Yarın 23 Nisan, öfke doluyor insan - Mine Söğüt

Sen, şimdi 23 Nisan bahanesiyle çocukların başlarını okşuyorsun ya... Okşama. Her bir çocuğu, torunlarını sever gibi sevdiğini söylüyorsun ya... Sevme.

Yarın 23 Nisan, öfke doluyor insan - Mine Söğüt
Sen, şimdi 23 Nisan bahanesiyle çocukların başlarını okşuyorsun ya...
Okşama.
Her bir çocuğu, torunlarını sever gibi sevdiğini söylüyorsun ya... Sevme.
Herkesin çocuğunu, kendi çocuklarını, kendi torunlarını yetiştirdiğin gibi yetiştirmenin peşine düşmüşsün ya. Düşme.
İmam hatiplerle donattığın, dini vakıflarla doldurduğun ülkenin bugününü berbat ettin; eğer önüne hiçbir engel çıkmazsa belli ki geleceğini beter edeceksin.
2023 yılı için hedeflediğin hayallerin odağına çocukları koyuyorsun.
Devlet okullarını ahtapot gibi saran kadrolarınla, dogmatik değerleri empoze eden müfredatınla, beyinlerini tek tek yıkamaya çalıştığın o çocukların;
Yedi yıl sonra seni Tanrı sanan ve avuçları patlayıncaya kadar alkışlayan kulların olmasını düşlüyorsun. Düşleme.
Daha yeni kayda geçti.

İktidarın, çocuk etiyle beslenen vahşi bir hayvan gibi...
Önüne çıkan hiçbir engeli umursamıyor; kendi gücü uğruna küçücük çocukları gözünü kırpmadan çirkin bir davaya feda ediyor.
“Cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıldönümü olan 2023’te, hem kendi çocuklarımızı hem tüm çocukları daha güvenli, güzel, müreffeh bir dünyaya kavuşturmayı hedefliyoruz” diyorsun.
Bu ülkede çocuklara doksan üç yıl önce vaat edilen, ne sendin, ne de senin müreffehin.
O zamanlar, çocukların geleceğine dair kurulan hayaller, bugün senin kurduklarına hiç benzemezdi.
Bu bir insan ömrünü anca aşan kısacık Cumhuriyet tarihinde, ardı ardına tuzaklara düşen beceriksiz iktidarlarla bu kadar hırpalanmasaydık...
Sen, hayallerinle birlikte hâlâ portakalda vitamindin.
1923 yılında Cumhuriyeti kuranlar; ülke bir gün senin gibi birinin eline geçmesin diye, yeni nesillerin bambaşka değerlerle yetişmesine odaklandılar.
Eğitim sisteminin temelini eşitlik ilkesi üzerine attılar.
Çocukların önüne dini değil beşeri hedefler koydular.
Onlar okullarda bedenlerinden utanmayı değil, bedenlerine sahip çıkmayı öğreneceklerdi.
Gerçekleri dini hurafelerde değil; mantık ve felsefede arayacaklardı.
Dogmatik değil, bilimsel dayanaklarla eğitileceklerdi.
Korkutulup sindirilerek değil, cesaretlendirilerek yetiştirileceklerdi.
Her şeyi sorgulamayı erkenden keşfedeceklerdi.
En önemlisi de doğru dürüst okuma yazma bile bilmeyen, yaşadığı ücra köşelerde dini eğitimden başkasını göremeyen önceki nesillere benzemeyeceklerdi.
Bu ülke...
Bundan doksan üç yıl önce...
Gelecekte çocuklarının arasından senin gibi bir lider çıkmasın, hem kendi geleceğini, hem de ülkenin geleceğini karartmasın diye...
Şimdi senin düşman olduğun, teker teker alaşağı etmeye çalıştığın o devrimleri yaptı.
Cumhuriyetin en büyük hatası, gelecek nesillerin bindikleri dalı hiç kesmeyeceklerini sanmasıydı.
Kapitalizmin kalpleri hızla kurutacağını; liberalizmin gözleri birden bire kör edeceğini hesaplayamadı.
Biz boş bulunduk... Sen o boşluğa doldun.
Ve Cumhuriyetin geleceği için kâbus oldun.
Bugün, istediğin kadar reddet; gerçek tüm çıplaklığıyla ortada.
Sen...
Kendini, alelacele yargılanan ve çağlar boyu hapse atılmasına karar verilen bir suçlunun mevcudiyetine sokuşturulup hızla kapatılan; büyümesinden, dallanıp budaklanmasından, başka sorgulamalara sıçramasından korkulan bir davanın rezil hikâyesinde tanımlamaktan çekinmeyen bu iktidarın tek liderisin.
O yüzden... Elini bu ülkedeki çocukların üzerinden derhal çekmelisin.

Mine Söğüt / Cumhuriyet Yazarları

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget