Hafta içinde bir akşam, IKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) binasının tepesinden istanbul'u , seyrediyordum. "Bu kent başlı başına bir mucize, bu kent bir mucize" diye sayıklayarak... İnsanoğlu ne denli bozmaya çalışırsa çalışsın, doğanın, tarihin, coğrafyanın biçimlendirdiği bir mucize...
Biraz sonra Vakfın Başkanı Bülent Eczacıbaşı'nın konuşmasını dinlerken ve vakfın 40. yıldönümü için hazırlanmış o kısacık ama 40 yılın birikimini, duygusunu, coşkusunu ve tutkusunu harikulade bir biçimde yansıtan filmi izlerken, yine hep kendimi "bir mucize bu" diye sayıklarken buldum...
O akşamın öncesinde ve sonrasında yaşadıklarım, Türkiye'nin yaşadıkları ise "bir mucize bu" diye sayıklamama yol açan İstanbul festivallerinin mucizeden öte bir şey olduğunu bana hissettirdi.
Bir hafta boyunca ırkçılığın ve faşizmin hem devletin hem kimi bireylerin iliklerine nasıl işlemiş olduğunu gördükten ve bunu yazılarımda açıklamaya çalıştıktan sonra galiba hiçbir şey anlatamadım duygusu ruhumu sardı. Ve İKSV'nin 40 yıllık birikimi benim için mucizeden öte bir sığınak, bir koruyucu güce, bir huzur alanı, bir yaratıcılık alanı, motivasyon dinamosu, yaşama sevincimin aküsü, zenginliğe, çoğalmaya, kısacası bir yaşama supabına dönüştü.
40. yıl kutlamalarına ilişkin önemli ayrıntıları daha önce bu sayfalarda okudunuz. Ben daha önce de defalarca yaptığım gibi 40 yıllık mucizenin satır başlarını vurgulamak istiyorum:
-İKSV, uluslararası festivalleri yoktan var etti. Bir avuç insanın düş kurması, idealleri, azmi ve inadıyla başladı.
-İKSV, Uluslararası İstanbul Müzik Festlvali'nden beş yeni festival üretti ve onlan yaşamımıza kattı. Sinema Festivali (nisan), Uluslararası Tiyatro Festivali (2 yılda bir, mayıs). Uluslararası Müzik Festivali (haziran). Uluslararası Caz Festivali (temmuz) ve Uluslararası İstanbul Plastik Sanatlar Bienali (eylül)...
-Bu yıl bunlara bir yenisini ekledi: Tasarım Bienali (ekim-aralık).
-Bunlarla yetinmedi, süreklilik kazandırdığı çeşitli etkinliklere yol açtı: Leyla Gencer Şan Yarışması; Filmekimi, MiniFest, Kültür Politikaları panelleri, Salon'da yıl boyu alternatif müzik, tiyatro, performans, dans temsilleri, gösteriler, konserler...
-Çağdaş, evrensel kültürün, farklı sanat alanlarının, farklı "eterlerin, farklı akımların, farklı disiplinlerin, geniş bir yelpazedeki en özgün ürünlerini sunmakla kalmadı, kendi kültür ve sanatımızın en özgün örneklerini yurtdışına tanıttı.
- Yurtdışında düzenlenen "Şimdi/ Now Türkiye" etkinlikleriyle, yurtdışındaki belli başlı bienal ve festivallere katılımla, ortak yapımlarla "biz de
,, varız" Türkiye'ye onur kazandırdı! .
-Bunları gerçekleştirirken nitelikten asla ve asla ödün vermedi.
Başka ulusların, toplumların kültür birikimi ye değerleriyle, bizim kültürümüzü aynı potada bir araya getirerek, uygarlık bilincimizi geliştirdi.
-Geçmişten damıttığı birikimi geleceğe yönelik i umuda dönüştürdü.
Yerelle evrensel olan arasında, gelenekselle çağdaş ve modern olan arasında eşsiz köprüler kurdu!
-Gençlere sürekli yol açtı, onları yaratıcılığa yöneltti.
-Tüketici değil üretici oldu. Yaratıcılığı ve yaşamı savundu.
-Bu mucize kentin, dünyanın sayılı metropollerinden birine dönüşmesinde en önemli rolü oynadı.
Teşekkürler İKSV!
Zeynep Oral/Cumhuriyet
Yorum Gönder