Dik Durmak! - Cüneyt Arcayürek

Cumhurbaşkanının görev süresinin 7 yıl olduğunu saptayan ve yukarıdaki AKP’linin 2014 yılının Nisan ayında Çankaya’dan aşağıya inmesini sağlayacak yasa tartışmalara yol açtı.
Muhalefet partilerine göre yasa anayasaya aykırı.
Yürürlükteki anayasaya göre Çankaya’daki AKP’liye 5+5 formülü uygulanmalı. Böylece, AKP’li Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 2012’de son bulmalı. 5 yıl daha Köşk’te görev yapma olanağı sağlanmalı.
Bu formül Çankaya’daki AKP’linin işine geliyor.
Ne var ki; Köşk’teki AKP’linin evde yaptığı hesaplar kurucusu olduğu partinin hesaplarına uymuyor.
Partisi, bir daha aday olmamak kaydıyla, 2014’e kadar Köşk’te kalmasını hükme bağlayan yasayı kabul ediyor.
Çankaya’daki genç yaşta emekli olmayı da, RTE Çankaya’ya çıkarsa AKP’nin başına geçmeyi de içine sindiremiyor.
Çankaya’nın hesapları RTE’nin hesaplarıyla örtüşmüyor.
RTE, iç ve dış baskılar nedeniyle istemeyerek 2007’de “kardeşinin” Çankaya’ya çıkmasına yeşil ışık yaktı… 2014’e kadar!
Kendisinden sonra partisindeki olası kargaşayı önleyecek önlemler almayı ve bir genel seçimle yerel seçimleri de kazanarak 2014’te yukarı çıkmayı planlıyor.
***
Her iki muhalefet partisi, Çankaya’daki AKP’linin, AKP çoğunluğunun kabul ettiği yasayı veto etmesini istiyor.
Çankaya’daki AKP’li ise “Söyleyeceklerimi söyledim daha önce, ama anayasaya aykırılığı iddia ediliyorsa tabii Anayasa Mahkemesi’ne herhalde ana muhalefet partisi gidecektir” diyor.
Bu kısa açıklamadan şu anlamlar ve sonuçlar çıkıyor:
(1)- Köşk’teki AKP’li, yasanın anayasaya aykırı olduğunu kabul ediyor. (2)- Vetodan şimdilik söz etmiyor ama, CHP’yi anayasaya aykırı yasayı, Anayasa Mahkemesi’ne götürmeye davet ediyor.
Sonuçlara gelince: (1)- Anayasaya aykırı bulduğu yasayı Yüksek Mahkeme’ye götüremiyor…
(2)- Partisinden yediği darbeden sıyrılabilmek için, partisi AKP’ye karşı muhalefet partisi CHP’den medet umuyor, yardım istiyor.
(3)- …ve böylece; kendini savunamayan bir başkomutan konumuna düşüyor.
MHP’nin dediği gibi; yukarıdaki AKP’li şu sıralar “Çankaya’da dik durduğunu ve duracağını kanıtlayamıyor.”
***
Aynı gün dik durmaya örnek olacak çarpıcı bir olay başka bir alanda yaşandı…
TFF, UEFA’dan aldığı emirleri “UEFA’nın istekleri” başlığı altında kulüplere bildirdi.
TFF’nin de sindirdiği tehditlerde bulunan UEFA; şike suçlusu görülen kulübün en az 12 puanının silinmesini, 2-10 milyon lira para cezası verilmesini, tüm para ödülleri ile kupalarla unvanların alınmasını… ve bu cezalar yetmiyormuş gibi… suçlu görülen kulübün Avrupa kupalarına gidemeyeceğini dayattı.
UEFA, TFF’ye; ya koşulları 15 Nisan’dan önce yaşama geçirirsin ya da şike yapanı küme düşüren 58. maddeyi uygularsın, diyor.
Dayatmanın özeti: Ha bin katır, ha bin satır! Dışarıdan dayatılan, adeta bir Sevr Antlaşması!
TFF’nin UEFA ile kurguladığı evdeki hesaplara Fenerbahçe İkinci Başkanı Nihat Özdemir ve Ali Koç karşı çıktı… UEFA’nın “dikte ettiği kararları asla kabul etmeyeceklerini” TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar ile küme düşmek korkusuyla yaşayan şikeden şüpheli diğer kulüplerin başkanlarının yüzüne söylediler.
UEFA’ya da TFF’ye de meydan okudular: “Kim suçlu ise 58. madde gereği kümeden düşsün” dediler.
UEFA+TFF kararları, kimilerini, hele 1317 kez yenemediği FB’yi daha soruşturmanın başında, dışarıya “şike yaptı diye jurnalleyen” GS’yi sevindirebilir.
Küme düşen FB maddi zararlara uğrayabilir.
Ama bir yıl sonra tekrar birinci kümeye dönen Fenerbahçe; masada değil, yeşil sahada GS’yi, yine tekrar, tekrar mağlup edecektir.
Yadsınılmaz gerçek şu:
FB, FB’ye yaraşanı yaptı:
UEFA ve TFF önünde eğilip bükülmeden dik durdu!

Cüneyt Arcayürek/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget