Yıllar Önce Oluşturulan Alt Yapı - Gündüz Akgül

Yıllar Önce Oluşturulan Alt Yapı - Gündüz Akgül
Gerçek dindarlara saygımızı belirtip ayrık tuttuksan sonra, din eksenli siyaset yapan ve laik cumhuriyet karşıtlarının, bu güne gelişleri kolay olmadı söylemek yanlış değildir.
Laikliğe aykırı davrananlara ceza yaptırımı getiren eski Türk Ceza Yasasının (TCY) 163. Maddesi, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın girişimiyle 1991 yılında kabul edilen 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasıyla yürürlükten kaldırıldı.
Özal, bunu sağlamak amacıyla, bu maddenin yanına TCY’nin 141 ve 142. maddelerini ekleyerek solcuların desteğini de aldı.
O gün savunduğumu, bir konferansta bu maddelerin kaldırılmasına destek veren fakülteden hocam Prof. Dr. Uğur Alacakaptan’a, birlikte olduğumuz bir konferansta sorduğumu ve aldığım yanıtı sizinle paylaşmak istiyorum.
Hocamca sorum şöyleydi;
Komünizm propagandasına uygulanan 141 ve 142. maddeler birer düşünce suçudur. İnsanlar Komünizmin iyi bir yönetim şekli olduğu konusunda düşüncelerini açılarken, bu düşüncelerinin cezalandırılması demokrasiye, insan haklarına aykırıdır.
Nitekim Rusya 1917 devrimi ile komünizmi kabul etmiş yıllar sonra bu yönetim şeklini beğenmediği için vazgeçmiştir.
Oysa 163. Madde tam düşünce suçu kapsamında değerlendirilemez. Çünkü Şeriat propagandası yapan biri bu düşüncenin kendi öz düşüncesi olduğu iddiasında değil, “Allah böyle emrediyor” diyerek şeriatı savunmaktadır.
Kökten dinci birinin Allah’ın emri olan bu düşünceden vazgeçmesi söz konusu değildir.
Aksini günah olarak kabul eder.
Dediğimde,
Hocam, yanıt olarak düşüncenize saygı duyuyorum, ama size katılamıyorum dedi.
 Bu yanıta karşın, hocama hak verdiğimi söyleyemem. İslam dini asırlar önce Peygamberimiz Hz. Muhammed’e gelen vahilerle kabul edilmiştir.
Dinimizde hem uhrevi (Ahiretle ilgili), hem de dünyevi yani devlet yönetimi ile ilgili kurallar vardır.  Devlet yönetimi ile ilgili kurallarda, uygarlığın büyük yol aldığı 20 ve 21. Yüzyılda, büyük ve aydın önder Mustafa Kemal ATATÜRK Türkiye’sinin dışında, şeriatla yönetilmeyen bir Müslüman ülkeye rastlanmamaktadır.
Laik ve sosyal hukuk devlet yönetiminde, şeriat kuralları demokrasiye, özgürlüğe ve insan hakları ile bağdaşmamaktadır.
Şeriat düzeni, laik düzene karşıdır.
Şeriat propagandası suç olmaktan çıkarılırken, laikliğe aykırı eylemlerin odakları oldukları gerekçesiyle peş peşe siyasi partiler Anayasa Mahkemesince kapatılıyordu.
Buna karşın, gün geçtikçe şeriat yanlılarının çoğaldığı görülmektedir.
Günümüzde, kutsal kitaplara göre “Allah’ın verdiği canı Allah alır” ilahi emrini dinlemeyenler, dine hizmet ettiklerini sanarak insanları boğazlamayı görev biliyorlar.
Yasak dönemden başlayarak, adeta iğne ile kuyu kazar şekilde karşı devrimi gerçekleştirmek isteyenler, 163. Maddenin kaldırılmasından sonra yeraltı karşıdevrim çalışmalarını rahatlıkla yer üstüne çıkarıp kısa sürede çok mesafe aldılar.
AKP’nin 12 yıllık iktidarı döneminde bu gidiş büyük ivme kazanmış, devrim savunucuları aydınlar, yazarlar, çizerler, sivil toplum kuruluşları, dernekler birer birer devre dışı bırakılmışlardır.
Kalanlarda, devrimi savunacaklarına birbirlerini yıpratmanın çirkin yarışı içindedirler.
Yapılanlar açıkça hepimizin gözleri önünde gerçekleştirilmesine karşın, yurttaşların yarısı hala bu tehlikenin farkında değildir.
Yazı konusuyla ile doğrudan ilgili olduğu için bir anımla yazımı bitirmek istiyorum.
1990’lı yıllarda İzmir Müracaat Bürosu Cumhuriyet Savcısı iken, Adalet Bakanlığının talimatı ile yılda iki kez İzmir Adli polisine “Hazırlık soruşturmasında Cumhuriyet Savcılığı ve emniyet ilişkileri” konusunda konferans veriyordum.
ANAP iktidardaydı.
Bir seferinde, İzmir ve civar illerden gelen Komiser Yardımcılarına konferans verirken, konferans bitip soru yanıt bölümüne geçtiğimizde, bir Komiser Yardımcısı şu soruyu sordu.
“Sayın Savcım, Devlet yönetimde görev alan memurlar. Dindar ve muhafazakâr insanlardan seçilse, devlet yönetimi daha başarılı olmaz mı?”
Soru siyasi ve birazda maksatlıydı.
Buna karşın hiç duraksamadan şu yanıtı verdim.
Komiserim, sorunuz siyasidir, sizde, bende devlet memuruyuz ve siyaset yapmamız yasaktır. Madem sordunuz yanıt vereceğim dedim ve devamla sizin düşüncenizde olanlar ülke nüfusunun %10-15’ini oluşturmaktadır. Türkiye Demokratik ve laik bir ülkedir. Yasalar önünde herkes eşittir. Bu düşünce ayrımcılık yaratır dedim.
Konferans bitiminde Komiser Yardımcıları dışarı çıkarken, soruyu soran arkadaş yanıma geldi ve İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’nun koruması olduğunu söyledi.
Yıllar önce gerek yurttaşlar arasında, gerekse devlet kurum ve kuruluşlarında oluşturulan bu alt yapı ile onlar iktidarda, kendilerini aydın, Kemalist ve yurtsever olarak tanımlayan bizler birbirimizi yemekle meşgulüz.
Güncel konu olan Cumhurbaşkanlığı seçimindeki tavrımız bunun canlı kanıtıdır.
Yol yakınken aklımızı başımıza toplayıp, egolarımızı bir taraf bırakarak birbirimizi kırmaktansa, birleşip güç oluşturarak iktidar olmak ve büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e olan vefa borcumuzu yerine getirip laik Cumhuriyet sahip çıkalım diyorum.
Siz ne dersiniz?

14.07.2014
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget