Fetöcü’lükten İçeri Atılanların Yakınları da Dışarıda İtilip Kakılıyormuş

Tutuklananlar, işinden kovulanların mağduriyetlerini söz konusu edenler için, “mağdur edebiyatı yapmayın” diyerek Meclise topluma, adalete kinli, intikamlı sinyaller veriyor.

Fetöcü’lükten İçeri Atılanların Yakınları Da Dışarıda İtilip Kakılıyormuş
Darbeler tarihinin en kanlı darbe teşebbüsü 15 Temmuz 2016 da bir gecede olup bitti. 246 şehit, 2195 yaralı olmak üzere darbe sonrası gözaltına alınan polis, asker, yargı mensubu, mülki amir, sivil 40 bin 29 kişi olarak açıklanmıştı; 79 bin 900 kişi de kamu görevinden el çektirilmişti. Tutuklu ve gözaltılar, soruşturmalar her gün artarken ülke böylece büyük bir travma yaşamakta idi.
Terör örgütünün çökertilmesine yönelik FETÖ'nün elinde bulunan sağlık ve eğitim kuruluşlarına el konuldu. El konulan özel sağlık hastaneleri 35, öğretim kurulu sayısı 1061, yurt sayısı 800,  kurs etüt merkezi 223, vakıf sayısı 129, dernek sayısı bin 125, üniversite 15, sendika 19, basınla ilgili dergi, gazete, haber ajansı, 16, radyo sayısı 23, gazete sayısı 45, yayın evleri 29 ve 4262 kurum ve kuruluşa el kondu.
Ülkemiz 31 Mart vakasında bile bu denli kayıplar vermemişti.
Şimdilerde binlerce kişinin ifadeleri alınmakta, yeni tutuklamalar olmakta. Yargılamalar için Sincan’da büyükçe bir mahkeme salonu yapılmak olduğu Adalet Bakanlığınca açıklandı. Tüm ifade alımı bittikten sonra, iddianame hazırlanacak, yargılamaların 2017 Martında başlanacağı tahmin ediliyor.
Darbe dokümanı aşağı yukarı böyleyken, haklı haksız, binlerce insan da işinden oldu, aileler perişan oldu, acı, üzüntü, sıkıntı birbirine karıştı. Binlerce kişi işinden olurken, binlerce aile perişan oldu, ülkede çok büyük üzüntü, sıkıntılara neden olan darbe yıkımı uzun bir sürede onarılamayacağı benziyor.
Bu arada, darbe gecesi, darbecilere yakalanmaktan, suikasttan kıl payı kurtulan Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan da, “idam geri gelebilir,  Meclis karar verirse ben de onaylarım” diyerek sürekli idamın geri gelmesini gündemde tutuyordu.  Tutuklananlar, işinden kovulanların mağduriyetlerini söz konusu edenler için, “mağdur edebiyatı yapmayın”  diyerek Meclise topluma, adalete kinli, intikamlı sinyaller veriyor.
Bu arada, tutuklananların yakınları, cezaevleri önünde itilip kakıldıklarına dair yakınmalar da olmaya başladı.
Fetöcü’lükten İçeri Atılanların Yakınları Da Dışarıda İtilip Kakılıyormuş

TUTUKLU YAKINLARI CEZAEVLERİ ÖNÜNDE GÖRÜŞ GÜNLERİ İTİLİP KAKILIYORMUŞ
Bu yazıyı yazarken, halen FETÖ’cu iddiası ile tutuklu olan çok yakın akrabam vali yardımcısının kardeşinden telefon aldım. Bu akrabamın çocuğu, FETO’nun bir kolejinde mi ne okuyormuş, “sen de FETÖ’cüsün”  diye içeri alıyorlar. İş öylesine bir “cadı avına” dönüyor ki, devletin denetiminde, kontrolünde açılıp yasal görevini yapan Feto’nun bankasından (Bank asya) para yatıran, para havale edenler de “Fetö’cü” diye içeri atılıyormuş.
Neyse, tutuklu olan vali yardımcısı yakınımın kardeşi telefonda bana şunları anlattı:
“-Kardeşimi ziyarete gittiğimizde, bunların görüş saatiyle, içkicilerin, kumarcıların, hapçıların görüşlerini aynı saate getirmişler. Tutuklularla yakınlarının Haftanın dört günü görüş var A- B-C-D blok diye gidiyor, B blokla C bloku aynı güne getirmişler. Bu vali yardımcıların eşleri ile öteki yatanların kocaları geliyor, yatanların akrabaları geliyor, yatanlar Çingene, hırsızlıktan, gasptan, uyuşturucudan yatanların yakınları geliyor. Yengeme, o serseri tipli adamlar, “bu Fetö’cüler yok mu Fetü’cüler” filan lafları, “bizi bunlardan ayrı görüştürseniz, beklemesek” diyorlar, onları önce alıyorlar, bizi en sona dört buçuğa alıyorlar. Yengem, “bizi niye bunlarla birlikte alıyorsunuz, niye muhatap ediyorsunuz” diye itiraz edince, itiraz da değil de, böyle bir laf söyleyince, “sen yönetime karşı mı çıkıyorsun, bizim işimize karıştı diye şikâyet ediyorlar” . Savcılıktan da altı ay görüşmeme ceza verdiriyorlar. Yengem itiraz ediyor, savcıya rica ediyor, sonra bir aya düşürüyorlar, bu ayın on birinde günü doluyor. İnsan bu kadar sıkıntıya sokulmaz, çok önceden gelmemize rağmen, en sona bırakıyorlar. Bize sözelimi deyin ki, “dörtte gelin”, biz de dörtte varalım.  Saat bir buçukta mı geldik, dört buçuğa kadar bekletiyorlar. Bekledik bekledik en son bizi aldılar, şu sıra üç dört haftadır böyle oluyor. Yani “Fetö’cü” diye bize bilerek eziyet yapıyorlar. Bizi saatlerce bekletiyorlar, beklerken her türlü adamla muhatap oluyoruz, çok rahatsız oluyoruz. Kimisi, duyacağımız şekilde “bunlar hain, hainler” diyorlar. Hemen suç sabit olmadan, yargılanmadan bizi suçluyorlar, ortada suç yok, ceza yok,  iddianame, yargılama yok. Cezaevi kapısında itilip kakılıyoruz. Ortada suç olmadığı için eninde sonunda çıkarlar ama böyle cezaevi kapısında perişan oluyoruz, ailece. Orda gördüm, bir vali yardımcısının karısı bulaşıkçılık yapıyor, o kadar mağdur edilmişler. Bira tanesinin karı koca çalışıyorken içeri almışlar, çocuğunu komşuya bırakıp gitmişler, yani gözaltına almışlar, on sonra kadını bırakırlar, öğretmenmiş daha sonra da açığa alıyorlar. Maaş filan olmayınca lokantada bulaşıkçılık yapıyormuş. Birçoklarının belli bir statüsü var, toplumda belli bir yeri var. Orada üç tane vali yardımcısı bir de kaymakam vardı o cezaevinde.
Şu işe bak, Fetö’yü besleyenler, koruyanlara, devlet katına çıkaranlara bir şey yok, aşağıdakileri perişan ediyorlar. İçeri alırken, “örgüt üyesi olmak ihtimalinden” içeri alıyorlar; elde kanıt, delil belge olmadan “bir ihtimal” diyerek insan nasıl tutuklanır. Benim kardeşimin çocuğu tesadüfen Fetö’nün açtığı okulda okuduğu için içeri alıyorlar, böyle suç mu olur. O okulun açılmasına niye izin verdin? Hem de övgüler yağdırarak o okulları açtılar, şimdi de oradan suç aramaya çalışıyorlar.
Savcı gözaltına alırken, “aslında seni gözaltına almamam lazım ama üstten çok büyük baskı var” demiş kardeşime.
Okul, o banka yasal değilse zamanında neden açtın, çalışmasına neden izin verdin. Binlerce aileler perişan oldu”.
Fetöcü’lükten İçeri Atılanların Yakınları Da Dışarıda İtilip Kakılıyormuş

Bu çok yakın akrabam, bunları telefonda konuşurken, anlatırken suç teşkil edecek bir şey söylememesine karşın, “aman ismimi yazma” diye rica ediyordu. Her yerde bu endişe ve korku; ifade özgürlüğü olmayan ülkede insanlar her şeyden korkar olmuş. Telefonda işte bu faşizm diye söylendik.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com


Cevat Kulaksız

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget