Tünay Süer: Bu gidişle…

Vatan Gazetesi’nin 2008 de “Hoş geldin KAOS” manşetine Başbakan Erdoğan çok kızmış ve “KAOS sizin kafanızda ” demişti.

Tünay Süer: Bu gidişle…
Vatan Gazetesi’nin 2008 de “Hoş geldin KAOS” manşetine Başbakan Erdoğan çok kızmış ve “KAOS sizin kafanızda ” demişti.
Bugün Erdoğan’ın danışmanları arasında olan Yiğit Bulut 14 Şubat 2008 tarihli Vatan Gazetesinde  “Tehlike çok büyük” başlığındaki yazısında Erdoğan’ı Hitlere benzetmişti.
  "Gidişatımız aynıdır. Bugün “oh Başbakan basına çattı” başbakan gibi düşünmesem bile, bu sefer iyi oldu' demeyin... Sizin için geldiklerinde 'ses çıkaracak' kimse kalmayabilir... Tehlike çok ama çok büyük!" diye güya sessiz basını uyarmıştı.
Ve yazısında şöyle demişti:
Türkiye’nin içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı “nokta”.
Görünüşte dağlar kadar fark var ama “başlangıç noktaları ve gelişimleri” itibariyle aynı.
“İçimizi rahatlatacak tek bir büyük fark var; Hitler Almanya’sında “ordu” lidere itaat ediyordu, bağlıydı. Bizde “diktatör” olma yolunda ilerleyen arkadaşlara “ordunun destek olması hatta sempati” duyması mümkün değil...”
Sonuç: Konuyu fazla uzatmayacağım. Türkiye adına “çok ama çok endişeliyim”. Benim ve benim gibi “ideolojik olmayan” ortalama Türk vatandaşlarının, gidecek başka yerimiz yok...
İçine girdiğimiz yol, her kurumun başına ve kadrolarına “bizden” mantığıyla atama yapılması, her yeri kontrol edelim çabası, 1923’te döşenen raydan “makas atlatma denemeleri” ve en vahimi bunları eleştiren basın kuruluşlarına ve mensuplarına “ağız dolusu” hırslı saldırılar; hedefin “ne” olduğunu net olarak gösteriyor.
                                                               ***
O tarihlerden 5 yıl sonra Jöleli lakabıyla tanınan Yiğit Bulut bu görüşlerini unutmuş, denizcilik tabiriyle tam tornistan yaparak Temmuz 2013'te Başbakanlık
Başdanışmanlığı’na atanarak AKP saflarına katılmıştır.
2014 yılında da ise Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığına getirilmiştir.
Bu gün cumhurbaşkanlığı ekonomiden sorumlu başdanışmanı olarak görev yapmaktadır.
                                                                 ***
Bizde “diktatör” olma yolunda ilerleyen arkadaşlara “ordunun destek olması hatta sempati” duyması mümkün değil...”diyen Jölelinin o yazıyı yazdığı tarihten bir yıl önce 12 Haziran 2007 de ihbar üzerine Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan el bombaları, TNS kalıpları ile Ergenekon davalarının başlangıcı olmuştu.
Ergenekon, Balyoz, Askeri casusluk o dönemde başlatılmış bilim adamları, Türk Silahlı Kuvvetlerinin güzide komutanları, aydınlar, İşadamları, İşçi Partisi Genel Başkanı Perinçek zindanlara atılmışlardı.
Türkiye’de diktatörlüğe hayır diyecek TSK, başta Amerikan ajanları, Fetullah ve AKP işbirliği ile çökertilmeye başlamıştı bile.
Unutmayalım ki AKP iktidarı, Ergenekon - Balyoz gibi kumpas operasyonlar ile 12 Eylül 2010 referandumunu ''Cemaat'' olarak da adlandırılan Fethullah Gülen Hareketi'nin ''katkıları''yla aşmıştı.
15 Temmuz katliamını yapan Gülen’in Recep Tayyip Erdoğan'ı kerhen desteklemiş olduğu darbe girişimi ile meydana çıkmıştır.
Aslında, koşullar ve siyasal çıkarları, Cemaat ile AKP'yi bir araya getirmişti.
Günümüze geldiğimizde hedefin net olduğu ve tuğla, tuğla inşa edildiği nihayet bazıları tarafından anlaşılmıştır.
Jölelinin 2008 de söylediği sözlere göre Türkiye içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı “nokta” ya gelmişmidir bugün?
Oraya doğru yol almaktamıyız?
Gelişen olaylara bakarsak biraz öyle galiba…
Aslında diktatör sıfatı ilk olarak M.Ö. 6. yüzyılın sonunda Roma Cumhuriyetinde kullanılmış.
Bu sıfat resmi olarak kabul edilen, olumsuz çağrışımı olmayan bir sıfatmış.
Günümüzde ise sözlük anlamıyla diktatör; Bütün siyasî yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse ve zorba olarak tanımlanmaktadır.
Dünya tarihinin en acımasız diktatörü olan Adolf Hitler  İkinci Dünya Savaşını çıkaran 62 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden olan kişidir.
Erdoğan bir Hitler olabilir mi?
Asla!
Türk Milleti buna izin vermez.
Hitlerle Erdoğan arasındaki farka baktığımızda Erdoğan’ın boyu 1.83, Hitlerin ise 1.73 tür.
Hitler Alman Milleti için çalışmıştı, görünen o ki Erdoğan milleti bölmeye çalışmaktadır.
Hitler Almanların üstün ırk olduğuna inanıyordu.
Erdoğan ise bir kez dahi Türküm dememiştir…
Erdoğan Müslümandır, Hitlerin ise Katolik veya ateist olduğu söylenmektedir.
Gücünün zirvesinde olan Erdoğan içerideki gücünü dışarıda da kullanmak istiyor.
Ne var ki kimse onu dinlemiyor…
Tünay Süer
08 Kasım.2016

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget