Bugün Kurban Bayramı’nın ilk günü..
Küslerin barıştığı, küçüklerin büyüklerin elini öptüğü, partiler
arasında bayram kutlamaları adı altında yalancı dostluk gösterileri.. falan filan…
İlhan yaşasaydı kimi dini bayramlarda yaptığı gibi, Pencere’sinden seslenirdi Ahmet Muhip Dıranas’ın mısralarıyla: “Dışarıda bayram / Bayram bize mahrem.”
Çocukluk yıllarımın damağımda tadı kalan eski bayramlarını yazsam…
Nostaljik takıldı desinler, az okuyan çok konuşan kimi gençler eski bayramları anımsatan yazıyı okuyunca, tazeliğini koruyan anılar belleğine yapışıp kalmış desinler, varsın burun kıvırsınlar.
Nereden bilecekler; Orhan Veli’nin 1938’de, bir kasım günü yazdığı bayram şiirini mırıldandığımı:
“Kargalar, sakın anneme söylemeyin!
Bugün toplar atılırken evden kaçıp
Harbiye Nezaretine gideceğim.
Söylemezseniz size macun alırım,
Simit alırım, horoz şekeri alırım
Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar,
Bütün zıpzıplarımı size veririm.
Kargalar ne olur anneme söylemeyin!”
***
Çocuğun Anafartalar Caddesi’nden her geçişinde ünlü Rehber mağazasının vitrinindeki lacivert cekete özlemle baktığını nereden bilecekler?
Nereden bilecekler; çocuğun Resim-İş öğretmenliğinden Ankara Kız Lisesi idare memurluğuna geçen iki erkek çocuklu dul annenin maaşıyla o cekete asla sahip olamayacağı bilincinde olduğunu?
Ama anne, çocuğun gözünün cekette olduğunun farkında. “Piyangodan çıkarsa söz. O ceketi alacağım sana.”
Annenin bu sözü bile mutlu etti çocuğu. Kısıtlı olanaklara karşın, anne, anneanne ve iki çocuk, ailece mutluyduk; o günleri yaşamayanların anlayamayacağı ölçüde.
Sonra? Bir bayram arifesi, anne çocuğu elinden tutup Rehber mağazasına götürdü.
Lacivert ceketi denedi çocuğun üstünde. Paketlendi ceket, eve gelindi.
Anne (adını anımsamadığım) piyangodan 100 lira kazanmış, yarısıyla küçük oğluna o ceketi almıştı!
Bir de Sümerbank’tan ayakkabı.
Çocuk, yatağın ucunda ceket ve ayakkabı.. uyandı bayram sabahı.
***
Orhan Veli ile geldik 1951’re… Sizin anlayacağınız “Delikli Şiir” gibi bir yaşantı:
“Cep delik cepken delik
Yen delik kaftan delik.
Don delik mintan delik
Kevgir misin be kardeşlik?..”
…diye sora sora yürüdük geldik bugünlere…
Bayramlar bayramları, yıllar yılları kovaladı. Neler gördük neler geçirdik.
“…Durmadan işleyen saatlerde / Dişli dişliye karşı; / Dişliler arasında, / Güçsüz güçlüye karşı. / Herkes bir şeye karşı…”
İşsizlik, mapushane, Hürriyet’te 22 yıl. Cumhuriyet’te 26’ncı yıl dolmak üzere.
11 Cumhurbaşkanı, sayısını anımsamadığım sayıda başbakanlar, bakanlar vs vs…
***
Bir özet sunayım size: “Vatan İçin” değişemeyen toplumsal yazgıyı, ta 1946’da yazdı “Boğaz içinde bir garip Orhan Veli”:
“Neler yapmadık şu vatan için / Kimimiz öldük / Kimimiz nutuk söyledik.”
Bugün hâlâ.. kimileri nutuk söylüyor sıcak koltuklarda. Kimilerimiz ölüyor oralarda, uzaklarda…
***
Yazıyı kapatırken dilekçemi onayınıza sunuyorum.
Dostlar, dört gün izin istiyorum. Gelecek hafta perşembe günü işbaşı yapıp, cuma günü yine sizlerle buluşmak üzere…
Cüneyt Arcayürek/Cumhuriyet
Yorum Gönder