19701i yılların ortasında.Türkiye'nin Toplumsal Yapısı.adlı kitabımda.Gelenekçi Liberaller ile Devletçi Seçkinciler ayrımını yaptığım zaman çok eleştiri almıştım...
Hem Ortodoks Marksistler.hem muhafazakârlar.hem liberaller hem de gardırop Atatürkçüleri karşı çıkmıştı bu paradigmama.Oysa bugünkü AKP iktidarı odağında yaklaşık on yıldır devam eden muhafazakârliberalcemaat ittifakı.ne denli doğru bir çözümleme yaptığımı göstermiş bulunuyor...
Daha sonra aynı paradigmayı 19901ı yılların sonunda yazdığım.21.Yüzyılda Türkiye.adlı kitabımda da koruyarak geliştirdim.Aradan geçen yıllar zarfında artık haklılığım anlaşılmış eleştirilerin dozu da azalmış.hatta bazı yazarlar bu yaklaşımımı benimseyerek Türkiye'deki siyasal kamplar hakkında yaptıkları kendi analizlerini de bu paradigmaya dayamaya başlamışlardı.Aslında Türkiye'nin Osmanlı'dan gelen ve Cumhuriyet döneminde devam eden toplumsal yapısı açısından çözümleme mantığım çok basit bir olguya dayalıydı.Osmanlı imparatorluğu'Sanayi Devrimi'm ıskalayarak endüstrileşme sürecinin dışında kaldığı için toplumsal sınıflar klasik Batı çizgisinde.yani sermaye sınıfı ve işçi sınıfı ekseninde gelişememişti...
Nitekim yeni Cumhuriyetin kuruluşu da bu nedenle bir sınıfsal devrimle değil,bir Kurtuluş Savaşı sonunda Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kafalarındaki çağdaş ulusal endüstriyeld emokratik devlet modeline göre oluşturulmuştu.
Kökleri daha Osmanlı dönemindeki Batılılaşma çabaları sırasında atılan bu modelin uygulayıcılarına.Devletçi Seçkinciler.demiştim.Toplumda sermaye birikimi olmadığı ve bunun doğal sonucu olarak burjuvaziyle birlikte işçi sınıfı da gelişemediği için bu kadro.mevcut feodal yapının bir bölümü ve sivilasker bürokratlarla ittifak içinde ,'Atatürk devrimleri'adı verilen çağdaş Cumhuriyet modelini uygulamaya başlamıştı.Bu harekete karşı iki muhalefet gelişti.Birinci muhalefet çizgisi.dintarım imparatorluğunun feodal yapısının devletle bütünleşemeyen kesimlerinden.din ve gelenek kökenli olarak ortaya çıktı.ikinci muhalefetse bu devrimlerin devlet eliyle yapılmasına karşı çıkan ademi merkeziyetçi.liberal.yoksul ve sınıf bilincinden yoksun kalabalıklara dayalı yazarlardan ve politikacılardan geldi.Bu iki çizginin Cumhuriyete karşı muhalefeti.Gelenekçi Liberal.cephe ittifakını doğurdu.işte bu iki karşıt cephenin mücadelesi alttan alta.( ayrıntılar için benim kitabıma bakılabilir.bütün Cumhuriyet döneminde sürdü...Ve günümüzdeki AKP iktidarı odağında.dışardan da destek alarak topluma egemen oldu...
Elbette Türkiye'deki toplumsal ve ekonomik gelişme çağdaş sınıflar çizgisinde ilerledikçe bu cepheler de dağılacak ve ilişkiler sermaye sınıfıişçi sınıfı ilişkileri eksenine oturacaktı.ama olaylar tam böyle cereyan etmedi.Teknolojik gelişmeler.Sovyetlerin yıkılması ve'' Küresel'eşme'nin ABD öncülüğünde tüm dünyaya egemen kılınması.sermayenin yaygınlığını ve gücünü arttırırken işçi sınıfının hem sübjektif hem de objektif gelişmesini durdurdu.Bu nedenle başta İdris Küçükömer olmak kaydıyla.pek çok sosyal ve siyasal bilimciyi yanıltan klasik Batı modeli çözümlemeleri ülkemizde hâlâ tam geçerli değil...ittifaklar hâlâ siyasalideolojik düzlemde gerçekleştiriliyor.Üstelik sınıfsal gelişmelerin'Küreselleşme'bağlamında duraklaması bir yana.sahneye yeniden ırk ve din kavramları yani kimlik siyaseti egemen oldu...
2011 seçimlerinden hemen önce başlayan ve seçimlerden sonra artarak süren.AKPcemaat birlikteliğiyle liberaller arasındaki çatlak işte böyle bir sürecin sonunda ortaya çıktı.Önce cemaatçi yazariarca.yol ayrımı.olarak dile getirilen.sonra özgürlüklerin sınırını.25 kuruşa simit yok artık.diyerek çizen Başbakan Erdoğan tarafından bizzat ifade edilen.Gelenekçi Liberal.cephe içindeki bu çatlak.bugüne kadar olduğu gibi bugün de sınıfsal temellerden yoksun...
Artık sınıfsal farklılıkların yerini alan din ve ırk farklılıkları ekseninde oluşan.üstelik de demokrasi ve insan hakları temelinde ortaya çıkan siyasal bir sürtüşme...
Bakalım iki yüzlü emperyalizm bu çatlak çerçevesinde hangi yüzünü çevirecek Türkiye'ye.İnsan hakları ve demokrasi şampiyonluğu yapan yüzünü mü...
Yoksa.Benim emrinde olduğun sürece her türlü otoriterliğe ve totaliterliğe izin var yüzünü mü Ve bu çatlak çerçevesinde yaşanacak itiş kakışlar daha ne kadar mide bulandırıcı davranışa ve yazıya yol açacak !
Emre Kongar/Cumhuriyet
Yorum Gönder