Dersim’den Pkk’ya Pkk’dan Akp’ye - Cevat Kulaksız

Ergenekon yalan çıktı; Casusluk davası yalan çıktı; komiseri geziciler öldürdü yalan çıktı; Balyoz yalan çıktı; başörtülü bacıma saldırdılar yalan çıktı;

Dersim’den Pkk’ya Pkk’dan Akp’ye - Cevat Kulaksız
AKP-RTE iktidarı, siyasi çıkar için muhalifleri, muhalefeti susturmak, itibarsızlaştırmak için her türlü suçlama ve iftiralara başvuruyor. İsterseniz aklımıza ilk takılan bu yalan ve iftiraları bir parantezle sayabiliriz.

(Ergenekon yalan çıktı; Casusluk davası yalan çıktı; komiseri geziciler öldürdü yalan çıktı;  Balyoz yalan çıktı; başörtülü bacıma saldırdılar yalan çıktı;  camide içki içtiler yalan çıktı;  Sümeyye’ye suikast yalan çıktı;  Arınç’a suikast yalan çıktı;  “dış borcu bitirdik” dediler, 2002 yılında devir aldıklarında ülkenin iç ve dış borcu 218 milyardı, 13 yılda 620 milyar dolara çıkardılar vb bunları siz çoğaltabilirsiniz. Hatırlayınız Osmanlı’da böyle borçla battı).


“CAMİLERİ KAPATTILAR” İFTİRASI

Hele R.T. Erdoğan’ın CHP ye ve onun nazarında İsmet İnönü’ye defalarca söylenmiş “camileri kapattılar”  (“üstelik iki ayyaş” sözü söylenmişken) iftirası ki, bunu açıklamadan geçemem. Bilmeyenler için bunu biraz açalım.

İkinci Dünya Savaşı, 1940 lı yılları ve Türkiye’de tek parti iktidarı var, ülke CHP tarafından yönetilmekte. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü.  Avrupa’dan Amerika’ya, Japonya’ya kadar dünya ateşler içinde; Hitler Faşizmi Yunanistan’a kadar Avrupa’yı tepelemiş, Türkiye’ye dayanmış. Türkiye’de Almanlar “uçaklarla bombalar” endişesi ile geceleri karatmalar yapılıyor. Türk ordusunda askerlik dört yıla çıkmış, fakir devletimiz bir milyondan fazla askeri silâhaltına almış. Kâh İngilizler “bizim tarafta savaşa gir” diye,  kâh Almanlar “bizim tarafta savaşa gir” diye baskı yapmaktalar. Ülke Köy Enstitüleri hamlesi ile eğitim seferberliğinde, ülke devrimler ile kalkınma hamleleri içinde, hem de Osmanlının Duyunu-u Umumiden kalan borcunu ödemekte. İşte İsmet Paşa’lı CHP yönetimi bu sıkıntı ve baskılar altında “belki savaşa gireriz” korkusu ile hükümet vatandaştan topladığı buğdayları koyacak yer bulamamış, silo yapması zaman ve para gerektiriyor. Onun için köylüden topladığı buğdayı iyi korumak için bazı camilere buğday doldurmak zorunda kalmış. Dünya savaş içinde, milyonlarca insan evlerinde, cephelerde, şehirlerinde can veriyor.(Dünya yaratıldıktan beri savaşların içinde en büyük insan kaybı ve yirmi milyondan fazla insan bu savaşta yok oldu). Hal böyleyken, pusuda bekleyen gericiler, devrim, Cumhuriyet,  Atatürk düşmanları “camileri de kapattılar” yaygarasını yaymaya ve CHP yi kötülemeye devam ettiler ki taa RTE ye kadar.  Cumhuriyet tarihinde CHP kadar hiçbir parti böylesine haksız, insafsız iftiraya uğramamıştır. Cumhuriyet gericilerinin Osmanlı hayranı son padişahı RTE, kâh “camide içki içtiler” iftirası yanında kâh “camileri kapattılar”  diye en haksız iftirasını tekrarlayıp duruyor.  Unutmayalım ki, İtilaf devletleri tarafından İstanbul 16 Mart 1920 de işgal edilmeden az önce pek çok hazine eşyaları, Niğde’deki camilere taşınmıştır. Savaş koşulları böyledir işte, kiliseler de, camiler de savaş boyunca kullanılır, kullanılmıştır. Bunu demokrasi aymazlarının kınaması kadar cehalet olamaz.

Bu iftiralar karşısında, yazısından alıntı yapıp yararlandığım Sayın Soner Yalçın, 31.12.15 günlü Sözcü’ deki CHP ye yapılan iftiralar karşısında “Özür Meselesi Unutulmasın” başlıklı yazısında Erdoğan’ın Dersim’deki [i] isyanda hayatlarını kaybedenler için güya özür diliyor ve yine CHP suçluyordu. [ii]

DERSİM’DE CHP Yİ SUÇLARKEN KİN VE DÜŞMANLIK YARATIYOR

Doğu ve Güney doğu Anadolu Bölgesindeki Kürt hareketini “açılım” adı altında kendince anlaşma zeminine girerken,  Kürtlere hoş görünüp bölgeden oy alabilmek ve CHP yi halkın gözünde kötü göstermek için Dersim İsyanı’ndaki Kürt kayıplarını kaşıyarak halkı CHP ye karşı kışkırtıyor. Hani o isyanların olduğu 1937-1938 yılları CHP nin tek partili iktidar yılları ya, CHP yi bölge halkının nazarında küçültmek, kötülemekle devlete isyan etmiş Dersim’deki Kürt halkının 74 yıl sonra yaralarını kaşıyarak kin ve düşmanlığı tazeliyor, körüklüyor;  böylece CHP muhalefetini kötüleyeyim derken, devlet bütünlüğüne zarar veriyor. Bu nasıl siyaset ki, oy için, muhalefeti kötülemek için devlet içinde kin ve düşmanlık yaratıyor.

Genç Cumhuriyet, işgal görmüş, yanmış yıkılmış vatan üstünde, bin bir sıkıntı ve yokluk içinde, Cumhuriyete kasteden Dersim İsyanı’nı kısa zamanda bastırıyor.

DERSİM’İ SUÇLUYORSUN AMA PKK YI NİYE ÖNLEMİYORSUN

Ama Dersimden 74 yıl sonra, elinde modern silahları, uçakları, imkânları varken,  AKP-RTE iktidarları 13 yıllık iktidarlarında PKK terörünü bastıracağı yerde, (hele iktidara geldikleri 2002 yıllarında bu terör hemen hemen sıfırlanmışken) bu terör olayının nerelere getirdiklerini üzüntü ile izliyoruz. 13 yıl önce PKK terörü sınır ötesi ve yurt içinde dağlarda, mağaralarda gizli iken, bu iktidarın “kandırıldık” aymazlığı ile şimdi şehir ve ilçelere yerleşmiş, haftalarca sokağa çıkma yasakları, sokak savaşları şeklinde artarak devam etmekte. Bunun sebebi AKP-RTE iktidarı değil midir? Eşkıya ile pazarlık, anlaşma olur mu? Eşkıya ile müzakere olmaz, eşkıya ile mücadele edilir. Yüz verdikçe astarını ister, ödün verdikçe kat kat bedel ister; üstelik devletmiş gibi PKK eşkıyasını muhatap alarak onu meşrulaştırmış oluyorsun. Ne oldu şimdi, şehir sokaklarından atamıyorsun PKK terörünü; Güney doğu şehirlerinin sokakları, caddeleri hendekten, engellerden, patlayıcılardan geçilmiyor. Dersim için suçlama yaparken 13 yıldır neden PKK terörünü önleyemedin?[iii]

CHP yi kötülerken, 90 yıllık Cumhuriyeti, Kuvaayi Milliye’nin kahramanlarını da  (Atatürk ve İnönü’yü)  kötülüyordu, hem de “üç ayyaş” diyerek.

PKK TÜKRÜĞÜYLE BOĞARMIŞ

Üç buçuk yıllık “Kürt Açılımı” arasında PKK nın AKP-RTE sayesinde Güney doğunun şehirlerinde silahlarıyla, bombalarıyla güçlendiğini gören Yüksekova’daki bir protesto eyleminde  HDP Hakkâri Milletvekili Abdullah Zeydan,  şunları söyleyerek hayasızca havalara giriyordu:  "PKK, Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu güller bahçesine çevirmek için ortaya çıkmış barış ve halk hareketidir. Eğer PKK Türkiye’yi güller bahçesine çevirmek istemeseydi, PKK’nın öyle bir gücü var ki, sizi tükürüğüyle boğar" . [iv]
Dersim’den Pkk’ya Pkk’dan Akp’ye - Cevat Kulaksız

DERSİM KERBELA’YA MI BENZİYOR?

R.T. Erdoğan daha Cumhurbaşkanı olmadan önce, 23 Kasım 2011 de bakın ne diyor:

“Evet değerli arkadaşlarım, sayısı bugün dahi bilinmeyen, tahmin edilen binlerce insan, kadın ve çocuk katlediliyor, yuvalar yıkılıyor, binlerce insan batıya göç ettiriliyor…
Dersim yakın tarihimizdeki en acı en trajik olaylardan biridir. Bu kanlı eserin sahibi olan CHP’dir. CHP’nin Tunceli milletvekilleridir. Tunceli kökenli Genel Başkanı’dır…
Kılıçdaroğlu nereye kaçıyorsun. Bunlardan nasıl sıyrılacaksın. Ben mi özür dileyeceğim, sen mi özür dileyeceksin. Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa böyle bir literatür varsa, ben özür dilerim, diliyorum. Ancak CHP zihniyeti adına özür dilemesi gereken varsa güya ‘yeni CHP’nin genel başkanıyım’ diyorsun sensin. Hadi onurunu kurtar bakalım…”

Yine Başbakan Davutoğlu 8 Kasım 2013 de, “4. Uluslararası Hacıbektaş Aşure Günü” etkinliğinin açılış töreninde şöyle konuşuyordu:
“Çünkü o (Dersim) katliam kime karşı yapılmış olursa olsun gerçekten bir Kerbela idi. Modern bir Kerbela idi. Biz ona açık yüreklilikle karşı çıktık. Bir tek canın, bir tek tenindeki tek bir tüy zarar görecekse bizim için her makam ve her mevki boştur.”[v]

10 Kasım 2009 tarihinde TBMM’de “Kürt Açılımı” konusunda CHP adına söz alan Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen şu konuşmayla Mecliste fırtına yaratıyordu:
“Değerli arkadaşlarım ‘Analar ağlamasın’ diyorlar. Maalesef, bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz var. Hepsinin anası ağladı. Bir kişi çıkıp da ‘Analar ağlamasın. Biz bu savaştan vazgeçelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda analar ağlamadı mı? Kimse çıkıp da ‘Analar ağlamasın. Biz şu Yunanlılarla anlaşalım’ dedi mi? Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı? Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Bir tek kişi Türkiye’de çıkıp da ‘Analar ağlamasın diye, bu mücadeleyi durduralım’ dedi mi? Dünyada diyen var mı? Amerika’da bir saat içinde 3 bin kişiyi öldürdü teröristler. Bir Amerikalı devlet adamı çıkıp da ‘Aman, analar ağlamasın. Şu teröristlerle bir uzlaşalım’ dedi mi?

Ama AKP-RTE yönetimi, boş bir çaba ile “analar ağlamasın” diyerek PKK eşkıyası ile anlaşmaya çalıştı. Sonucunu gördük, bölünmekte olan vatan, verilen şehitler. [vi]

Dersim İsyanını anımsayınız, bazı Kürt aşiretleri, başta İngiltere olmak üzere bazı emperyalist ülkeler, dış mihrakların destek ve kışkırtması ile vergi vermemek, askere gitmemek için, ağalık düzenine direnmek için isyan ediyor,  karakollara baskınlar yapıp askerleri katlediyorlar, köprüleri yakıyorlar ve yeni TC ine isyan ediyorlardı. Devlet bunlara seyir mi kalacaktı, şimdikilerin dediği gibi, “analar ağlamasın“ diye asi Kürt aşiretlerine yalvaracak mıydı? Hangi devlet olursa olsun, devletine, yasalarına asi olanı, kan döken, ulusal servete zarar veren asileri en şiddetli şekilde bastırır. Devletine isyan etmiş, devlet adına vatanın bütünlüğü, birliği için mücadele eden asilere karşı yapılan askeri harekâttaki kayıplar için zamanın tek partisi CHP yi suçlamak, özür dilemeye zorlamak, PKK düşüncesine ve emellerine ödün vermek olur, ihanet olur. Siyasi çıkar sağlamak ve karşısındaki ana muhalefeti, Dersim isyanını bastırıp vatanın bütünlüğünü sağlayan CHP iktidarını suçlamak, özür dilemeye zorlamak en ağır insafsızlıktır, ülkeyi bölmeye teşvik kadar bir ihanettir.

Şimdi burada AKP-RTE iktidarlarına sormak gerekir,  iktidara geldiğiniz 2002 de PKK terörü, ordumuzun gayreti ile nerede ise sıfırlanmıştı. Ama 2002 sonra aynı iktidar süresince o bölge bölünmek için PKK nın Meclisteki temsilcileri “özyönetim” adı altında özerklik istemekte. İktidarınızla PKK Terörünü dağlardan şehirlere indirdiniz. Yine dizi dizi şehitler gelmekte, analar ağlamakta, vatan bölünmekte, nerde ise harap olan il ve ilçelerde iç savaş yaşanmakta. Günler haftalar süren sokağa çıkma yasakları uygulanmakta. Hukukçular, uzun süren sokağa çıkma yasağının hukuksuz olduğunu söylerken, bunun için sıkıyönetim ilan edilmesi gerektiğini önermekteler. Vatan tehlikede olduğuna göre, AKP-RTE iktidarı, hukuksuzluğu önlemek için hemen sıkıyönetim ilan etmesi gerekir.

Dersim’den Pkk’ya Pkk’dan Akp’ye - Cevat Kulaksız

BAŞKANLIK İSTEMESİ KENDİNİ KURTARMAK İÇİNDİR.

Ülkenin içte ve dışta onca sorunu varken, RTE nin durmadan “başkanlık da başkanlık” demesi oldukça manidardır. AKP-RTE nin durmadan Anayasa değişikliği istemesinin tek nedeni var. Kendi çıkar ve suçlarına kılıf hazırlamaktır.

13 yıl Anayasa Komisyonu üyeliğinde,  aynı dönemde 2 yıl Uzlaşma Komisyonu’nda görev yapan ve AKP lilerin ruhunu bilen, onların ne istediğini sezen eski Konya Milletvekili Atilla Kart bakınız ne diyor:

 “13 yılın gözlemiyle söylüyorum, AKP’nin Anayasa’da yapmak istediği düzenlemenin kuvvetler ayrılığıyla, demokratik bir anayasa yapılmasıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Düzenlemenin hedefi ve temeli Erdoğan’ın mutlak iktidarını sağlamak, geçmişe yönelik olarak kendisine ve en yakın çalışma kadrosuna anayasal ve yasal himaye sağlamaktır.”  [vii]

 Dersim İsyanı kısa zamanda bastırıldı, bastırılırken de insan kayıplarını diline dolayan AKP-RTE iktidarına tekrar sormak gerekir; neden 30 yıldan fazla bir zamandır 30 binden fazla insan kaybına neden olan, mücadele ettiğiniz PKK terörünü 13 yıllık iktidarınızda önleyemediniz.

İşte üç buçuk yıl açılım adı altında PKK nın ara molasına kanan AKP-RTE iktidarı, o bölgede yüzlerce militan oraya buraya cephane, patlayıcı yerleştirirken, bomba çukurlu tuzak engelleri yaparken seyirci kalıyordu. Ayrıca operasyon yapmak isteyen asker ve polisin hareketini valilik onayına verdikleri için, valinin emrinden çıkamıyordu. Valiler, “aman açılım sürecindeyiz, anlaşma ihtimali var” diyerek hiçbir operasyona izin vermiyorlar, PKK nin bölgeye yerleşmesine adeta kolaylık sağlıyorlardı.

İktidar da, “açılımın” hoşluğunda boşluğunda, bölge halkının oyunu almak ve de onlara şirin görünmek için Dersim İsyanındaki kayıpları diline doluyor, zamanın tek partisi CHP ye yükleniyordu. Ama böylece de, Dersim’i diline dolayıp CHP yi kötülerken, bu kayıplardan “katil devlet” düşmanlığını da sorumsuzca halka körüklüyordu.

Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com
DİPNOTLAR

[i] Dersim İsyanı nasıl başladı:
Tunceli ili'nde 1937-38 yıllarında merkezi hükümetle Dersim aşiretleri arasındaki anlaşmazlıklar sonucu yaşanan olaylara verilen isimdir. Dersim'de mutlak devlet hakimiyetini sağlamak için Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından harekât düzenlendi. Harekât neticesinde bölgede yaşayan 13.000'den fazla sivil ile 110 asker öldü ve 12.000'e yakın insan zorunlu göçe tabi tutuldu. 1937 yılında Atatürk Singeç Köprüsü'nün açılışını yapmak üzere Dersim'e gelecekti. Bu köprünün bir ucunda güvenliği sağlamak amacıyla bir askeri karakol bulunuyordu. İsmail Hakkı adlı bir teğmen'in komutasındaki karakola isyancılar tarafından saldırı düzenlendi. Karakol yakıldı ve 33 askerin tümü öldürüldü. 27 Mart 1937 tarihinde Tunceli-Erzincan yolundaki bir köprü Haydaran ve Demanan aşiretleri tarafından yakılır. Diğer Türk Birlikleri ile bağlantı kurulmasın diye Dersimli gruplar tarafından bölgenin telefon hatları kesilir. Jandarma birliklerine pusu kurulur. Pax bucağı karakoluna baskın düzenlenir. Seyit Rıza bizzat Sin Karakolu'nun da basılması için asi milislere emir verir. Bölgedeki 9. Seyyar Jandarma Taburu'na da baskın düzenlenir. Kendi vatandaşlarından kurulu düzensiz gerilla kuvvetlerine karşı savaşmak üzere eğitilmemiş ve bu yönde bir hazırlığı olmayan askeri kuvvetler kendilerini korumakta zaafiyet içine düşerler. Birçok askeri birlik basılarak askerler öldürülür ve yaralanır. Asiler Mazgirt Köprüsü'nü tahrip ederler. https://tr.wikipedia.org/wiki/Dersim_%C4%B0syan%C4%B1

[ii] Özür Meselesi Unutulmasın Soner Yalçın Sözcü 31.12.15

[iii] PKK terörü nasıl başladı? 
15 Ağustos 1984 tarihinde Abdullah Öcalan'ın emir ve talimatıyla Siirt'in Eruh ve Hakkâri'nin Şemdinli ilçelerine PKK baskın usulü saldırıdır. Örgüt mensupları karakollara ve askeri lojmanlara bombalı ve silahlı saldırı düzenledi. Bu saldırılar sonucu nöbetçi er Süleyman Aydın öldü. 3 sivil ve 9 asker yaralandı. Jandarma birliğine ait çok sayıda silah, mühimmat, malzeme gasp edildi. PKK elemanları her iki ilçeyi de bir süre ellerinde tutarak ilçe meydanında ve cami minarelerinden propaganda yaptı. Aynı zamanda saldırganlar Ziraat Bankası'nı soymak amacıyla banka personelinin evlerine baskın yaptılar. Bu saldırı örgütün yaptığı ilk büyük saldırı olarak kabul edilir. https://tr.wikipedia.org/wiki/15_A%C4%9Fustos_1984_PKK_sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1

[iv] http://www.milliyet.com.tr/hdp-li-vekil-abdullah-zeydan pkk/siyaset/detay/2093162/default.htm

[v] Özür Meselesi Unutulmasın Soner Yalçın Sözcü 31.12.15

[vi] Özür Meselesi Unutulmasın Soner Yalçın Sözcü 31.12.15

[vii] Sıfırlanan CHP hafızası oldu.

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget