Yoksa Sıra İran'da mı ?... - Erol Manisalı

ABD ve İsrail kaynaklarında olduğu kadar kimi Avrupa kaynaklarında sıkça işlenmeye başladı:
“...... İran nükleer silah üretiminin sınırına gelmiş bulunuyor. İran’ın nükleer silah üretmesine izin verilemez, her ne pahasına olursa olsun engellenmeli”.
Kimi İsrail ve ABD kaynaklı değerlendirmelerde, silahlı müdahale ile İran’ın nükleer tesislerinin yok edilmesi ciddi olarak gündeme getiriliyor.
Dünya kamuoyunda, İran’a silahlı müdahalenin altyapısı hazırlanıyormuş gibi bir izlenim doğuyor. Daha önce Irak konusunda da benzer bir gelişme yaşanmıştı.
Ancak İran meselesi yeni bir “kutuplaşmanın ve cepheleşmenin” de habercisi gibi. Çin başta olmak üzere Rusya ve bazı Asya devletleri İran’a müdahaleye karşı çıkıyorlar.

İran kritik ülke

Batı-Asya rekabetinde (ve çatışmasında) İran en kritik ülke. İran’ın Batı tarafından vurulması (ve ele geçirilmesi) Asya ülkeleri bakımından Ortadoğu’da gelişmekte olan dengelerin tamamen kendi aleyhlerine dönmesi anlamına geliyor.
Bu nedenle İran’ın arkasında durmak zorunluluğunu hissediyorlar. İran’a Batı müdahalesini bir anlamda, “Asya cephesine bir müdahale” olarak görüyorlar.
Ancak öte yandan Çin, Rusya ve Hindistan bir anlamda, “dışa açılarak küresel sistemin bir parçası olmuş durumdalar.” Bu bakımdan ABD ve AB ile rekabet ve çatışmalarında, “kırmızı çizgileri aşamazlar.”
Dahil olmaya çalıştıkları küresel sistemi yıkacak çatışmalara girmek kendilerine de zarar verir. İran’a destek verirken bu çelişkilerle yüzyüze kalıyorlar.
İran’ın Asya’dan siyasi, iktisadi ve askeri alanlarda alacağı destek bu nedenle belirsizlikleri de beraberinde getiriyor.
Ya Ankara’nın ‘İran meselesine’ bakışı?
Ankara hükümeti İran konusunda çelişki ve belirsizlikleri içinde barındırıyor:
- İşin İslami boyutunda İran’a yakın durmak istiyor.
- Ancak ABD ile çok yakın bağları, Washington’ın çizdiği kırmızı çizgiler dışına çıkmasını engelliyor.
BM oylaması sırasında yaşanan “ret oyu olayı” ve füze kalkanına ev sahipliği meselesi bu çelişkilerin en açık kanıtlarıdır.
Ancak önümüzdeki dönemde Ankara hükümetinin ABD’nin İran politikasına karşı çıkmasını beklemek yanlış olur. Libya ve Suriye’de olduğu gibi İran olayında da benzer bir tutum beklenebilir.
Ancak İran meselesi Arap meselelerinden çok farklıdır. Türkiye ile İran arasında çok uzun yıllardan beri, “asgari müştereklerde anlaşmak” yaklaşımı, resmi olmayan bir biçimde geçerlidir.
Ticaretten Türkiye’de yaşayan İran nüfusuna, terörden tarihsel kültürel beraberliğe kadar pek çok öğe her iki ülkeye de derinlemesine nüfuz etmiştir.
Ankara yalnız Tahran’la Batı arasında değil, Asya büyükleri ile Batı arasında da sıkışmaya başlamış bulunuyor. Ortadoğu ile ilişkilerde yaşanan “nitelik farkları sonucu doğan çelişkiler”, İran ve Asya meselesinde de geçerlidir.
Dış ticaret ve yatırımlarda Asya büyüklerinin toplam içindeki payı artmaktadır. Siyasi ve iktisadi ilişkiler “aynı paralelde işlemiyor.”

Büyük lokma İran

İran’a yapılacak bir saldırı Türkiye’yi çok zor duruma sokar.
- Türkiye içerden siyasi, iktisadi ve kültürel olarak çok sarsılır.
- İran’a destek veren Asya büyükleri ile, ekonomi başta olmak üzere, birçok alanda karşı karşıya gelir.
- Ortadoğu’da doğacak askeri, iktisadi ve siyasi kargaşanın faturasının önemli bir kısmını ödemek zorunda kalır.
ABD’nin Ankara hükümetine sağlayacağı destek bu bedeli ne oranda telafi eder, şimdiden kestirmek zor. Ancak bu bedeli ne oranda telafi eder, şimdiden kestirmek zor. Ancak bu yüzden Türkiye, Ortadoğu’daki keskin ve sert kapışmanın net bir tarafı olur ve bu yolun geri dönüşü yoktur.
Bugün Avrupa ve ABD’de yaşanmakta olan iktisadi kriz, İran’a askeri müdahaleyi engelleyen bir faktör olarak işlese de, İran’ın pasifize edilmesinden büyük yarar bekleyenler, bu operasyonu yine de göze alabilirler.

Erol Manisalı/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget