Hala mı… hala mı uykudayız!... Hala mı uykuda kalacağız!...?

Bu ne kahır... Bu ne zulüm... Bu ne zillet... Nasıl düştük bu zillete... Bu muydu Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalma yemininin açacağı kapılar...

Hala mi… hala mi uykudayiz!... Hala mi uykuda kalacağiz!...?
Ekte, bir bilim insanının, bir profösörün Sayın Çölaşan'a yazdığı mektubunu bulacaksınız.
Mektupta, artık, dünyanın bizim geleceğimizi, nasıl gördüğünün en çarpıcı saptamasını göreceksiniz....
Bu ne kahır... Bu ne zulüm... Bu ne zillet... Nasıl düştük bu zillete... Bu muydu Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalma yemininin açacağı kapılar...
Bunca savaşlardan sonra Ülke’nin hak ettiği…
Bu muydu; yurtta barış, dünyada barış ilesinin vardırılacağı son nokta!?...
"Sahip çıkılmayan vatanın batması haktır!" uyarısı da kar etmez oldu artık!...Uykudayız… Bu gidişle uyanmayacağız!... Gaflet bu!... Bu vatana ihanet bu!.. Ata’nın “dalalet” diye tanımladığı bundan farklı mıydı!?...
Bitmeyen ihtirasa kurban olup boynumuzu uzatacağımız günü mü beklemek bize biçilen rol!?...
Bakanlık da başkanlık!... Anayasanın vermediklerini bile “hakmış gibi” kullanmak yetmiyor!...
Yaratılan fiili durumun önüne geçilmesi değil de anayasanın fiili duruma uyarlanması isteniyor!...
“İleri demokrasinin” diyerek yaratılan bu ucube durum güç ve cesaret veriyor olmalı ki, Sevr artıklarına, bu yüzden çok beğeniyor olmamılar mevcut durumu!...
Bir yabancı gözüyle "Atatürk bitti!" diyor adam... "Bitirildi!" dendiğini aktarıyor yazılan mektup.
"Ordunuz bitti!"... "bitirildi!" diyor... Artık kolay toparlanamaz dendiğini aktarıyor!...
Kör düşman bunu görüyor, bakar kör benim halkım görmüyor!... “görmemek” nasıl oluyor da işine geliyor!?... Garez kime, kin kime…?
"Layık olan yönetimle yönetilir toplumlar" diyordu 300 YIL ÖNCESİNDEN Fransız düşünür Montesqiö…
Bu mu bizim de layığımız!...!?...
“Kandırıldım… Aldandım… Yanıldım…” mazeretlerinin devamında gelen OHAL; işte bu hal!...Yüce meclisin devre dışına çıkarılması…
Oysa; Ülkenin en büyük hukuk topluluğu, Türkiye Baralar Birliği, “Türkiye’nin, ‘kandırıldım, aldatıldım, yanıldım’ gibi ifadelerle dile getirilen hayati hatalara ve zaaflara artık tahammülü kalmamıştır “ diyor.
“Basın hürriyeti, demokratik bir toplumda, hiçbir şart altında kabul edilemeyeck ölçüde kısıtlanmıştır” diyor… Tıs yok!...
“Adil yargılanma hakkı içinde yar alan hemen her hak, yok sayılmaktadır” diyor.
“Her soruşturma ve kovuşturma, toplumun daha fazla kutuplaşmasına, insanların birbirlerine düşmanlaşmasına neden olur hale gelmiştir” diyor. Ses yok!...
“Tüm vatandaşlarımızı, içine sürüklendimiz durumun yarattığı açık ve yakın tehlike konusunda uyarıyoruz! Diyor. Bir nefes yok!...
Anamuhalefetin Parti Meclisi Bildirisi’nde; de tekrarlanıyor benzer söylemler:
“Otoriter rejim; yurttaşların ifade, toplantı, örgütlenme ve girişim özgürlüklerini kısıtlamakta, tüm toplum kesimlerini yoğun bir baskı altına almaktadır. Okullara, üniversitelere, emekçilere, kadınlara, sivil toplum kuruluşlarına, iş dünyasına ve yurttaşlarımızın can güvenliğine yönelik tehditler, saldırılar, baskılar derhal son bulmalıdır.” deniyor…
Ülkemize, ülkemiz insanlarına yönelik tehditler ve tehditodaklarına karşı; “yurttaşlarımıza demokratik direnme hakkını da vermektedir” deniyor…
Hiç kimse, farkında değil, sıranın kendisine geldiğinin…
Sayın Prof. Dr. Ergun Çil’in ifadesiyle, sürüdeki lerden birisiyiz her birimiz…
Sevgili Emin Çölaşan Bey,
Ben vaktinizi almadan doğrudan konuya gireceğim. Bu ay Samos adasına gittim. 4-5 gün kaldım. orada Yunanlı arkadaşlarım oldu, bunlardan birisi de Costas idi. Onunla çok iyi dost olduk. Kültürlü, saygılı, adam gibi bir adam. İngilizcesi oldukça iyi. Döneceğim gün öğlen yemeğine ısrarla davet etti. Yemek de konu politikadan açıldı. Bana kendi liderleri dahil en sevdiği ve saygı duyduğu liderin Erdoğan olduğunu söyledi, ben şaka yapıyor diye güldüm. Çok ciddiyim dedi.
Sebebini sordum.
"Bak dostum" dedi, "bütün ömrüm Türkiye'nin ülkemize olan tehdidi ile geçti. Şimdi Erdoğan'ın sayesinde çok rahatız."
" 1- Atatürk'e tarihten gelen bir nefretimiz var, Erdoğan Atatürk'ü bitirdi."
" 2- Dünyanın en güçlü ordularından birine sahiptiniz, onu da darmadağın etti, komutanları hapse attı. Bu ordu bir daha toparlanamaz."
"3-Siz 80 milyonsunuz, biz 10 milyon, ne kadar ürkütücü değil mi? Erdoğan, tüm azınlıklara kendi devletlerini kuracağı yolu açtı. Yakında 5-6 yeni devlet kurulur ve nüfuslarımız eşitlenir. Daha ne yapsın?!
80 yıldır bizim politikacılarımız Erdoğan'ın yaptıklarının onda birini yapamadılar. İşte saygım ve sevgim bu yüzden."
Ben buz kesildim. Farkında değilim gözümden yaşlar akıyor, tıkandım lokmayı yutamıyorum. Costas fırladı peçete ile yüzümü sildi, bir yandan özür diliyor fakat teselli edecek kelimeler bulamıyordu.
Bir daha oralara gitmem gerçeği tokat gibi vuruyorlar suratımıza.
Burada oturur yandaş gazete okur koyun gibi yaşarım, taa ki kesim gününe kadar.
Saygılarımla,
Sürüdeki koyunlardan biri
*Prof. Dr. Ergün ÇİL*
*Pediatrik Kardiyolog*
***
Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci – DENİZLİ

Mehmet Halil Arık

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget