Bir Kerecik! - Mehmet Halil Arık

Bir Kerecik! - Mehmet Halil Arık Fermanlar vardı saraydan.Dindar ve kindar gençlik yetişecekti, Yardımlar alınacaktı tarikatlardan…Denetimsiz hizmet taburları

Bir Kerecik! - Mehmet Halil Arık

Ne deve tellal, ne de pire berber…
Ne farkeder!...
Sen ibretini al yeter!...
Birinci bölümde gülümse;
İkinci bölümde,
Düşün üstünde biraz…
mümkünse
*
Konumuz bir dede…
Ben deyim ellibeşinde;
Siz deyin yetmişinde…. İhtiyar.
Gençliğini hatırlamış…
Keyfi yerinde…bahtiyar.
Bahtiyarsa bir adam ne yapar?..
Oturur, para sayar…
Para yoksa, uçkuruyla oynar.
Öykümüzdeki dede; yanında nine,
Parası yok ki saysın… oyalansın,
Uçkuru almış eline, dolamış diline;
Girmiş söze… ama ne giriş!... Israrlı!..
Bir kerecik demiş; no’lur bir kerecik!...
Ooolmaz demiş nine…
Baksana sen kendine….
Gözün görmez, elin tutmaz;
Hadi bunlar bir yana…
Ne demeli elindeki bastona…
Kocadın…
Kalmadı benim de senden farkım….
İkna olmamış dede…
Ne baston varmış aklında, ne titreyen eli,
ne de ağrıyan beli.
Tutmasa da eli,
Dişşizlikten zor dönse de dili,
Tek hedefe odaklanmış… belli…
Yenilemiş isteği!...
“Hadi be!..” “hadi bir kerecik!...”
“Bir kereden ne çıkar!..”
Salt aklına geleni değil,
ağzına geleni de sıralamış nine…
“Bir kereden olmaz(mış) bi-şey”
mazeret mi bu?!..
Altı yatak, altı bebek… bunları kim doğurdu!?...
Bitti artık; bohçaladık koyduk sandığa…
Amin deyip, durma, olmayacak duaya,
“Kırk yıllık ölü dirilir mi be adam;
Kendinden utanmazsın…
bari, torunlarından utan …
Ne dediyse nine;
hepsi nafile!...
dolamış diline
tekrarlamış yine… “Bir kerecik!...)
Bakmış ki NİNE, ne dese, olmayacak.
İkna olup, susmayacak …
Son çare,
“Hadi!..” demiş; “gel hadi…
ama sade bir kere…”
Sevinçle, hem de acele;
Olur da vazgeçer diye;
Tez elden, İşe koyulmuş… dede…
Arada bir sorarmış!.. “oldu mu!?” diye…
Yalanı olmaz bu ki işin;
“olmadı!” dermiş nine!...
İki, üç…beş… bıkkınlık gelmiş “oldu mu”sorusundan.
Düşünüp dururken nine;
“ne yapsam da kurtulsam!?”
Sanki hızır yetişmiş;
eziyet çekip durmasın demiş!...
Cevabı ninenin kulağına üflemiş!...
Sevinçle gürlemiş nine:
“oldu!.. oldu!.. tam oldu!..
Keyiften yamulmuş dede!..
Şöyle bir kaykılmış geriye!...
“Hadi bi-de olmadı de de !..
Yardırıverem ortayerinden ikiye!...
***
Yıl 2016…
Aylardan Mart;
İğrenç bir haber yayıldı,
Konusu… bir çirkin halt..…
özü skandal
*
Fermanlar vardı saraydan.
Dindar ve kindar gençlik yetişecekti,
Yardımlar alınacaktı tarikatlardan…
Denetimsiz hizmet taburları oluştu,
arsızdan, hırsızdan, sapıktan.
Kokuşmuş sistemde söz sahibi taburdan
Leş kargası, dini bütün(!) bir ayı…
“bir kerecik” diyerek kandırmış çocukları…
Üç-beş-on değil,
kırkın üstünde sayı…
Kokuşmuş sistem, neylesin çocukları,
Tek merkezden gelen tek tip söylemle
Korunmaya alınır tarikat yuvaları…
Bir kerecik bir olay yaşandı diye
Göz bebeği(!?) bir kurum suçlanamazmış
Olaya, başka bir açıdan bakmak lazımmış
Manevî dinamikleri zenginleştirmekmiş
tarikatların işlevi,
İlmi, fikri ve ahlaki yönden
Yetiştirip geliştirmekmiş bireyi.
Soruyorum ey bayan bakan!..
Amuda kalksak,
İki bacak arasından baksak!?..
Görür müyüz biz de, senin gördüklerini!?...
“Bir kereden bi-şey olmaz”
*
buyurmuşsun ey bayan bakan..
Ben utandım bu söyleminden,
Utanmadıysa bile, seni bakan yapan!..
*
Ben öğretmenim;
yaşın geçkin de olsa, ben öğren derim;!...
Herşey bir kereden başlar...
Bir kere çalan hirsızdır..
Bir kere öldüren katil, bir kere ölen cesedl....
Söyler misin; çekinmeden,
Kaç kerede oldun sen!?...
***
Hırsız arsız, aymaz, sapık, toprakta bitmez…
Haini toprak üretmez!...
Bir cüppe, bir sarıkla karadullara
Teslim ise eğitim;
Düşmana ne hacet;
Başka hain de gerekmez!..
Ağacın kurdu kendi beslemesidir.
Demiri kendi pası, bitirir...
İki bacak arasına hapsolmuşsa beyinler,
Ne oğlan ne kız ne çocuk dinler;
Ferman olsa ne yazar ki ayıya;
Üç eşin üstüne dokuzunda çocuk…
Kuma gelir… gelinlik giyer
Vaadedersen cennette her güne yetmiş huri,
hem de bekar;
Hak bilir bunu, bazı ayılar
Haklarını bu dünyada kullanmaya kalkar!.
*
Tecavüze kol kanat geren beyler!...
Sözlerime öfkelenip kızmayın!... biraz empeti yapın!...
Bir kereden bi-şey olmaz demeyin!... Sakın…
Siz siz olun; tenhalarda dolaşmayın!...
Bugün korudukların….
Gün gelir;
şöyle bir kaykılır geriye!....
Yardırıverir ortayerinizden ikiye!...


 Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci – DENİZLİ
mehmethalilarik@gmail.com

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget