Çifte Standart - Gündüz Akgül

Çifte Standart - Gündüz Akgül
Cumhurbaşkanı verdiği demeçte, “Suriye'nin kuzeyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun buna engel olacağız. Biz bölgede demografik yapının değiştirilmesine göz yummayacağız.” Demiş…
Doğru söylemiş…
Köklü ulus devletler yerine komşularımızın, ona buna hizmet için emperyalistlerin istekleri ve yardımlarıyla ırkçı küçük grup devletçiklerden oluşması, ulusal çıkarlarımız açısında zararlıdır…
Tabii ki çifte standart olmamak koşuluyla…
2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden bu yana, Irak’ın kuzeyinde özerkliğini ilan eden ve fiilen bir devlet olmakla birlikte hala resmen devlet olarak kabul edilmeyen “Kürdistan Bölge Yönetimi’ne ” 13 yıllık AKP iktidarı döneminde itiraz ettiğimizi anımsamıyorum…
Bu durum çifte standart değil midir?
Bir dönemler Barzani, postal yalayıcı olarak nitelendirilirken, birden bire ne oldu da kırmızı halılarla karşılandı, devletin en üst katında devlet başkanı gibi ağırlandı…
Bu çifte standardı anlamakta güçlük çekiyorum…
Hep böyle mi yapacağız?
Ulusal çıkarlarımıza değil de, kişisel çıkarlarımıza göre mi değerlendirme yapacağız…
Cumhurbaşkanı ayrıca, “Türkiye Suriye’deki özgürlük mücadelesine elbette destek veriyor. Irak’takilere elbette iyi niyetle yaklaşıyor. Ama bunu yaparken teröristlerle bir araya gelmiyor. Ne devlet terörü estiren Esed ile ne de oradaki diğer terör gruplarıyla Türkiye'yi kimse yan yana gösteremez.” Demiş…
Yine doğru söylemiş…
Türkiye devletinin terör örgütleriyle bir arada görünmesi elbette büyük devlet oluşumuzla bağdaşmıyor. İnsanlık düşmanı her türlü terörün karşında yer almamız hem çıkarlarımız, hem de insanlık adına kaçınılmazdır…
Ancak, uzun bir zamandan beri, gerek dış devletler tarafından ileri sürülen savlar, gerekse Cumhuriyet gazetesinin yayımladığı belgeler, ülkemizin IŞID denilen kanlı terör örgütüne yardım ettiği söylenmektedir…
Eğer bu korkutucu savlar doğru ise bu çifte standart değil de nedir?
Oslo görüşmeleri, çifte standart değil de nedir?
“Eğri oturup doğru konuşmak gerekir” diye bir özdeyişimiz vardır…
Eğri oturup doğru konuşursak…
Ne yazık ki söylemlerle, eylemler uyuşmuyor…
Yine bir özdeyişle durumumuza baktığımızda…
“Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete”…
Sonumuz hayrola…

29.06.2015
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget