Yalnız iktidar partisinde değil, öteki partilerde de farklı gelişmeler izleniyor.
Ayrı meşrepteki partilerin işbirliği
yaptıkları söylenemez ama; kimi konulardaki açıklamalarıyla birbirilerine pekâlâ yardımcı oluyorlar.
İktidarda olsun muhalefette olsun devletimizin uluları, artık askerlikten kaçmanın türlü yollarında üç aşağı beş yukarı anlaştılar.
Muhalefet, iktidarı hâlâ bedelli sorununu neden çözmüyorsun diye sıkıştırıyor.
İktidar; üç yüz bin mi, beş yüz bin kişi mi, sayısı hâlâ bilinmeyen, ne ki parayı bastırıp, üç hafta, bilemedin bir ay asker giysileriyle boy gösterenlere; vatan hizmetini yerine getirdiğinin kanıtı ruhsat vermenin hesabını yapıyor.
Genelkurmay; hükümete bedelli yaşını 35’ten başlat ki asker sıkıntısı çekmeyeyim diye direniyor.
Ama hükümet, hayır daha çok kişi bedelliden yararlansın, daha çok mangır Hazine’ye girsin diye Genelkurmay’dan haklı gerekçesini dolaba koymasını istiyor.
Bu konuda son karar ne ilgili bakanın, ne Bakanlar Kurulu’nun.
Bakanlar gururla açıkladılar: Son karar Başbakan’ın!
RTE de askerlikten bu vesile fırtanların alkışları arasında; binlerce kişiye bahşettiği bu olanağın verdiği gururla, kuşkusuz gerine gerine kararını açıklamaya hazırlanıyor.
***
Oysa bu kadar uğraşı gereksiz. Askerlikten kaytarmanın daha basit yollarını neden aramıyorlar? Zorunlu askerliği bedelli ile zorlayacakları yerde; örneğin askerliği dilekçeye bağlasınlar. Hasdal’a kapatacaklarına, askerlerden daha pratik yöntemle kurtulmuş olmazlar mı… diye kimi olasılıkları tartışmaya hazırlanırken Adalet Bakanlığı zorunlu askerlikten kurtuluşun bir başka yolunu açıklayıverdi.
Ülkemiz biliyorsunuz, Avrupa’dan gelen her esintiyi bilâ kaydı şart yerine getirerek Batılı olma yolunda büyük adımlar atıyor!..
Avrupa ülkelerine uygun düşen uygulamaların Türkiye’nin koşullarına ne ölçüde uyacağını soran da yok: Bu rahatlık içinde Avrupa Konseyi “vicdani ret” uygulamalarını ya başlatırsın ya da seni üyelikten azat ederiz deyince iktidarımız teslim oluverdi.
***
Ha meğer muhalefette de hükümet kararını dört gözle bekleyenler varmış; sonbaharı bekleyen çiçekler gibi açılıverdiler.
BDP’nin genel başkanı Selahattin Demirtaş; “zaten talebimizdi” dedi. Vicdani redde tam destek verdi.
Kürt partisinin vicdani reddi bu denli hararetle desteklemesinin gerçek nedeni acaba nedir?
Bugüne kadarki ayrımcı tutumları amaçlarının aynası:
BDP’nin, askerlik çağı gelen Kürtleri askere gitmeyi reddetmeye kışkırtmayacağına ancak kimi saftirikler inanabilir!
Kürt cephesi sözcülüğüne soyunan, üstelik ana muhalefetin genel başkan yardımcısı Sezgin Tanrıkulu; BDP’den geride kalacak değil ya. Telaşla, vicdani retle ilgili bir yasa önerisi hazırladıklarını açıkladı.
Tanrının mı Kürtlüğün mü kulu olduğu tartışmalı Sezgin Bey’in partiyi bağlayan çıkışlarına onay veren Genel Başkan; bir zahmet, Kürt sorunuyla ilgili düşüncelerini kıvırmadan açıklasa da, ana muhalefetin çeşitli yönleriyle Kürt sorunu ile ilgili gerçek düşündüklerini öğrenebilsek!
Öğrenebilir miyiz dersiniz?
Cüneyt Arcayürek/Cumhuriyet

Yorum Gönder