Emekli Öğretmenin Başına Gelenler, Yiyecek Ekmeğe Muhtaç Durumda

Ankara Batıkent Uğur Mumcu Mahallesinde oturan Emekli Öğretmen Zeynel Aslan’nın başına gelenleri, yoksulluğa, perişanlığa düşmesinin ibretlik olayını anlatmak istiyorum.

Emekli Öğretmenin Başına Gelenler, Yiyecek Ekmeğe Muhtaç Durumda
Aslen Kaman Büyükoba köyünden, Ankara Batıkent Uğur Mumcu Mahallesinde oturan Emekli Öğretmen Zeynel Aslan’nın başına gelenleri, yoksulluğa, perişanlığa düşmesinin ibretlik olayını anlatmak istiyorum.
2016 nın Ekim ayının ilk haftalarında Ostim-Jandarma metro Ego servis otobüsünde Zeynel Aslan’a rastladım, selamlaşıp yan yana oturduk.
Daha önceki aylarda yine bu otobüslerde zaman zaman karşılaşıyorduk, ama derdini bana anlatamıyordu. Fakat her ay gittikçe zayıflayan düşkün bir halini görüyordum ama ayrıntıları konuşamıyorduk. O başka mahallede ben de, komşu İnönü Mahallesinde oturuyordum.

BORÇ PARA İSTEDİ
Otobüste yan yana otururken, hal hatırdan sonra, bana, “Cevat gardaş sana bir şey anlatacağım, benim biraz borcum var bana yardım edebilir misin”, dedi. Ben de önemsiz bir borç sanarak, hepimizin az çok borcu vardır, birbirimize yardımımız sınırlı olur, dedim ve ne kadar borcun var, dedim. “30 bin lira kadar, bana hiç olmazsa on bin, on iki bin kredi çekip verebilir misin”, dedi. Ben de, Zeynel Bey, ne yaptın da bu borcu yaptın, dedim. O da, “kredi çekip araba almıştım, şimdi ödeyemedim, ipotek icra el koydu” dedi. Ben de, üzgünüm, oğlum için kredi çektim, taksit taksit bana ödüyor, bazen ödemiyor, istesem de sana bu parayı veremem, keşke verebilseydim, dedim. Ahladı vahladı üzüldü, ama benim de yardım edecek durumum gerçekten yoktu. Söz arasında, “bir yaralı parmağa işemiyon” diye amiyane bir deyimle sitemle dokundu. Ben de bu konuda üzgün olduğumu söyledim, durakta ayrıldık.

ÖDÜNÇ ALTIN İSTEDİ
Aynı giden Ekim ayında başka bir gün, aynı otobüste yine karşılaştık; bu kez, “hemşerim çok dardayım, yardım edersen Hicaza gitmiş gibi olursun, paran yoksa yengenin altınları varsa, tarttıralım, bozdurup bana ver, bende aynı gram altını ileride sana öderim” dedi.
Ben de o kadar altın olmadığı halde, eşimle bir görüşeyim ama olsa olsa onun iki bileziği var, bu da sana yetmez, dedim. Telefonlaşalım, yine de araştıralım, dedim. O da, “telefonum bile yok, ne kontur alabiliyorum, ne ödeyebiliyorum, telefonum da yok” dedi.
Durağa gelirken, benim evde yedek bir telefonum var, sana vereceğim, dedim ayrıldık.
Birkaç gün sonra, yedek telefonumu alarak evine gittim, telefonu verdim. Evinin önünde dış duvar var, çevredeki evlerin süslü korunaklı dış kapılar varken, Zeynel’gilin kapısı yok, iş makinesiyle yük kaldırılan ahşap kalıptan kapı ile kapanıyordu. Evin önüne, kapısız haline baktığınız zaman bile ne hallere düştüklerini anlarsınız.

ÖĞRENDİM Kİ BORÇ BOYUNU AŞMIŞ
Evinin önünde dikilirken, Zeynel Aslan’a, bu borç neyin nesi bana açıkça anlat, dedim. O şunları anlattı:
“- Bundan dört beş sene önce kalp krizi geçirdim, buraya yakın Bilgi Hastanesine götürdüler. Orada kalp ameliyatı oldum. Bir hafta, on gün yattım, sonra şu ameliyat bu ameliyat olursan iyi olur, dediler. Çıkarken on bin lira borcum olduğunu söylediler”.
Ona: 
Zeynel Bey, sen emekli memursun, devletin çeşitli hastaneleri varken neden özel hastaneye gittin de, dar gelirli halinle bu borca uğradın, dedim.


TEFECİNİN TUZAĞINA DÜŞMÜŞ
Zeynel Aslan şöyle dedi:
“Ben bu kadar para tutacağını kestiremedim. On bin lirayı bulamadım, üstelik borcum da vardı. Bir tefeciden açık bono vererek on bin lira aldım. Denize düşen meğer yılana sarılır mış. Adam benden, parayı verirken, “her ay maaşımdan kesilsin” gibi bir de taahütname aldı. Parayı aldım ama gününde ödeyemedim. Adam, tefeci, benim imzalayıp verdiğim, açık bonoya on bin lira para verdi ya 48 bin lira yazmış, yani borcum bir hamlede 48 bin lira olmuş. İcraydı bankaydı derken, benim maaşıma alacaklılar el koydu, elime hemen hemen hiç para geçmiyor”. 
O kadar sinirlendim, o kadar etkilendim ki, ona dedim ki, “yav kardeşim sen okul müdürü olarak emekli oldun, bu tuzağa nasıl düşersin”. Bunun üzerine o, “ne yapayım, çaresiz kaldım”.
Bu arada Zeynel Aslan, borca araba da alıyor, yani bankadan kredi çekip araba alıyor, borcunu ödeyemeyince banka arabaya el koyup araba icradan ucuz mucuz satılıyor.
Çeşitli borçlarla faizlerle borç katlanıyor.
Ben bir korku filmi izler gibi, Zeynel Aslan’ın anlattıklarına şaşkınlıkla bakıyorum, sinirimden, şaşkınlığımdan ne diyeceğimi bilemiyorum.
Emekli Öğretmenin Başına Gelenler, Yiyecek Ekmeğe Muhtaç Durumda

SU, ELEKTRİK, DOĞALGAZ FATURALARI YATMAMIŞ. 
Şimdilerde canlı ceset gibi ortalarda dolaşan, nereye başvuracağını şaşıran dalboylum (uzun boylu) Zeynel Aslan’dan öğrendiğime göre, oturduğu evin bir yıldan fazla bir zamandır ne elektrik, ne su, ne de doğalgaz faturaları yatıramamış.
Biz bunları kapının önünde konuşurken, merdivenden düşüp ayağını kıran Zeynel Aslan’ın eşi Mevlide Aslan, sürüne sürüne gelmiş kapıyı araladı ve inleyerek şunu söyledi:
“Aman Cevat Bey, tuvalet de tıkalı, perişanız bir hal çaresine bakın”…
Zeynel Aslan’a, peki tuvalet işini ne yapıyorsunuz değdim zaman şöyle dedi:
“-Ben cami tuvaletine gidiyorum, hanımgil de komşunun tuvaletine gidiyorlar” dedi. Aman tanrım, sefaletin böylesi mi olur, diye söylendim. Zeynel Aslan, anlatıyordu:
“-Bir yıldan fazla zamandır su parası yatmadığı için, Aski’den gelmişler sayacı söküp götürmüşler, suyu da mühürlemişler, şimdi evde su da yok.”  Aman Tanrım, kafamdan sanki kaynar sular döküldü, bu nasıl sefalet, bu nasıl düşüncesizlik, hesapsızlık diye söylendim, evde su yok, tuvalet yok bu nasıl yaşantı, say ki mağarada yaşanıyor.
 Bunun üzerine Yenimahalle Aski Müdürlüğüne, mağduriyetini, belirten bir dilekçe ile kapanan logarın açılmasını ister. Oradan gelen bir görevli, eve bakar, gider. Aski’den derler ki, “üç yüz lira yatır, orayı açalım, tıkanma çökme senin bahçende parayı yatırmadan olmaz”.

MAHALLE MUHTARI ÇOK İLGİSİZDİ
Bu ailenin düştüğü durumu, bir emekli öğretmenin başına gelenleri, yardıma muhtaçlığını anlatmak, buna nasıl yardım edebiliriz diye görüşünü anlamak, yardımını istemek için Uğur Mumcu Mahallesi Muhtarı Cennet Mumcu’ya gidip durumu anlattığım zaman, yüzüme dahi bakmadan öylesine ilgisiz tavırla aynen şöyle dedi: “hoo öylesine yardıma muhtaç milyonlarca insan var” . Başka da hiçbir şey söylemedi. Çeşitli yerlere yardım talep eden yazının bir nüshasını ona vermek istedim, “işime yaramaz”, diyerek eliyle itti. Nice muhtarlar gördüm ama böylesine ilgisiz, saygısız muhtar görmedim.

Böyle demesine, ilgisiz kalmasına o kadar çok şaşırdım ki, kendi kendime, bu ne biçim muhtar, bu ne biçim halk adamı, Anadolu’da herhangi bir muhtar asla bu kadar ilgisiz kalamaz, diye söylendim durdum.

TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE (ARKADA), ZEYNEL’İN EVİ DE GİTMİŞ.
Emekli Öğretmenin Başına Gelenler, Yiyecek Ekmeğe Muhtaç Durumda
Avşarların bir özdeyişi vardır, “turpun büyüğü heybede”, işin büyüğü arkada geride diye, işte öylesine bir şey, Zeynel’in anlatımları. Peş peşe gelen borçları, sıkıntıları, felaketleri bana gün gün taksit taksit anlatıyordu.
Başına gelen düşüncesiz, tuhaf borçları zaman zaman aralıklarla nasıl yaptıysa, bana da üç beş gün arayla parça parça anlatmaya başlıyordu.
Zeynel Aslan’ın anlattığına göre, bir tanıdık, merhaba dediği, üçkâğıtçı bir emlakçiyle anlaşır. Emlakçi buna der ki, “madem borçların var, kredi çekemiyorsun, sen eviyin tapusunu bana ver, ben senin için kredi çekeyim sana vereyim, sen borcunu ödedikten sonra, ileride ben senin evini iade ederim”.
Zeynel Aslan’ın borçları, faizi artmakta, borçlu olduğu için de bankalardan kredi çekemiyor, çaresiz, tatlı dilli kurnaz emlakçinin tuzağına düşer. Zeynel Aslan anlatıyor:
“-Ben evin tapusunu emlakçiye verdim, kredi çekmiş bana 127 bin lira getirdi. Sonra borçlarımı dağıttım, kalan para ile evin bazı tamiratlarını yaptırdım”. 
Aman Tanrım, ben daha beter şaşkınlık içindeyim; “adam bana kredi çeksin” diye, en az 250 bin liralık evini elin adamına veriyor, güya 127 bin lira evine karşılık kredi parası alıyor, “nasıl olsa evimi geri alacağım”, diye düşünüyor.
Zeynel Aslan’a dedim ki, “Zeynel hemşerim, sen ne cesaretle elin adamına eviyin tapusunu veriyorsun, adam evi ya vermezse ya”, dediğim zaman şöyle dedi:
“-Satarken şahit var, temelli satış yapmadık, parayı verince evin tapusunu geri alacağım, sözleşmemiz öyleydi, şahit var,  mahkeme var, evden çıkmam ki”. Üstelik borçlar da bitmemiş. Zeynel son ümit olarak bana şunu söyledi: “Acaba hemşerim tanıdık bir avukat var mı, bu işe bakacak, acaba avukat bunu kaça alır”. Ben de Zeynel Bey, bir avukat en küçük davayı beş bin liradan aşağıya bakmıyor, bilmem nasıl yaparsın. Ben, sözüme darılma ama sen kendi elinle tapuyu vermişsin, yani evini satmış görünüyorsun, ne cesaretle söze kanıp eviyin tapusunu veriyorsun, kısaca evin elden gitmiş, dedim. Senin yapacağın kirada olan oğlunla uzak bir semtten büyük bir daire tutup oğlunla birlikte oturmaktır, başka çaren yok veya senin yapacağın en son çare,  alırlarsa huzurevine sığınmaktır, dedim.  O zaman Zeynel’in, dudakları titredi, gözleri buğulandı ağlamaklı oldu, sanki ağlamayı engellemek için çaba gösteren telaş, üzüntü içindeydi.
İçimden yüzüne karşı, eyvah salak adam evin elden gitmiş, sen ne yaptın, diye düşündüm.
Anladığım kadarı ile Zeynel Aslan ailesi şu anda yiyecek ekmeğe muhtaçlar. Bana, Kızılayın getirdiği paket için, “Kızılaydan gelen bu yiyecek paketi her ay mı gelecek, bir defaya mı mahsus”  diyerek yardımın devamını umuyordu.
Hanımı Mevlide Hanım, bembeyaz olmuş saçları ile bastona dayanarak, kapı aralığından başını uzattı, üzüntü içinde şunları söyledi:
“Aman Cevat Bey, çocuklara bir şey söyleme, “nasıl düştünüz bu duruma” gibi laflar söyleme, zaten çok üzüntü içindeler. Komşulara da böyle söyleme”. 
Bunu düşünerek, Kızılay Genel Merkezine tüm gelişmeleri özetleyerek, bir öğretmenin yoksul duruma düştüğünü ve bu aileye Kızılay’ca acilen yardım edilmesi gerektiğini belirten bir mail attım, e-postayla mesajı gönderdim. Yapılan inceleme ile KIzılayca Zeynel Yardım ailesine bir küçük koli yiyecek yardım verildi.
Şimdilerde Zeynel Yardım, belediyeden yiyecek yardımı almak için, ayrıca Fak Fuk Fon dedikleri Fakir Fukara fonundan yardım almak için girişimde bulunmakta. Bilmem ne olur halleri.
Zeynel Aslan’dan, sana kredi çekmek için senin evini alan adamla görüştün mü ne diyor diye sorduğumda şunu söyledi:  “Adam telefona bile çıkmıyor, o da evi başkasına satmış.”  Ürperdim, evin elden gitmiş, başımın çaresine bak, diyebildim ancak.
Artık Zeynel Aslan şu anda evsiz de kalmış durumda, ama o buna inanmak istemiyor. Buna rağmen o ümitsizce, suyu kesilmiş, kanalı tıkanmış evin tıkanan kanalını açmak için Aski’nin istediği 300 lirayı bulmanın çabası çaresizliği içinde.
Zeynel Aslan’ın bir kız bir oğlu var, lise mezunlar bir kamu kuruluşunda küçük memurlar. Kızı bekâr yanında, onun maaş takviyesi içinde yaşama mücadelesi veriyorlar. Oğlu da, kirada oturuyor, ilkokula giden iki çocuğu varmış, zar zor geçiniyormuş.
Kışın gelmekte olduğu, havaların her gün soğumaya başladığı şu günlerde Zeynel Aslan’ın evinin bütün faturaları bir yıldır ödenmediği için önce Aski’ce su sayacı sökülüp götürülmüş, daha sonra elektrik ve doğal gazı da mühürlenecek, kapanacak.
Kısaca, harcama ve dikkatsizliği yüzünden borca girmiş, evini kaybetmiş, sefalete düşmüş bir emekli öğretmenin perişanlığını, başına gelenleri size aktarmaya çalıştım. Hani derler ya, “ayağını yorganına göre uzat” . İyi de ayağımıza göre yorgan olsa gerekme mi? Yine de sonunda böylesine sefil bir duruma düşmemek için bütçemize göre harcama yapmamız ve bu davranış içinde olmamızda yarar var. Bilmem ne olacak emekli Öğretmen Zeynel Aslan’ın durumu, ben sadece bu sefaletine tercüman oldum.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com

Zeynel Aslan, kapanan logarının açılması için, Aski’ye verdiği dilekçe aşağıda; telefon kontur parası bulamayan Zeynel Aslan’dan Belediye (Aski) 300 lira para istemiş, para yatıramıyor, halen logar kapalı. Aski’den gelirken yolda rastladım resmini çektim.

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANLIĞI
ASKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE,
ANKARA                                                                                                           01.11.2016                                                                                                              
Emekli öğretmenim ve aşağıdaki adreste oturmaktayım. Ailemizde bazı sorunlar ve kendimin sağlık sorunları nedeni ile borçlandım, tefecinin ağına düşerek maaşımın boyutunu geçen çok fazla borç altında girdiğim için sıkıntıya düştüm. Maaşımın hepsi borca gidiyor.
Sıkıntı içinde kıvranırken, eşim merdivenden düşerek ayağını kırdı. Sıkıntılar peş peşe devam ederken, oturduğum evin tuvaleti tıkandı, kullanamıyoruz, ne yaptıksa açamadık. Muhtemelen bahçe veya dışında bir yerde çökme nedeni ile kapanmış olmalı. Komşu evlerin tuvaletine veya cami tuvaletine gitmek zorunda kaldık.
Bunun için ASKİ Yenimahalle Müdürlüğüne başvurduğum zaman para istediler, yaptıramıyorum. Çok müşkül durumdayım, yiyecek ekmeğe muhtaç duruma düştüm.
Kapanan logarın herhangi biriminizle açılmasını saygı ile arz ederim.
                                                                                                                           Zeynel Aslan
Uğur Mumcu Mahallesi 51 Nolu Koop. 1638. Sok. No:23/1
Yenimahalle-ANKARA


Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget