15.08.2011 tarihinde bu köşede 'Haşema'lıyı Koru Şortluyu Döv' başlıklı bir yazı yazdım. Bunun son kısmında da 'Yardımınızla Günaha Girmeyin' alt başlığında özel yardım kuruluşlarına dikkat çektim. Bunların ta 1995'lerden itibaren (Bosna'ya toplanan yardım paralarının kötüye kullanılmasına da atıfta bulunarak) yardımları istismar ettiğini yazdım. En belirgin bölüm şu idi: ' Demem odur ki bu tür yardımları; sakın ola ki şu özel dernekler üzerinden yapmayın. IHH imiş; Kimse Yokmu imiş. Bunları boşverin. Resmi devlet kurumumuz olan Kızılay var...'
İşte buna; ismi önemli olaylara karışan IHH isimli örgüt; mahkemeden aldığı, bizi suçlayan kendisini yücelten yücelten bir tekzib (düzeltme yazısı) yolladı.
Tekzibin başımın üstünde yeri var.
Lakin: İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı Onur Özsaraç'ın 16. 09. 2011 tarihinde verdiği bu tekzib kararı, Sayın Yargıç'ın tekzib konusunu içeren 5187 Sayılı Türk Basın Kanunu'nu ya bilmediğini ya da bildiği halde bazı sebeplerden dolayı yanlış kullandığını gösteriyor. Böylece; tekzib kurumu; Türk basınında sansüre dönüştürülüyor.
Mahkeme'nin kararındaki birinci hata şudur: İlgili yargıç; ilgili yazının köşe yazısı olduğunun bile farkında değilmiş gibi davranmaktadır.
Kararda denilenlerin bir bölümü şöyledir: 'Yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerek görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini ve haber verilirken özel biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır.'
Bu kararı veren Mahkeme; kararında 'haber'den söz ederek baktığı davanın konusunun bir 'köşe yazısı' olduğunu bilmediğini ortaya koymuştur.
Ayrıca; Sayın Mahkeme; Yargıtay'ın basının özgürlük alanını genişleten kararlarını hiçe saymış ve basını kıstıran bir anlayışla hüküm üretmiştir.
İlgili köşe yazısı tam anlamıyla kamu görevi yapmak için kaleme alınmıştır. O bölümde; 1990'ların ortalarında Bosna'da toplanan paraların, daha sonra Almanya'da toplanan yardım paralarının kötüye kullandığını söyleyerek salt toplum yararını gözetip halkı uyarıyoruz; Sayın Mahkeme ise belirttiği karardaki ilkelere uyuyoruz diye bizi cezalandıran bir karar veriyor.
Mahkemenin yaptığı 2. büyük hata şudur: Yazımızda IHH isimli örgütün adı 1 yerde geçiyor. En fazla 5 satırlık bir alan bu örgütle ilgili sayılabilir.
Fakat IHH mahkemeye tüm yazıdan daha uzun bir tekzib metni sunuyor. Mahkeme de bunu kabul ediyor. Dünkü gazetede gördünüz tam 62 satır.
Hukukçu olmayışımıza karşın; tekzib kararı veren hakimlere bir hatırlatma yapmak zorunda kalıyorum: Mahkemeyi bu konuda bağlayan kanun; Basın Kanunu'nun 14. maddesinin 2. paragrafıdır.
Bu paragrafta yasa diyor ki: 'Düzeltme ve cevap , ilgili yazıdan uzun olamaz.'
Halbuki Mahkeme'nin kabul ettiği düzeltme metni bizim köşe yazımızdan çok çok uzun. Bu yüzden; İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi, yasaya aykırı bir karar da vermiştir.
HSYK Yönetimi'ne yeniden sesleniyorum: Haber ile köşe yazısını birbirine karıştıran; karar verdiği yasa maddelerini ya bilmeyen ya da dikkate almayan bu yargıç ile ilgili olarak ne yapmak niyetindesiniz?
HSYK yönetimi; sunduğum bu olayı da dikkate alarak; yargının bir sansüre dönüştürdüğü tekzib müessesenini; yasada belirtilen çizgiye getirmek için hemen bir hizmetiçi eğitim semineri başlatmalı.
Şikayetçiyim Sayın Yüksek Yargıçlar, şikayetçiyim..
Rıza Zelyut/GÜNEŞ

Yorum Gönder