Yoksullara Yardım Edelim - Cevat Kulaksız

Toplum içinde yardımlaşmayı, dayanışmayı ne denli etkin yaparsak, aramızda sevgi, saygı, dayanışma duygusu artar. Her insan dara düşebilir, yoksullaşabilir,

Kış mevsiminin en soğuk geçtiği şu günlerde, mahallemizde, yöremizde, sokaklarda nice yoksullarımız, dara düşenlerimiz bizlerden yardım bekliyorlar. Birçok insan, ne ki hayvanlar bile durmadan rızkını, yiyeceğini temin etmek için çaba içindeler.
Toplum içinde yardımlaşmayı, dayanışmayı ne denli etkin yaparsak, aramızda sevgi, saygı, dayanışma duygusu artar. Her insan dara düşebilir,  yoksullaşabilir,  el veriri ki öyle düşmüş ve veya yoksullaşan insanların elinden tutalım veya gerekli yardım dernek ve vakıflarla yönlendirip gerekli yardımlaşmayı sağlayalım.  Zaten bütün dinlerde yoksullara yardım dayanışması olduğunu biliriz. Sosyal toplum, darlığı da, bolluğu da; üzüntüyü de, neşeyi de paylaşırsa o toplum huzurludur.
Bu genel girişten sonra, sokaklarda tanık olduğum bir iki örneğe yer vereceğim.

Yoksullara Yardım Edelim - Cevat Kulaksız
8 Ocak 2016 Cuma günü,  insanların buz gibi Ankara soğuğunda titreyerek, lahana gibi kat kat giydikleri giysileri içinde üşüyerek yürüdükleri Maltepe’de GMK Bulvarında kaldırımda yürürken bir kenara oturmuş, elinde beyaz bastonu olan görme engelli bir kadına rastladım. Kucağına doldurduğu kâğıt mendilleri satmaya çalışıyor, diğer elinde tuttuğu beyaz bastonu ile başı dik, adeta fısıldayan bir sesle “Allah rızası için bir mendil alın” diyordu. Ellerinde, parmakları dışarıda duran bir siyah eldiven, başını bir siyah başörtüsü ile sarmış, sırtında kürklü bir mont varsa da titriyor, gelip geçenden yardım bekliyordu. İşte bu dünya böyledir, her insanın kendine göre bir yaşam biçimi var. Cebimle resim çektiğimin farkında bile değildi, belki de kapkara dünyasından bakıyordu bu dünyanın soğuğuna, sıkıntısına.
Oradan Metro ile Kızılay’a geçtim. Kızılay Güvenpark’tan geçerken parkta, güvercinler, serçeler, sığırcıklar da yiyecek bir şeyler arıyorlar, beri öte sıçrayıp duruyorlardı. Biraz yürüyünce çiçek satanları gördüm, onlar da öteki canlılar gibi yiyecek, geçim derdi ile çabalıyorlar. Resim çektiğimi görünce, bir çiçekçi “bu adam niye bizim resmimizi çekiyor” diye söyleniyordu. Ben sadece bir resimle bu dünyaya, insanlara ayna tuttum. Herkes geçim için, “rısk” için bir şeylerle meşguldü, yaşamın içinde.

Yoksullara Yardım Edelim - Cevat Kulaksız
 Daha sonra yürürken rastladığım orta yaşlı bir adam kaldırım bir banka oturmuş titreyerek elinde zor okunan bir karton kâğıt tutuyordu, resimde görüldüğü gibi kâğıttaki yazı okunmuyordu. Kendisine yaklaşıp resmini çekebilir miyim dedim, adam hemen, “çekebilirsin” dedi.  Ama pek çok dilenci resim çektirmeyi istemez, çünkü kimi sahte dilenci, yani muhtaç olmadığı halde dilenen kimseler, kimi utanır çektirmez. Bu dünya böyle, kimi kişi dilenir, kimi kişi hırsızlık yapar, kimi bir işte çalışır.
İsmini dahi soramadığım adam, öylesine dara düşmüş ki, hiçbir şeyden çekinmiyor, daha doğrusu, öylesine çaresiz kalmış ki, hiçbir şey onu etkilemiyordu. Elindeki karton kâğıtta, belli ki kendi yazmıştı, aynen yazdığı biçimde yazı şöyle idi:
“Açık kalp (Aort) ANEVERİZMA Böbrek ve mesane Ameliyatlıyım. Dilenci değilim, çalışamıyorum, Çaresizim Allah’tan başka kimsem yok, Allah için yardım edin”.
Evet, gerçekten aynen böyle yazıyordu. Resmini çektikten sonra, acele olarak şunları bana söyledi:  “Etimesut’ta kirada oturuyorum, eşimden ayrıldım, tek başıma yaşıyorum, ev kirasını ödeyemiyorum, çalışamıyorum, hastalık bir yandan, çaresizim, ben dilenci değilim. Kaymakamlığa Fakir Fukara Fonuna yardım için başvurdum. Ben özel sektörden çok az maaşla emekliyim, yetmiyor, “sen emeklisin” dediler yardım etmediler. Geçinemediğim için komşuların, onun bunun yardımı ile geçimimi sağlıyorum, çaresizlikten bu hallere düştüm”.
O ameliyatları geçiren, sağlık sorunu olan bir insan, Ankara’nın ayazında böylesine saatlerce sokaklarda nasıl oturur. Etimesgut Belediyesi mi, Büyükşehir Belediyesi mi olur, bir kurum mu, böylesine yoksullara elin uzatmalı yardım etmelidir.
Vay bu dünya böyle işte, halkın ağzında dolanıp duran amiyane bir özdeyiş denk düştü de onunla bitireyim dedim, “vay dünya kimine kavun yedirirsin, kimine şalak; bana da verdin bir açı kelek”.

“Feleğe sorduraydım
Derdimi bildireydim,
Yazımı yanlış yazmış,
Kalemi kırdıraydım”. 


 Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget