Geçmişi Anımsarken... - Orhan Erinç

Bugün sizi 143 yıl öncesine götürmeye ' çalışacağım. Beceremezsem kusuruma bakmayın. Geçmişi anarak bugüne gönderme yapmak gibi bir niyetim yok. Ama siz doğal olarak özgürsünüz.
29 Mart 1869, Divanı Ahkâmı Adliye Nâzın (Bugünkü Adalet Bakanı) ve Mecelle'yı kaleme alan ekibin başkanı Ahmet Cevdet
Paşa'nın Mecelle'nin yazılma gerekçesini ve İlk bölümünü Bakanlar Kurulu'na, sultanın (Abdülaziz) onayına sunulmak üzere verdiği
Ahmet Cevdet Paşa'nın Mecelle maddelerinin neredeyse tümünü kaleme alan ya da düzelten kişi olduğu düşünülürse, "Genel Gerekçe Tasarısı"nı yazmıştır demek yanlış olmaz.
***
Ahmet Cevdet Paşa, Genel Gerekçe Tasarısı'nın ilk bölümünde şunları yazıyor. (Osmanlıca fıkıh terimleri dışındaki sözcüklerin yerine parantez içinde Türkçelerini yazdım.. O.E.)
"Yüksek makamınızda (bilindiği) üzere fıkıh ilminin (şeriatın usul ve hükümleri) dünya ile alakalı olan kısmı münakahat (aile hukuku), muamelat (alışveriş) ve ukubat (cezalar) kısımlarına ayrıldığı gibi medeni ve (ilerlemiş) milletlerin (anayasaları) da bu uç kısma ayrılıp, muamelat (bölümü) medeni kanun diye isimlendirilir.
Fakat bu (yüzyıllarda) ticari muameleler pek fazla gelişmiş olduğundan poliçe ve iflas gibi pek çok hususlar da temel kanundan (ayrık tutulmuş) ve bu (ayrıksı) meseleleri içine alan bir de Ticaret Kanunnamesi tanzim edilmiştir ki ticari hususlarda ona uyulup diğer hususlarda medeni kanuna başvurulur. Mesela bir ticaret mahkemesinde ticaret kanunu (uyarınca) görülen bir davanın (ipotek), (kefil olma) (bir iş için birini yetkili kılma) gibi (ayrıntı) sayılan bazı hususlarında temel kanuna müracaat edilmektedir. Suçların sebep olduğu adi hukuk davalarında da bu yol (izleniyor). Medeni kanunun yerine Devleti Âliye 'de (Osmanlı Devleti'nde) eski ve yeni pek çok kanun ve (tüzüklerle yönetmelikler) yapılmıştır.

Her ne kadar bunlar bütün (işlemlerin) (çözümüne yeterli) değilse da fıkıh ilminin muamelat kısmı bu husustaki İhtiyaçlara yeter de artar. Ayrıca davaların şeriat ve Kanuna (bırakılmasında) bazı zorluklar görülmekte İse de (Yargıtay Hukuk Daireleri), hâkimlerin (başkanlığı) altında şer'i davalara baktıkları gibi (Yargıtay'da) (kurallara) göre görülen (konular) da yine onlar tarafından karara bağlanmakta, bu tip problemler (çözümlenmektedir). Şu kadar var ki (sivil yönetimsel) kanun ve nizamların esas ve kaynağı fıkıh ilmi olarak nizamlara göre bakılan (sorunların) bile birçok (ayrıntıya) dair olan husustan fıkha alt meseleleri (inceleme) ile (eskiden beri çözümleyip gelen) Temyiz Mahkemesi (üyeleri) ise fıkhı meseleleri (gereği kadar bilmediklerinden) güya hakim efendiler mevcut kanun ve nizamların (dışında) olmak Özere duruşmaları İstedikleri kalıba döküyorlar (gözü) ile bakılıp birtakım (kötü sanılara) kapılarak dedikoduya sebep oluyorlar."
Saltanat döneminde kuralların geçerli olabilmesi için sultanların, kendilerine önerilenleri beğenmesi ve üzerine "mucibince amel oluna" yeni "Gereği gibi uygulana" yazması gerekiyordu.
Ahmet Cevdet Paşa bu nedenle tasarıyı şöyle bitiriyordu.
"Yorumu gerektiren meselelerde Müslümanların (başkanı) herhangi bir (söz) İle (uygulanmak) üzere emrederse (gerektirdiği) şekilde (uygulanması) vacip (Allah'ın emri olan farzlara yakın düzeyde) olduğundan (sunuşumuz) yüksek (sultanın vekili sadrazamlıkça) da (doğru bulunursa) ekte (sunulan) Mecelle'nin üstüne halife hazretlerinin (el yazılan) ile (buyruğu) alınmak (üzere...)"
Bilmem becerebildim mi?

Orhan Erinç/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget