Çan’ın beş kez çalması olaganlaşıyor mu?

Ne yazık ki bilinen bir öyküyü son zamanlarda sıkça tekrarlamak zorunda bırakılıyoruz… Öykümüz şöyle;

Çan’ın beş kez çalması olaganlaşıyor mu?
 Ne yazık ki bilinen bir öyküyü son zamanlarda sıkça tekrarlamak zorunda bırakılıyoruz…
Öykümüz şöyle;
“Ölümlerin “Çan çalarak” ilan edildiği bir ülke varmış…
Çan;
Bir defa çalındığında, “halktan biri” ölmüştür…
İki defa çalındığında, halk içinden tanınmış, “eşraftan biri” ölmüştür…
Üç defa çalındığında, saray çevresinden, yani “bürokrasiden biri” ölmüştür…
Dört defa üst üste çalındığında ise “Kral” ölmüştür…
Günün birinde yine bir çan sesi duyulur. İnsanlar, biri öldü sanırlar…
Peşinden hemen ikincisi, üçüncüsü, dördüncüsü çalar…
Halk, “Kral öldü” heyecanıyla kilisenin etrafında toplanmaya başlamışlar…
Ama o da ne! Çan beşinci defa çalar…
Meraklanan kalabalık, çan sesinin geldiği yere koşar...
“Ne oldu? Kim öldü? Nedir bu beş çan sesi?” diye soranlara:
Çancı, “Adalet öldü! Bu ülkede adalet öldü.” Der…”
Sonrada, mahkemede haklı olduğu davasında nasıl haksızlığa uğradığını toplanan kalabalığa anlatır…
Son zamanlarda ülkemiz yargısı tarafından verilen kararlar, herkesi şaşırttığı gibi biz hukukçuları şaşırtmakla birlikte içimizi sızlatmaktadır…
Bir dönemler gururla ve tarafsızca, hiç bir baskıya boyun eğmeden uyguladığımız hukuk kurallarının, kişilere, yakınıcılara ve siyasi otoritenin isteklerine göre uygulanması içimizi sızlatmaktadır…
Çünkü biz hukukçular çok iyi biliyoruz ki;
Hukuk, günün birinde herkese gerekecek, o günde uygulanacak tarafsız ve adil bir hukuk olmadığı için büyük haksızlıklar ve mağduriyetler yaşanacaktır…
Yaklaşık altı ay önce gelişen ve silah taşıdığı savıyla MİT tırlarıyla ilgili bir olay yaşandığını herkes bilmektedir…
Bu olayı haber yapan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, hakkında başlatılan soruşturma sonucunda, her ikisi de dün İstanbul Sulh Ceza yargıçlığınca tutuklandı…
Bir yakınıcı varsa elbette olay soruşturulacaktır. Cumhurbaşkanı bu konuda yakınma dilekçesi verdiğine göre olayın soruşturulması da gayet doğaldır…
Ancak doğal olmayan, altı ay önce başlatılan soruşturmada, kaçma şüphesi bulunmayan, tüm kanıtlar yayınlandığı haberde sunulduğu için kanıt karartma olanağı olmayan iki gazetecinin tutuklanmasıdır… 
Yasalarımıza göre tutuklama zorunlu değildir. Yargıç kanıt durumuna göre gerek görürse sanığı tutuklayabilir…
Nitekim tutuklamayı düzenleyen Ceza Muhakemesi Yasasının 100. Maddesinde, “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren ve tutuklama nedeni bulunması halinde şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir” denilerek, tutuklamayı zorunlu değil, Yargıcın takdirine bırakmıştır…
Altı ay önce meydana gelen ve tutuklanan gazeteciler tarafından haber konusu yapılan olayda, kanıtlar gazetecilerin yaptığı haberdir ve kaçma şüpheleri de yoktur…
Anayasamıza göre basın özgürdür ve sansür edilemez…
Basın özgürlüğünün serbestçe kullanılması ve yurttaşların haber alma hakkı baskı altına alınamaz…
Bu olayda da, tutuklama olmadan yargılama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, her iki gazetecinin tutuklanarak basın özgürlüğüne ve yurttaşların haber alma hakkına darbe vurulması kabul edilemez…
Güzel ülkemizde Çan’ın, hep beş kez çalmasını hak etmiyoruz…

27.11.2015
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı


Çan’ın beş kez çalması olaganlaşıyor mu?

Gündüz Akgül

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget