Günümüzün Köleleri - Erdal Atabek

Günümüzün Köleleri - Erdal Atabek
Köleliğin yasaklandığı, tarihin bir yalanıdır. Kölelik yasaklanmamıştır, sadece biçim değiştirmiştir.
Soma’daki maden işçileri köledir. Asansörün düşmesiyle ölen işçilerin ölümü köle ölümleridir. Bu yılın altı ayında ölen 1200’den fazla işçi, kölelerin durumunu açıklamaktadır.
Yaşama zorunluluğu onları köle yapmıştır.
Onlar, sadece emeklerini değil, hayatlarını da pazara sürmüşlerdir. Emekleri pazarda satılmış, hayatları ise çalınmıştır. Hayatları, yani iyi yaşamak umutları, yani çocuklarının daha iyi koşullarda yaşama istekleri, eşleriyle mutlu olma istekleri çalınmıştır. Hayalleri çalınmıştır, düşünceleri çalınmıştır, duyguları çalınmıştır. Çalıntı bir yaşam sürmek zorunda bırakılmışlardır.
Onlar, günümüzün köleleridir.
Elbette sadece onlar değil, kamuda çalışan emekçiler de köle olmaya zorlanmışlardır, onların da bunu kabul etmekten başka çıkar yolları yoktur. Köledirler. Tek umutları, yeni yılın bayramlarının hangi günlere geldiğine bakıp tatillere sevinmektir. Bir de emekli olup sürünecekleri zamanın başka hayallerini kurmaktan medet umarlar.
Aslında köledirler ama onlar kendilerine “emekli” diye verilen unvanla bunu örtmeye çalışırlar.
Özel şirketlerde çalışanların köle olmadığı sanılmasın, onlar da köledirler. Ama bunu örten pırıltılı unvanları vardır. Kazançları onları geçindirir ama ne için çalıştıklarını düşünmekten itinayla kaçarlar. Çünkü “iyi yaşam standardı” diye beyinlerine pompalanan, hepsi de para ile satın alınan araçları sağlamak için var güçleriyle çalışmak zorundadırlar. Haftalık spor saatleri ile meditasyon programları ve yurtdışı tatilleri bu köleliğin zincirleridir. Hep daha çoğu için, hep daha yenisi için, hep daha tanınmışı için çalıştıkları araçlar onların efendileridir.
İnançları sömürülenler, günümüzün en bilinen gönüllü köleleridir.
Dünyanın her yerinde, tarihin her çağında, inançlarının sömürülmesine izin veren gönüllü köleler, her türlü yanlışın peşinde giden, akılları ambargolu, zihinleri ipotekli robotlar olmuştur. Bugün IŞİD diye bilinen kanlı şiddet yanlıları, her zamanın canlı bombaları bilinen uç örneklerdir. Bu denli uca kaymadan köleliğine razı olan, her türlü yanlışa gözü kapalı yandaş olan, hiçbir şeyi sorgulamadan kabul eden milyonlarca insan nasıl köle olduğunu bilmeden yaşamaktadır.
Günümüzün köleleri, adı kölelik olarak anılmadığı için gizli kalmaktadır.
Hukukun ayaklar altına alındığı, adaletin güçlerin elinde oyuncak olduğu bir ülkede sesini çıkarmadan kürsülerinde oturan, olan biteni seyretmekle yetinen bilim yetkilileri, “unvan köleleri” değil midir? Unvanının kölesi olmayan bir akademisyen, olan bitenin karşısında nasıl susar, nasıl tepkisiz kalır?
Unvan köleleri, etiket köleleri, koltuk köleleri, güçleri olduğu halde yetkileri olduğu halde, görmezden gelerek, duymaz gibi davranarak işlenen suçların ortağı olmaktan kurtulabilirler mi?
***
“Örgütlenmiş Cehalet”, Prof. Doğan Kuban’ın önemli bir deyimidir. Bunun kökeni de “Günümüzün Gönüllü Köleliği”dir. Bu köleliğe insanları razı eden, ‘rıza yönetimi’ diye bilinen bir toplum mühendisliği yöntemidir.
“Bir insana kendi başının belasını isteği yapmak’ diye tanımlayacağımız ‘rıza yönetimi”, küresel kapitalizmin büyük buluşudur.
İnsana, “başka çare yok ki” dedirtmek.
İnsana, “ben tek başıma ne yapabilirim ki?” sandırmak.
İnsanı, “herkes öyle yapıyor” diye kandırmak.
Bu köleliğe karşı çıkacak olan da insanın bilincidir.
Aydınlanma, işte bu köleliğe insanın özgür aklıyla, özgür iradesiyle karşı çıkmasının bilincidir.
Bu olmadığı, bu bilinmediği, bu yapılmadığı sürece kölelik de hüküm sürecektir, köle tacirliği de hükmünü sürdürecektir…

Erdal Atabek / Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget