Pazar’lık... - Hasan Pulur

Köylü erkenden, gün doğmadan yola çıkmış, kasabaya gidiyor, hem ürettiklerini satacak, hem alış veriş yapacak; karısını da almış yanına, o da eşeğe binmiş...
Yolu yarılamışlar, gün ağarmış, bakmışlar yaşlı bir adam kenarda duruyor, yanaşmışlar:
“Baba, hayrola nereye?”
Adam masum, boynu bükük, “yaşlandım artık, dizlerim tutmuyor, gözlerim görmüyor, kaldım buralarda...”
Adamın haline acımışlar, kadın eşekten inmiş, ihtiyar binmiş kasabaya kadar götürecekler, ondan sonrası Allah kerim...
* * *
Kasaba uzaktan görünmüş, köylü “hadi babacığım!” demiş “seni şurada bırakayım, birisini bulursun!”
İhtiyar adam diklenmiş:
“İnmem!”
“Nasıl inmezsin yahu, öyle konuşmadık mı?”
İhtiyar aksi:
“Hayır inmem, beni falan köye kadar götüreceksin!”
Köylünün tepesi atmış, çekmiş eşekten indirmiş:
“Ulan sana iyilik yaptık, karımızı bile eşekten indirip seni bindirdik, başımıza bela oluyorsun!”
* * *
İhtiyar edepsiz, başlamış bağırmaya:
“Yetişin bu herif hem eşeğimi aldı, hem de karımı!”
Köylü lahavle çekmiş:
“Ulan kendine gel, eşek benim, kadın da kırk yıllık karım!”
İhtiyarın dinlediği yok:
“Yetişin eşeğimi de aldı, karımı da!”
* * *
Gürültüyü duyanlar koşup gelmiş, ihtiyar hâlâ bağırıyor:
“Yetişin hem eşeğimi aldı, hem karımı!”
Meseleyi kimse çözememiş, bekçi yetişmiş:
“Yürüyün kadıya, o bilir!”
* * *
Kadının kapısında beklerlerken, biri ihtiyara yaklaşmış:
“Ulan ben seni tanırım, ne bu eşek senin ne de bu kadın...
Niye bağırıp duruyorsun, utanmıyor musun?”
Edepsiz ihtiyar, adamın kulağına eğilmiş:
“Sus, kes sesini! Kadı, bunlardan birini bana verecek, uzlaştıracak... Ya kadını verecek ya da eşeği!”
Hemen kıssadan hisse aramayın!
* * *
Adam gümrükte yakalanmış, bir bavul dolusu saat... Daha önce “bavulda kuş yemi var!” dediği için gümrükçü sormuş:
“Hani kuş yemi vardı?”
Adam boynunu bükmüş:
“Valla ben onu bilmem, kuş yemi diye veriyorum onlar ne yapıyorlar, karışmam!”
* * *
Adam idam mahkûmu, asacaklar, son isteğini sormuşlar:
“Padişahın atına Arapça öğretmek istiyorum!”
“Ulan at Arapça öğrenir mi?”
“Bana bir yıl müsaade edin öğreteyim!”
Padişah “Peki öğretsin bakalım!” demiş.
Koğuşta arkadaşlarından biri yanaşmış, “Bu ne iş?” diye...
Adam ihtimalleri sıralamış...
“Dört ihtimal var, ya padişah ölür, ya at ölür, ya ben ölürüm.”
Arkadaşı “peki!” demiş.
“Ya dördüncü ihtimal!”
İdam mahkûmu gülmüş:
“Bakarsın at, Arapça öğrenir... Daha bir yıl var, kim öle, kim kala!”
Hayat ihtimallere bağlıdır.

Hasan Pulur/Milliyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget