Cadı Avı (mı) - Güner Yiğitbaşı

Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan yargıçlarımız; içinde bulunduğumuz bu zor ve ağır koşullarda, korkusuzca hukukun üstünlüğünü ve devletin temeli olan adaleti sağlamak ve dağıtmak zorundadırlar.

Cadı Avı (mı) - Güner Yiğitbaşı
Değerli okurlar ve dostlar, sizlerden uzunca sayılabilecek bir süre ayrı kaldığımızın farkındayız, bu ayrılık için bilmem sizler ne düşündünüz?

Hemen söyleyelim,bir sorun yok, alo Fatih vaziyetleri falan değil, iş yoğunluğundan kaknaklı zorunlu bir ara veriş.

Hepimizin nefretle kınadığımız ve lanetlediğimiz 15.Temmuz darbe girişiminin;bu ülkenin yok olmaya yüz tutmuş olan yargısına, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına bir kat daha darbe vurduğuna ve devletin temeli olan adaletin iyice örselendiğine tanık oluyoruz.


Hepiniz yazdığımız makalelerden çok iyi bilirsiniz, Atatürkçü,hukukun üstünlüğüne,insan hak ve özgürlüklerine dayalı demoratik ve laik bir hukuk devletini savunan, hukukun üstünlüğünden,hak ve adaletten ödün vermeyen bir duruşumuz vardır.

Bu nedenle, hukukun üstünlüğünü,insan hak ve özgürlüklerini benimseyen ve savunan bir hukukçu olarak; haklarında, herhangibir somut delil olmaksızın, sadece dindar oldukları, devletin çalışma izni verdiği Gülen Cemaati okulları olarak anılan legal okullarda çocuklarını okuttukları, yine devletin para ve mevduat toplama izni verdiği, yasal olarak ülkemizde faaliyet gösteren Bank Asya'da hesap açtırdıkları, yine bir zamanlar legal olarak yayın yapan Zaman Gazetesine abone olup bu gazeteyi okudukları, bir zamanlar legal olan ve siyasal iktidarın koruması altında, devletin yargısında,emniyetinde,milli eğitiminde ve ordusunda kadrolaşan,bir zamanlar el üstünde tutulan ve ona yakın olmanın ayrıcalık haline geldiği, bu nedenle her kesimden insanın ona yakın olduğunu göstermek için yarış ettiği Fetullah GÜLEN Cemaatine para ve kurban bağışında bulundukları gerekçesiyle, varsayımlara dayalı olarak, FETÖ/PDY Terör Örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle gözaltına alınarak cadı avına tabi tutulan suçsuz ve günahsız iki eski müvekkilimize hukuki yardımda bulunmak ve adalete hizmet etmek durumunda kaldık ve sizlerden bir süre ayrı düştük.

Bu ayrı kaldığımız süre içinde, bu cadı avına, müdafi olarak müdahil olan bir hukukçu olarak gördük ki; durumları yukarıda belirttiğimiz kriterlere uyan çoğu kişi, delilden gerçek suçluya değil, suçlu ilan edilen kişiden delile ulaşmak amacıyla gözaltına alınmışlar. Tek bir merkezden hazırlanarak dağıtıldığını zannettiğimiz yukarıda belirttiğimiz kriterler üzerinden kendilerine kollukta sorular sorulan şüpheliler, olumsuz cevaplar verdiklerinde manevi baskıya alınarak,aynı sorular olumlu cevaplar alınana kadar tekrarlanmakta ve suçu kabul edip başkalarının isimlerini de verdikleri taktirde,etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak cezadan kurtulacakları söylenmektedir.

Kişiler suçlanırlarken ve kendilerine sorular sorulurken, 15.Temmuz.2016 darbe girişimi tarihi değil, 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturma süreci baz alınarak büyük bir haksızlık yapılmaktdır.

17/25 Aralık süreci; siyasal iktidarın, kendi tek yanlı iradesiyle ve işine geldiği gibi belirleyerek milat olarak kabul ettiği bir tarih olup;bu tarih, FETÖ Terör Örgütüne üye olmak suçunun baz alınacağı bir milat olarak akbul edilemez. Zira,17/25 Aralık 2013 süreci; halkımızın çok hassas olduğu, dört bakanın istifa etmek zorunda kaldıkları, ciddi delilleri içeren bir  yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ambalajı içinde topluma sunulduğu için, hükümeti görevi bırakmak zorunda bırakacak önemli bir süreç olmasına rağmen, siyasal iktidarın bu süreci hükümete yapılan bir darbe olarak nitelendirmesi, halkımızın çoğunluğu tarafından kabul görmemiş ve inandırıcı bulunmamıştır.

Bu nedenle, Fetullah GÜLEN Cemaatinin; ülkemizin meşru anayasal düzenini yıkmak, Meclisi ve Bakanlar Kurulunu çalışamaz hale getirmek ve hatta ülkemizin Suriye ve Irak gibi parçalanmasını ve ülkemizde bir iç savaş çıkmasını amaçlayan silahlı bir terör örgütü haline gelmiş bulunduğu, kesin ve net olarak,15.Temmuz.2016 darbe girişimi üzerine açığa çıkmış ve bizi yönetenler ve tüm halkımız tarafından tehlike ancak anlaşılabilmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanının; 15.Temmuz.2016 darbe girişiminden sonra, “Bu cemaatin gerçek yüzünü bugüne kadar ortaya çıkaramadığımız için, rabbimden ve halkımdan af ve özür diliyorum”sözleriyle dile getirdiği samimi itiraf ve özeleştirisi de; bizim, bu örgütün gerçek yüzünün ancak 15.Temmuz.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi ile açığa çıkmıştır görüşümüzü açıkça desteklemektedir.

Bu ülkenin Adalet Bakanının, darbe girişiminden sonra Mecliste yaptığı bir konuşmasında; Gülen Cemaatinin devlet içinde F tipi bir yapılanma içinde bulunduğunu iddia ederek, bu konuyu araştıracak bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için önerge veren ve bu önergesi AKP oylarıyla reddedilen anamuhalefete dönerek, anamuhalefete hak veren, “Dün biz size inanmadık” sözlerine yer vermesi de, siyasal iktidarın 15.Temmuz.darbe girişimine kadar, hiçbir şeyden haberdar olmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Şu gerçek de asla unutulmamalıdır.Testi kııldıktan sonra herkes yol gösterir,önemli olan testiyi kırdırmamaktır.

15.Temmuz.2016 darbe girişimi ile bizi yönetenler dahil herkes, korkunç gerçekleri ve Fetullah Gülen Cemaatinin gizli ve gerçek yüzünü tam anlamıyla ancak görebilmiştir.Bu nedenle, 15.Temmuzda net olarak ortaya çıkan duruma ve gerçeklere bakarak, yani 15.Temmuzun bilgi ve  koşullarıyla cadı avına girişerek, geçmişi yargılayamayız, dini duyguları istismar edilen günahsız ve iyi niyetli kişileri, FETÖ/PDY Terör Örgütü üyesi oldukları iddiasıyla suçlayamayız.Bugün örgüt üyesi olmakla suçlanan kişilerin, 15.Temmuz.2016 darbe girişiminden önceki bilgiler ve koşullar içinde, suçsuz olduklarının değerlendirilmesi, masumluk karinesinin de zorunlu bir gereğidir.

Haklarında, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün üyesi olduklarına dair somut kanıtlar bulunmadan, sadece, bir zamanlar altın nesil yetiştiriyor, Türkçeyi ve Türkiyeyi dışarıda tanıtıyor ve ülkemizin reklamını yapıyor gerekçesiyle göklere çıkarılan bizi yönetenler tarafından korunup kollanan cemaat okullarına çocuklarını kaydettirdikleri, legal bankalarda hesap açtırdıkları, legal gazteleri ve dergileri okudukları, bir zamanlar iktidarın gözbebeği ve koalisyon ortağı olan Gülen Cemaatine, yakın geçmişte, o cicim yıllarında para ve kurban yardımında bulundukları varsayımıyla, terör örgütü üyesi olmakla suçlanarak gözaltına alınan ve hatta tutuklanan masum halkın sığınacağı tek liman yargıdır, bu nedenle, Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan yargıçlarımız; içinde bulunduğumuz bu zor ve ağır koşullarda, korkusuzca hukukun üstünlüğünü ve devletin temeli olan adaleti sağlamak ve dağıtmak zorundadırlar.

23/Ağustos/2016
Güner YİĞİTBAŞI 
Hukukçu

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget