12 Eylül'ün anayasal, yasal sendikal hak gasplarının boyutlarını, gerçek sonuçlarındaki vahameti işçilere, sendikacılara bile anlatmak zorlaştığında, tek tek maddelerle gelen
yasakların, bir bütün İçinde hakları toptan katletiklerîni anlatabilmek için “Hakları düzenliyormuş gibi hazırlanmış maddelerle hakların toptan kaldırılması iğne oyası gibi ustaca işlenmiş, kimi maddelerde tek tek yasakları görseniz de, hepsinin birden getirdiği sonucun vahametini anlayamıyorsunuz..” türünden cümleler kuruyordum. Sonuç olarak, "Bu anayasa, yasalarla Türkiye'de bir daha yeni hiçbir sendika kurulamaz, hiçbir İşyerinde işveren islemiyorsa sendikalı işçi, toplu pazarlık düzeni yaşamaz. Kazanılmış haklar, sendikal örgütlülük hala geriye gider, sosyal damping yaşanır, kuralsızlık egemen olur" diyordum.
Aradan 20 yıl, Erdoğan hükümetlerinin her istediklerini yapabildikleri güçlü iktidarlarında 9 yıl geçti. Sendikal haklar, toplu pazarlık düzenini unutun, yasal iş bulabilmiş isçilerin asgari haklarında bile olumsuz gelişmeler katlandıkça katlandı. Büyüyen ekonomide, piyasalar düzeninde, işsiz, kayıt dışı çalıştırmada patlama yaşanırken, Erdoğan hükümetinin yeni yasaları, düzen dayatmaları ile yasa, hukuk dışı çalıştırma kamu için bile geçerli olmak üzere, yaygın uygulama haline dönüştürüldü...
Hükümetin ilk icraatı iş yasası değişiklikleriydi, sözde esnek çalıştırmayı amaçlıyordu, yasal çoğu asgari ücretle çalıştırılanar için de iş yasasının rafa kaldırılması, fazladan mesaisiz, çok fazla saat ek, angarya çalıştırmayı genel Kural haline getiriyordu… Çoğunluk için tazminat hakları da rafta, yasadışı, ağır angarya koşullarında, en düşük ücretlerle çalıştırma geçerli... Kamuda, eğitimde, sağlıkta bile taşeron, sözleşmeli, tümden hukuka aykırı saat ücretli, özel sözleşmeli, 4/C'li çalıştırma yöntemlerinin bini bir para...
Durum o kadar vahim ki, geçerli yasal düzen içinde. Çalışma Bakanlığı'nın resmi istatistikleri ile ortada sözleşme masasına oturabilecek, şeklen vaziyeti kurtarabilecek sahtelikti listelerle bile baraj asabilecek sendika kalmadığı İçin; Çalışma Bakanlığı birkaç dönem, yıldır, sözleşme yetkisi, ehliyeti kazanmada yasal zorunluluk olarak kullanılan resmi istatistiklerini
Yayımlamıyor.Mahkemeleraçılan davalar için karar alamıyor.Sistem çöktü,toplu pazarlık düzeni bütünü İle sahte... Bakanlık zorunlu barajı düşürecek yasa çıkarmaya çalışıyor, hükümet içinden ekonomiye bakan bakanlar imzalamıyorlar….Sendikalar'güçlenecekleri için değil elbet. Toplu pazarlık düzeni en cılız, işe yaramaz haliyle bile işler hale getirilirse, ekonomik kriz riskinde yatırımlar daha da periye gider dîye, sistemin iflasta kalması savunuluyor.. Beterin beteri, dibe vuruşun sonu yok...'
***
Hukuk devleti katliamının yeni boyuttan karşısında, yargı bağımsızlığının rafa kaldırılması ' sayesinde, özel toplu yargılamalarla, hukuk ihlalleri, sonu gelmez operasyonlarla.. İnsan hakları bu kadar ağır ayaklar altında kalırken, medya gündeminde sadece toplama kampı kimliğine, bürünen Silivri, yeni operasyonlara kilitlenmişken.. örneğin yeşil kartlar üzerinden, sağlıkta yeni operasyonlar ayrıntıda, sonuçları ile pek de anlaşılmaz oluyorlar. Nüfusun nerede ise yarısına yaklaştığı söylentileri çıkmış yeşil kartların çok ciddi sayılarla geri alınması kaçınılmaz olunca; iktidar yandaşı seçmende, ağırlıklı yoksullarda sessiz bîr kaygı, yeşil karttan kaptırmama savaşları gündemde... Biz sadece yeşil kart yenileme kuyruklarını gördük, işin rengi çok başka...
Yıllardır büyük oy akışına yarayan sosyal fonların keyfi, partizanca kuşanılmasında kaynak tükendi. Dünya krizi bastırıyor; sağlık harcamalarında, iktidarın aslında paralı sağlık için öngörülmüş reformlarının gerçek yüzü, sonuçları ile uygulamaları başlamış bulunuyor. İlaçta, muayenede, özel tedavi kurumlarında katkı payları sadece siftah... Yeşil kartları toplamak sjyaseten olanaksız olduğundan, genel sağlık sigortasına alınma oyunu sahneye konuluyor... Yeşil kartlı ailenin bütün sosyal yardımlardan aldığı paylar, kömür, belediye, başka kanallardan gelmiş para yardımları kayda giriyor. Aileye işi olandan giren paralar da katılarak hesap yapılınca da çok büyük sayılarla yeşil kartlının parasız sağlık hakkı buharlaşıyor. Genel Sigortadan yararlanmak üzere aylık düzenli para, prim yatırılması, çok düşük gelirliler için de gündeme giriyor... Öte yandan da sigortalar, yeşil kart üzerinden devlet bütçesinden önceleri kazanan Özel hastanelerin, çoğunluk yoksul ailenin en küçük paraları bile yatıramayacak olmaları bağlantılı, kazanç kapılan kapanıyor, özel hastaneler, ilaç firmaları ile Sağlık Bakanlığının bibirlerine düşmeleri bundan. Yoksullarla varsılların kamu okulları birbirinden koptu, devlet eliyle parasız eğitim hakkı çoktan rafa kalktı....
Şükran Soner/Cumhuriyet
Yorum Gönder