmir-Aydın yolundan Güney Ege’ye inecek tatilciler önce Çine’den geçecekler; Kurtuluş Savaşı’mızın bu kahraman yerleşmesinde belki sadece “datlı suyla odun ateşinde çay” içmek için duracaklar; o da biliyorlarsa...
Tatlı su, Çine’nin yaslandığı Madran Dağı’ndan çıkan aynı adla anılan kaynak suyuna deniyor... Belediye yıllardır şişeleyip pazarlıyor; Çinelilerin ücretsiz yararlanabildikleri suyun “çay”ı gerçekten bambaşka...
Ama Çine’de çay içmek için durmak yetmez. “Kuvayı Milliye Müzesi”ni görmek, ardından da “Kuvayı Milliye Parkı”nda dinlenerek, “görülenleri düşünmek” gerekir mutlaka… Mesela, 1919 yılının mayıs ayında Yunan işgalcilere karşı “ortak direniş” kararı veren “Albay Şefik” ile “Yörük Ali Efe”nin balmumu heykellerini...
Direnişin Karargâhı
Önce binayı tanıtmalıyım. Abdülhamit’in emriyle 1906-09’da Çineli ustalarca yapılmış ve “askerlik şubesi” işleviyle kullanılmış… Çünkü Osmanlı yönetimi, bölgedeki “eşkıya efeler”in egemenliğine son vermek için, aynı yöreden erkek çocukların, derhal askere alınıp onlara karşı savaşmaları için özel bir çaba göstermiş.
Binanın 1919’da efeler tarafından ele geçirilerek işgalci Yunan güçlerine karşı direnişin “karargâh”ı olarak kullanılması ise şimdiki işlevine eşsiz bir ruh katıyor.
Mimar Ertuğrul Aladağ tarafından restore edilerek 2008’de açılışı yapılan tek katlı taş bina, tarihe tanıklık eden en güçlü Kuvayı Milliye ögesi olarak belediyenin kente armağanı...
Askerler ve Kızanlar
Müzedeki Albay Şefik-Yörük Ali Efe görüşmesinin canlandırıldığı oda ve anlamına gelince; Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Ulusal Mücadele’mizi örgütleyip başlatmak üzere 19 Mayıs 1919’da Samsun’a, oradan da Amasya’ya ulaştıkları günlerde, Yunan ordusu da işgal ettiği İzmir’den, Aydın-Denizli yönüne doğru ilerlemekteydi... Osmanlı’nın Aydın’daki 57’nci Tümen Komutanı Albay Şefik ise işgale karşı mücadeleden yana olsa bile, harekete geçebilmek için İstanbul’dan emir beklemekteydi.
Ne var ki Genelkurmay’dan gelen telgrafla, Yunan ordusuna direnilmeyip, Denizli’ye doğru ilerlemelerine izin verilmesi emredilir. Bunun üzerine Albay Şefik İstanbul’u dinlemeden Yörük Ali ile işgale karşı güç birliği koşullarını konuşmak için soluğu Çine’de alır. Müze’deki “görüşme” canlandırması, aynı binada geçen “ortak mücadeleyi planlama” saatlerinin de adeta yeniden yaşanmasını sağlıyor.
Peki, bu görüşme; ardından 57’nci Tümen’in Osmanlı üniformalı askerleri ile Yörük Ali Efe’nin “kızan”larının Yunan güçlerine karşı birlikte çatışmalara girmeleri ve bütün bu gelişmelerin ise aynı amaçla Samsun’dan Anadolu’ya geçtiği haftalarda Mustafa Kemal’in “bilgisi” olmadan yaşanması; dahası Albay Şefik ile Yörük Ali’nin de Mustafa Kemal’den hiç haberleri olmaması... ne anlama geliyor?
O kadar ki 60 kişilik bir efeler ve askerler grubu tarafından 16 Haziran 1919’da yapılan Sultanhisar-Malgaç baskını bile İstanbul’daki “İstiklal Harbi gazetesi”nde ancak manşet olduğunda Çine’nin adı ve direniş örgütlenmesi duyulabilmişti...
Ulusal kurtuluşumuzun ilk çatışmalarını başlatan askerler ve efelerin vatanseverlikleri ile Samsun’dan yükselen bağımsızlık ateşinin Anadolu’yu eşzamanlı sarmalaması “destansı”dır.
Bu nedenle “19 Mayıs”, işte bu destanın “efsane değil gerçek” olduğunu kanıtlayan bayramımızdır. Coşkuyla kutlanmasına yönelik gözlenen şu “tereddüt”lerin temelinde de aslında Ulusal Bağımsızlık için duyulan tereddütler yok mudur?

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget