Huzursuzluk Yaratan Uygulamalar-Gündüz Akgül

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesi: “Türkiye Cumhuriyeti, ……… adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, …………. demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” Demektedir.
Devleti yöneten iktidarlar ve tüm kurumlar, uygulamalarında Anayasanın emredici kurallarına uymak zorundadırlar.
AKP hakkında açılan kapatma davasında, Anayasa Mahkemesi, 1’e karşı 10 oyla AKP’nin “laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğunu”  tescil edip Anayasanın 2. Maddesinde belirtilen laiklik ilkesinin ihlal edildiğini açıklamakla birlikte AKP, bundan bir ders almamış, o günden bu güne kadar idari kadrolara atadığı yetkili kişiler her gün ayni ihlalleri yapmaya devam etmektedirler.
Son günlerde laik ve hukuk devletinde olmaması gereken ve yurttaşların büyük çoğunluğunun huzursuz olduğu uygulamalar, yazılı ve görsel medyada duyurulmaktadır.
Örneğin;
- Türk tasavvuf düşünürü olduğunu söyleyen bir Avukat, TRT’de canlı yayınlanan iftar saati programında "Hamilelerin sokağa çıkması terbiyesizliktir" demektedir.
Bu söylem hukuk devleti ve insan özgürlüğü ile bağdaşır mı?
- Yeni akademik yıl öncesinde YURTKUR’a bağlı bir İl’deki devlet yurtlarında kız ve erkek öğrencilerin ortak sosyal alanlarını ayıran yeni bir uygulamaya gidildi. Buna göre yan yana olan bloklarda ortak yemekhane ve dinlenme alanları gibi sosyal alanlarda bir araya gelen kız öğrencilerle erkek öğrencilerin kaldığı bloklar birbirinden tamamen ayrıldı.
Bu uygulamayı laiklik ilkesinin, kişi hak ve özgürlüklerinin ve kadın-erkek eşitliğinin neresine koyacağız?
- Bir İl’in Milli Eğitim Müdürü, "Erkek öğrenciler ile kız öğrenciler aynı binada altlı üstlü kalıyor. Aynı merdivenleri kullanarak uyumaya gitmeleri inanın beni iki yıldır rahatsız ediyor ve diken üstünde oturmama sebep oluyor" diyerek kent merkezindeki Sosyal Bilimler Lisesi'ni Esiroğlu beldesindeki YİBO'ya taşıdı.
- Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) müfettişlerinin, ……… Anadolu Lisesi’nde skandal bir sorgulamaya imza attıkları ortaya çıktı.
Okul müdür yardımcısı T. K. hakkındaki soruşturma sürerken, T.K. kendisini şikâyet eden felsefe öğretmeni S. Ö. ile soruşturmayı yürüten il müfettişi C. K. ’ı “Şikâyetçi öğretmen de, soruşturmayı yapan müfettiş de Alevi” diyerek bakanlığa şikâyet etti. T. K. ’in şikâyeti üzerine okula gelen 2 bakanlık müfettişi ise öğretmen ve müfettişin “Alevi olup olmadıklarını” sorguladı.
Bu olayı Anayasanın eşitlik ilkesinin, iktidarların tüm dinlere ve mezheplere eşit mesafede durmasının ve laiklik ilkesinin neresine koyacağız?
- DÜZCE'nin Akçakoca İlçesi'nde deniz kenarında bulunan Sky Tower Otel'de düzenlenen kadınlar matinesinde sahneye çıkan Nadide Sultan'ın orkestrasında yer alan erkeklerin görünmemesi için sahneye paravan koyuldu. Otel yönetimi ise, sahneye perde çekilmesi talebinin, kadın izleyicilerden geldiğini açıkladı.
Bu uygulama şeriat ile yönetilen ülkelerde uygulanan bir uygulama değil midir? Dolayısıyla anayasamızın 2. Maddesindeki laikliğe aykırılık oluşturmuyor mu?
- Bir İl’in Devlet Hastanesinin Kalp Damar Cerrahisi bölümünde Doç. Dr. Olan bir bilim adamı, “güncel sağlık uygulamalarının İslam’ın helal-haram ilişkisine uymadığını,  Şifanın haramla bulunmayacağını, Şifa vericinin Allah olduğunu” belirterek, “Ben hastalarıma kapsüllü ilaç yazmıyorum. Film tabletlerin, film kısmında da domuz var.”
Bu söylemi ve düşünceyi müsbet (olumlu) bilimin neresine koyacağız?
Sevgili Dostlar,
Örnekteki olayları, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin bir yerine yerleştiremedim.
Yerleştireniniz varsa lütfen yorumlarınızla belirtiniz.

12.08.2013
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget