'Cambaza Bak'ta Son Aşama - Orhan Erinç

Ülkenin görüntüsü tam bir “cambaza bak” uygulamasını yansıtıyor.
İktidarın iki önemli derdi var.
Mursi’nin devrilmesi ve Esad’ın yaptığı iddia edilen kimyasal silahlı toplukıyım.
Toplukıyımlar, ne ile yapılırsa yapılsın, en ağır insanlık suçlarından biridir. Elbette kınanması ve engellenmesi için girişimde bulunmak gerekir. Ancak kimin yaptığı konusunda dünya görüş ayrılığı içinde. Rusya muhalifleri suçluyor.
Ama bizimkilerin Silivri davaları için ortaya sürdükleri mantık Suriye konusunda da değişmiyor:
“Silahlı kuvvetler daha önce de darbe yapmışlardı. Bunlar da doğal olarak yapacaklardı” gerekçesiyle yüzlerce komutanı, gazeteciyi, bilim insanını, kafalarına yerleştirdikleri varsayımla hapse tıkmaktan çekinmemişlerdi. Hem de yasaları, amaçlarını gerçekleştirmek için işlerine geldiği gibi değiştirmişlerdi.
Aynı mantık Suriye için de geçerli.
“Baba Esad toplukıyım yapmıştı. Oğul Esad da ondan aşağı kalmıyor, hatta geçiyor. Bunu da o yapmıştır.”
Esad’a veryansın ediliyor ama Suriye’nin kuzeyindeki Kürtleri evlerinden yurtlarından eden dincilere hiç ses çıkmıyor.
İnsanca yaklaşıma evet ama, insanlara ayrımcı yaklaşıma evet demek olası değil ki. Bakarsınız sıra bizim öldürülen çocuklarımıza da gelir.

***

Türkiye’nin itibarı iki paralık oldu.
Başta stratejik müttefikimiz(!) ABD sözcüleri olmak üzere, İsrail’den, Mısır’dan, Katar’dan, Suudi Arabistan’dan yapılan açıklamalar öyle yenilir yutulur cinsten değil.
Güçlerinin yettiğine inandıklarına efeleniyorlar ama sıra ABD’ye geldiğinde zorunlu olarak ağızları bıçak açmıyor.
Aslında şaşmamak gerekiyor. İktidar yolculuğuna ABD ziyaretleri ile başlarsanız küçümsenmeyi sineye çekmek zorunda kalırsınız.

***

Yurttaşları ikiye ayırma girişimlerindeki başarı, sadece spor alanına yansımakla kalmadı, kulüplerin içine de girdi.
Sonunda kimi kulüplerin taraftarlarının siyaset ve dincilik yüzünden ikiye ayrıldıklarına da tanık olduk.
Hani spor karşılaşmalarında siyasal tepkiler göstermek yasaklanmıştı.

***

“Cambaza bak” yanıltmasına büyük bir ustalıkla Bozdağ’a yöneltilen yumruklu saldırı girişimi de eklemlendi. Önce polisler okka altına gidiverdiler. Kendi çıkardıkları yasayı uygulayan yargıç da suçlamadan nasibini aldı. Tek eksiğimiz kaldı. Saldırı sanığının arkasındaki çeteyi ortaya çıkarmak!
Vallahi bulurlarsa şaşmamak lazım. Öyle yetenekli gizli tanıklar var ki. En olmazı oldurarak suçlu yaratma konusunda ellerine su dökülmüyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü dönemde olduğu iddia edilir ve Cumhuriyet’in kurumları ile kazanımları bir bir yok edilirken, dünyanın en güçlülerinden olduğu ileri sürülen ekonomi de tel tel dökülüyor.
Dolar 2 lirayı aştı. Avro 2 lira 65 kuruşu buldu. Düşürülmesiyle övünülen faiz yüzde 10 dolayında. BİST ise bu yazı yazılırken düne göre 1.441.18 puanlık düşüş yaşamıştı.
Dünya sorunlarını bir çözdük mü sıra Türkiye’nin sorunlarını da çözmeye gelecek ama, iktidar Türkiye’de sorunlar olduğunu görmezden geliyor.
Böylece de atalarımızın “Lafla peynir gemisi yürümez” savsözü de başarıyla yalanlanmış oluyor...

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget