Cehaletin doruklarında değişen bir şey yok

Diyormuş ki şoför, "Olsun abi IŞİD petrolünü taşıyorlarsa da bu parayı imam hatip yaptırmak için harcıyorlar." Vah ki vah benim kara bahtlı Türkiyem...

Cehaletin doruklarında değişen bir şey yok
Bildiğim ne kadar kahramanlık türküsü varsa ve de şiiri bağıra bağıra okumak istiyorum.
"Yalan cumhuriyetine uyum sağlamak ne güzelmiş!" 
Mülkiye Mektebi'nden hocam Prof. İlber Ortaylı'nın bir reklam filminde dediği söz çınlıyor kulaklarımda: "Bilmemek mutluluktur."
Şimdi nasıl sitem etmem İlber Hoca’nın şahsında, kuruluşunun 156. yılını kutlayan Mülkiye’mdeki hocalarıma?
Hocalarıma, "Peki, hocam bize gareziniz neydi, niye bu kadar yüklendiniz bize? Ne kadar okursak okuyalım kendimizi hep yetersiz hissettik. Hâlâ yetişmeye çalışıyoruz size ve dünyaya. Mutsuz olduk kısacası." demek istiyorum.

Emeğin hakkı, alın teri vb. gibi kavramları yücelttik, örgütlenmenin sömürüye karşı en büyük silah olduğuna inandık ve bu uğurda kavgalara girdik. Üç kuşaktır sürünüyoruz. Bize hiç, “Gidin şu emekçilere sorun, sizinle kavgaya girecekler mi?” demediniz.Yaşımız şimdi 50’yi geçince kalkıp "Bilmemek mutluluktur." diyorsunuz.
Biz de uyum güçlüğü çekiyoruz.
Rus uçağı düşürülmüş, çekiyor kılıcı reis!
"Allah Allah" nidaları ile kafa tutuyor Putin'e, resti görünce karşıdan "Biz bilemedik, bilseydik Rus uçağı düşürmezdik." diyor.
Halkım da alkışlayarak "Helal olsun adama!" diyerek destekliyor. Sadece halkım mı? Doğru yolu geç de olsa bulmaya çalışan, "bakar kör" olmayı yeni öğrenen medyamız da dâhil bu tiyatroya.

Hocam biz şimdi ne yapacağız? Uzun süre kendimizi avutmuşuz, çocuklarımıza “Bizimkinden daha iyi bir Türkiye  bırakacağız.” diye söz vermişiz.
Cem Karaca'nın,
"biz görmedik sen görürsün yavrum yavrum
didişmeden geçen bir gün mutlaka
yalansız dolansız bir dünyayı yavrum yavrum
kuramadık kurarsınız mutlaka…

biz görmedik sen görürsün yavrum yavrum
daha mutlu Türkiye’mi mutlaka
kulun kula kul olmadığı bir yarın yavrum
biz kuramadık kurarsınız mutlaka..."
 diye başlayan ve "yarın senin ellerinde güzel kur" diye devam eden şarkısını hatırlayınca bile utanıyorum.
***
Bizim çocuklarımız "bizim gördüklerimizi" bile göremediler. Fikir özgürlüğünün olduğu dönemleri -1961 anayasası dönemini- kısa bir zaman diliminde de olsa yaşadık.
Gazetecilerin, ceza kanundaki saçma sapan çağdışı maddelerden yargılandığı dönemlerin en ağırını çekti ama 12 Mart ve 12 Eylül gibi olağanüstü askeri dönemler dışında Cumhurbaşkanı istiyor, diye keyfi suçlamalarla karşılaşıp hapislere atılmadık.
Sıradan vatandaşın bu kadar taraf olmaya zorlandığı ve komşunun komşuya bugünkü kadar kin ve nefretle baktığı günlerimiz olmadı.
Bilginin, bilimin bu kadar aşağılandığı, düşünen insanların cehaletin doruklarında cirit atanlar tarafından katledildiği bir Türkiye değildi düşlerimizi süsleyen.
Benim midem, çağdışı uygulamalardan hiç bu kadar bulanmamıştı.
Yazıyı yazarken bir arkadaşım aradı İstanbul’da bir taksiden inmek zorunda kalmış.
Diyormuş ki şoför, "Olsun abi  IŞİD petrolünü taşıyorlarsa da bu parayı imam hatip yaptırmak için harcıyorlar."
Vah  ki vah benim kara bahtlı Türkiyem...
“Bilmemek mutluluk.” tamam da biz geç kaldık galiba.

Tayfun Talipoğlu/abcgazetesi

Cehaletin doruklarında değişen bir şey yok

 Tayfun Talipoğlu

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget