Yok Böyle Yas!.. - Ümit Zileli

Pazartesi gecesi ekranda “Yok Böyle Dans”vardı..

Nasıl hüzünlü, ne biçim yaslıydı sözcüklere sığmaz. Ne iki akşam önce “kaçak” kutlanan Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusu ne de Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlunun düğününde, devlet erkânının, gelinle damata evlilik cüzdanını verirken yüzlerine yansıyan o şahane tebessüm vardı.

- Dans mıydı, cenaze miydi anlayamadım yani..

Mesela, Helin Avşar derin göğüs dekolteli mini minnacık elbisesiyle profesyonel dansçı partnerinin kollarında süzülürken baktım, gözpınarlarında bir kıpırtı, neredeyse ağlayacak... Ya Özlem Yıldız; artık “ça ça”türü bir şey miydi, yoksa “hip hop” tarzı yeni danslardan biri miydi bilemiyorum, mini eteği elverdiği ölçüde bacaklarını, pardon ritmini konuştururken görüntüde seyirci, gayet hüzünlü bakışlarla tempo tutuyor... Bir adım ötesi toplu yas işte... Zaten dans sonrası, jüri üyesi Sait Sökmen de gayet ağırbaşlı bir biçimde Özlem Hanım’ın vücudunu överek“dansa ne kadar yatkın kıvraklıkta olduğunu”ilan etti... İvana Sert ve Özge Ulusoy’un karalar bağlamışçasına süzülmeleri ve varla yok arası kıyafetleri ise jüri tarafından ağlanası bir yas havasında puanlandırıldı tabii..

Ama gecenin deprem yasına dibine kadar uygun giysileri İlhan Mansız’la, dansçıClare’in üstündeydi; palyaço kıyafetine bürünmüşlerdi... Yüzlerini de palyaço gibi boyamışlardı. İlhan Mansız’ın palyaço suratına deprem yasının ruhuna uygun olarak bir damla gözyaşı resmetmişler miydi inanın tespit edemedim..

- Ben de ufaktan burnumu çekmeye başladım tabii!..

***

Zaten, ilerleyen dakikalarda tutamadım kendimi, bıraktım gitti...

Hele profesyonel dansçıların o geceye özel hazırlanmış gösterisi başlayınca koptum; yasın ciddiyetine, ağırlığına yaraşır bir şekilde dizildiler sahneye.. Tam da hüngür hüngür ağlanacak bir performanstı; uzun yırtmaçların içinden çıkan bacaklar, erkek dansçıların elleri üstünde yükselirken, salona derin bir sessizlik hâkimdi yani...

Ama kim ne derse desin salonun biricik yıldızı sunucu Burcu Esmersoy’du. Az puan alan yarışmacılara verdiği öpücükler, öpücük vermeyenlere “unuttun amaa” çıkışları, yarışmanın sahibi ve jüri üyesi Acun Ilıcalı ile kahkahadan yarılan üzünçlü konuşmaları,İlhan Mansız’ın saç stiliyle ilgili derin yorumlarıyla böyle bir yas, pardon dans programına nasıl da yakıştığını seyirci de teslim etti zaten, huşu içinde alkışlandı...

Bu hüzünlü yarışma öylece uzayıp giderken, baktım katılmaya başlayacağım izlemeyi bıraktım... O nedenle kim birinci oldu, kim Burcu Hanım’ı bir daha öptü bilemiyorum... Zaten, bence “Yok Böyle Dans”ın birincisi kesinlikle Serdar Turgut olmalı... Katıldı mı, katılmadı mı o yas hali içinde fark edemedim ama olsun, tam da 29 Ekim’de, yani Cumhuriyet törenlerinin bile “yastayız”gerekçesiyle yasaklandığı gün yazdığı“Cumhuriyetin en inançlı bayramı” yazısı nedeniyle bu şerefi dibine kadar hak ediyor... Hele şu satırlar:

- Sizi bilmem ama benim gönlüm artık Cumhuriyet Bayramı günlerinde Atatürkresminin asıldığı her yerde yanına Recep Tayyip Erdoğan’ın da resminin asılmasını istiyor. Çünkü bu iki kişi arasında derin bir bağlantı olduğunu hissediyorum...”

Böylesine asil bir “dansçı”ya da üstüne tüy dikilmiş, “duygusal” bir birincilik ödülü gerek... Aslında “demokrat olmayı yaşamının 56’ncı baharında Gülen cemaatindenöğrendiğini” yazan bir köşe yazarına az bile... Hele taa Pennsylvania’larda Fethullah Hoca’nın elini öpüp kol saatini aldıktan sonra, üstüne ne olabilir bilemiyorum...

- Ben işin içinden çıkamadım, ya siz?!..

Ümit Zileli/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget