CHP'nin Gezi Direnişinden Alması Gereken Dersler - Hakkı Keskin

Gezi Parkı ve Taksim Direnişi’yle başlayan, haftalardır süren, milyonlarca insanın katıldığı ve ülkenin dört bir yanına yayılan direniş hareketi, Türkiye’nin gündemini belirleyen olay oldu. Başbakan’ın ve kontrolündeki AKP’nin, özgürlükleri, demokrasi ve hukuk devleti kurallarını çiğneyen diktacı yönetimine, “Artık yeter diyen” bir başkaldırış hareketidir bu. Türkiye demokrasisi için yeni bir başlangıçtır bu gelişme.
Bu geniş toplumsal katılımlı protesto hareketini siyasi partilerin çok iyi incelemeleri ve bundan Türkiye demokrasisi için gerekli dersleri çıkartmaları gerekir. AKP’nin gösteri yapma hakkını kullanan gençlere uygulanan baskılar gösteriyorki, hükümetin ders alması bir yana, tam aksine daha baskıcı, daha diktacı, daha antidemokratik ve öç alma politikası izlediği açıkça kanıtlandı. Bu baskı ve korkutma mantığı giderek adeta bir hastalık boyutu kazandı. O kadar ki dünyanın en saygın gazetelerinden biri olan Times’ta, dünyaca saygınlığı olan bilim insanları ve Oscar ödülü sahibi sanatçıların, Gezi Parkı ve Taksim’de uygulanan baskıları eleştiren ilanları nedeniyle, başbakan ilanda ismi geçenlere saldırmakta ve gazete aleyhine dava açacağını söylemektedir. İngiltere’yi Türkiye sanan Başbakan, demokratik ülkelerde basın ve fikir özgürlüğünün en temel insan hak ve özgürlüklerinden olduğu konusunda bilgisi olmadığını kanıtlayarak böylece kendini ve Türkiye’yi de çok zor durumda bıraktığının farkında bile değildir. Ne yazık ki bu durumu bilen partili arkadaşları da kendisini uyarma cesaretini gösterememektedirler.
Özgürlükleri, gerçek demokrasiyi ve hukuk devletini savunan ana muhalefet partisi olarak CHP’nin, son derece büyük bir potansiyele sahip bu toplumsal olaydan mutlaka alması gereken dersler vardır. Alınacak bu dersler, CHP için büyük bir şans olabilir ve partiye yeni bir dinamizm ve gerekli ivmeyi de kazandırabilir.

CHP’nin alması gereken dersler
Aylardır kararlılıkla protestolarını sürdüren gençler, öncelikle kişisel özgürlüklerin, gerçek demokrasi ve hukuk devletlerinde olduğu gibi, Türkiye’de yaşama geçirilmesini istemektedirler. Gençler son derece ihmal edilen doğanın ve çevrenin korunmasına büyük önem vermektedirler. Gençler artık kendilerinin söz ve giderek karar sahibi olmalarını, görüş ve önerilerinin siyasi partiler tarafından gereğince ciddiye alınmasını istemektedirler. Bu gençlerin güzel ve yaldızlı sözlerle oyalanmaya tahammülleri artık kalmamıştır. Atılmasını istedikleri adımları inanarak görmek istemektedirler.
Bunun için CHP’nin zaman kaybetmeksizin bu gençlerle samimi bir diyaloğa girmesi ve bunları orta vadede partiye kazanmaya çalışması, partinin önemli görevlerinden olmalıdır. Ancak bundan önce CHP’nin gerçek anlamda parti içi demokrasiye işlerlik kazandırması zorunludur. Parti içi demokrasi, parti organlarında kararların tepeden gelen talimatlarla değil, demokratik kurallara uygun olarak alınabilmesiyle olasıdır. Partide kararlar, en üst kuruldan aşağıya doğru verilirken en alt parti biriminde de örneğin mahalle, köy, ilçe ve il parti birimlerinde tartışılarak alınabilmelidir. Bu birimlerde demokratik bir biçimde delegeler seçilmeli, mahalle, köy, ilçe ve il parti yöneticileri, parti merkezinin müdahalesi olmaksızın yerel düzeyde demokratik olarak seçilebilmelidirler. Tabii ki bu tür demokrasi anlayışına uygun olarak hazırlanacak yeni parti tüzüğüne, tüm üyelerin uymaları gereklidir.
Bu parti içi demokrasi uygulaması, kurultaya gidecek delegelerin, belediye başkanı ve milletvekili adaylarının yerel düzeydeki demokratik tartışma ve yarışma ortamında belirlenmesine de olanak sağlamalıdır. Bu özgürlük ve demokrasi karar alma ortamı ve mekanizması, hiç kuşku yoktur ki CHP’ye yeni bir dinamizm ve büyük bir ivme kazandıracaktır. Kuşkusuz, CHP merkez yönetimine, parti için önemli kazanım sağlayabilecek milletvekili adaylarının seçilebilmesini de güvenceye alabilmesi için, yüzde 10-15’lik bir kontenjan tanınmalıdır. Batılı sosyal demokrat ve sol partilerde de bu böyledir.
Gezi Parkı ve Taksim olaylarına katılan gençlerden ancak böyle bir oluşuma ve yenilenmeye ilgi büyük olacaktır. Ne yazık ki CHP’nin bugünkü yapısıyla bu gençleri kazanma şansı yoktur. Bu gerçeği CHP yönetimi zaman kaybetmeksizin görebilmeli ve gerekli düzenlemelere ivedi olarak gidebilmelidir. Aksi halde bu toplumsal potansiyel, yeni bir siyasi oluşumu beraberinde getirecektir.

Farklı eğilimleri kucaklamak
Öte yandan CHP yönetiminin partideki farklı eğilimleri ve kesimleri kucaklaması gerekmektedir. Bu da yönetimde bu eğilimlerin görev alabilmeleriyle olasıdır. CHP’nin önemle ve sürekli olarak işlemesi gereken konular arasında, Toplumda Sosyal Adalet, Toplumsal Barış, bu bağlamda Kürt Sorununa Çözüm, Sosyal Devlet, İssizliğe Çözüm, Parasız Eğitim-Öğretim, Yenilenebilir Enerji, Doğanın ve Çevrenin Korunması bulunmalı, bunlar CHP’nin markası ve onu diğer partilerden ayırt edici kimliği olmalıdır. Bu kimlik içerisinde amblemindeki 6 oka da gerçek anlamda sahip çıkarak bu ilkeleri bilimsel-toplumsal anlamda günün koşullarına uygun olarak doldurması gerekmektedir.
CHP yetkililerinden bu konulara ivedi olarak eğilmelerini ve samimi bir tartışmayı kamuoyuyla paylaşarak yapmalarını diliyorum. Önümüzdeki gün ve haftalarda belirlenecek belediye başkan adayları ve belediye meclis üyeleri adayları bu konuda güzel bir şanstır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi ve çok partili demokrasiyi Türkiye’ye getiren CHP’nin, parti içi demokrasiye de öncülük yapması ona yakışır. Hadi kollar sıvansın!
Prof. Dr. HAKKI KESKİN / Siyasal Bilimci

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget