“Türkiye böyle bir adalet çürümüşlüğünü görmedi”

“YARGI BAĞIMSIZLIĞI DİYE BİR ŞEY KALMADI”
Hasan Atilla Uğur, Turgut Okyay

Apo’yu Sorgulayan Komutan Ve Yargılayan Yargıç Panelde Konuştu
Abdullah Öcalan’ı yakalanmasından sonra ilk sorgulayan komutan Emekli Albay İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Atilla Uğur,  İşçi Partisi üyesi Yargıç Turgut Okyay (APO’yu yargılayan),  8 Şubat 15 de, İşçi Partisinin organize ettiği Keçiören Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki “Büyük Çözümün Eşiğinde” panelinde konuşup önemli açıklamalarda bulundular.
Bu arada salonda çeşitli davetliler yanında eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’da konuşmaları izliyordu. Çoğunluğunu Keçiören’deki emeklilerin oluşturduğu salonu dolduran vatandaşlar, konuşmaları beğeni ve coşku ile izleyip alkışladılar.
Yargıtay Onursal Üyesi APO’yu yargılayan Hâkim Turgut Okyay şu konuşmayı yaptı:
 
Turgut Okyay

“Bu gün ülkemiz zor günler geçiriyor. YARGI BAĞIMSIZLIĞI DİYE BİR ŞEY KALMADI. Atatürk’ün ilkeleri ayaklar altında, ülke bölünme aşamasına geldi, bugün Doğu ve Güney Doğu illerimizi mevcut iktidar maalesef PKK ya teslim etmiş durumda. Bütün bunlardan kurtulmak birlik içinde çalışacağız. Amaç milli hükümeti kurmak ülkeyi bu yobazlardan kurtarmaktır. Bunun için hep birlikte bir nefer gibi çalışacak. Biz bu ülkeyi kolay kurmadık, ülkemize sahip çıkacağız, Atatürk'ün devrimlerine sahip çıkacağız. Amaç ülkeyi bütünleştirmek ülkeyi kalkındırmaktır. Herkes kendisine düşen görevi yapacak, ülkemize sahip çıkacağız, Atatürk'ün devrimlerine sahip çıkacağız, amaç ülkeyi bütünleştirmek, ülkeyi kalkındırmaktır. Herkes üzerine düşen görevi yapacak, asla umutsuzluğa kapılmayınız, başaramayacak hiç bir şey yoktur, yeter ki birbirimizle birlikte çalışalım.
İktidar açılım politikasıyla ülkeyi bölme eşiğine getirdi. Bu gün ABD, PKK, AKP işbirliği ile ülkeyi bölüyorlar, amaçları önce başkanlık sistemini getirmek, arkasından ülkeyi federasyona götürmek ve Doğu ve Güneydoğu illerinde bölücülere özerklik tanımak. Arkasından da bağımsızlık gelecek; biz bu ülkeyi öyle kolay kurmadık, artık kimseye meydanı bırakmayız, ölümüne mücadele edeceğiz, kuvvet birlikten doğar. Bunu asla unutmayın.
Biz bölücü başını, arkadaşlar getirdiler, biz yargıladık, bu gün iktidar onu baş tacı ediyor, ülkeyi bölmek için planlar yapıyorlar. Planları ellerine ABD veriyor, onlar da uyguluyorlar. İnanın bu gün Türkiye'de kurtuluş savaşı ortamında, belki de daha kötü, çünkü işbirlikçiler, hainler çok ülkede, bunu hiç bir zaman unutmayın. Herkes kendisine düşen görevi yapacak, biz bu çemberi kıracağız.
 AKP nin amacı ülkeyi korumak, ülkeyi kalkındırmak değil, yandaşlarını zengin etmek, ümmet yaratmak ve başkanlık sistemi, arkasından başkanlık sistemi, başkanlık sistemi padişahlığa dönüşür, görüyorsunuz zaten. Ülkede basın hürriyeti yok, yargı bağımsızlığı ayaklar altında hiç kimsenin güvencesi yok. Bu iktidarda 155 defa basın yayın yasaklanmış, 155 yayın yasağı konmuş, insanların evinde rahat bir ortam içinde uyuyacağı yok, herkes yarınından emin değil, can ve mal güvenliği kalmamış; ülkede bütünlüğü sağlamanın yolu, ülkede can ve mal güvenliğini sağlamaktan geçer. Bu gün Güneydoğu'da can ve mal güvenliği yok ki ve olmadığı için de terörle mücadele yeterli yapılamıyor, mücadele edenler içeri atılıyor, biz bundan kurtulmak için birleşeceğiz.
Bunlar ülkede üç Y ile iktidara geldiler üç Y yi yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklara boğdular. ABD nin amacı gelişmiş ülkeleri gelişmemiş hale getirmek. Bu gün hangi ülke kalkınma çabası olsa Amerika önüne geçiyor, güçlü bir devlet istemiyor. Güçsüzleştirme politikası güdüyor, bunun işbirlikçileri AKP dir, bunu da unutmayın.
Biz iktidarımızda ön cephemizden başlayacağız, halkımızı aydınlatacağız, aydın insanlar yetiştireceğiz, ülkesini seven, laik düşünceli demokratik yapıda aydın insanlar yetiştireceğiz. Bu konuda asla taviz vermeyeceğiz. Ne çekiyorsak cahillikten çekiyoruz. Halkımızı cehaletten, ülkemizi sefaletten kurtaracağız. Sizlerin sayesinde olacak bu.
Anayasa değişikliği gücüne erişirlerse yapacakları ilk iş vatandaşlıkta anayasal vatandaşlık kavramını getirmek istiyorlar. Bunun sonucu ülkeyi bölmeye götürür, anayasal ulusal vatandaşlık diye   bir şey olmaz, ulusal vatandaşlık vardır, herkes bu ülkenin vatandaşıdır, ayırım yoktur  ırk, dil, din farkı yoktur. Biz bunlara meydan vermeyeceğiz. Elimizden geldiğince çalışacağız, kesinkes taviz vermeyeceğiz.
Bu gün her dört kişiden biri depresyona girdi. 25 bin kişi intihar etti, bu iktidar döneminde; her beş aileden biri boşandı, kadına şiddet uygulaması yüzde 1400 e çıktı. Cezaevleri doldu, 152 bin tutuklu ve mahkûm var. İktidar bunlara bakmıyor, hiç umurunda değil,  ülke gitmiş hiç umurunda değil. Biz sahip çıkacağız, sizler sahip çıkacaksınız.
Bu gün iktidar ülkeyi yapboz sistemiyle yönetiyor. Yasaları istediği giibi yapboz sistemiyle değiştiriyor. Bunların iktidarında ihale kanunu 162 değiştirildi, ne için yolsuzlukları kolaylaştırmak için.  Memleket gitmiş hiç umurlarında değil.
Adalet sisteminin amacı, etkin süratli kararlar almak için süratli verimli yargıçlara ihtiyaç vardır. Toplumsal barışın korunmasında adalet kavramı önemlidir. Ülkemizde yargı bağımsızlığı yoksa ülkede adalet yoksa demokrasi de yoktur, demokrasiyi de işletemezsiniz. Yabancı sermaye de gelmez, hiç kimse yatırım yapamaz, neye güvenecek, yapacak; yargı onun bunun emrinde olursa,  yargı bağımsız olmazsa nereye gidecek. Kişi haksızlığa uğrarsa başvuracağı yer yargıdır, ama yargı ayaklar altında. Dün cemaatin savcılarını yargıçlarını kullanıyorlardı, bu gün de kendi atadıkları yargıç ve savcıları kullanıyorlar. Kime gideceğiz, kime güveneceksiniz?  MEMLEKET ELDEN GİDİYOR.
Halkımızın gücüyle bu iktidara son vereceğiz, yine halkımızın gücüyle ülkemizi sorunlardan kurtaracağız. Sosyal adaleti sağlayacağız, laik devlet düzenini kuracağız, halkımızı fukaralıktan kurtaracağız, planlı kalkınmaya önem vereceğiz, biz bunu başaracak güçteyiz, kendimize inanıyoruz ve güveniyoruz, sizlere güveniyoruz, saygılar sunuyorum" (Alkışlar)

APO’NUN SORGULAYICISI KOMUTAN İŞÇİ PAR. GNL. BŞKN YRDIM. HASAN ATİLLA UĞUR: “DOĞU ANADOLU BÖLGESİ PKK VE HİZBULLAH’IN KONTROLÜNDE”.
Hasan Atilla

“Bu yaptığımız toplantı Türkiye’de yapılan toplantıların ilkidir; Çünkü Abdullah Öcalan’ı ilk sorgulayan, onu yargılayan mahkemenin ilk reisi ilk kez bir toplantıda bir araya geliyoruz. Arkadaşlar keşke sizlere başka şeyler konuşuyor olsaydık. Kültür, sanat ya da Türkiye’nin iyi giden şeylerini bizler de yapabilirdik, onu konuşuyor olsaydık ama üzgünüm hiç bunlardan bahsedecek durumda değiliz. Biraz önce başkanımızın da buyurduğu gibi Türkiye çok büyük bir kaosun (kargaşa) içerisinde, Türkiye bir yol ayırımında. Şu anda Türkiye Doğu Anadolu Bölgesi PKK ve Hizbullah terörünün kontrolünde bulunmaktadır; PKK ve Hizbullah terör örgütlerinin işgali altındadır. Artık Cizre’de birbirleri ile savaşan ya da müdafaa, PKK neyin peşinde biliyor musunuz? Burası tamamen bitti özerklik ilan edildi, dinci Kürtçü mü olacağız yoksa Kürtçü Kürtçü mü, ırkçı Kürkçü mü olacağız, bunun kavgasını veriyorlar. Güney Doğu işgal altında, bu üne kadar verdiğimiz o mübarek şehitlerimiz mezarlarında ters dönmeğe başladılar. Gazilerimiz acılarını kat be kat daha fazla yaşamağa başladılar.
Peki, ne oldu bize? Bundan 15-20 yıl önce terörist başı olan, bebek katili olan İmralı’daki katil, şu anda bir numaralı sözüne güvenilen, TBMM sini tehdit eden, Orta Doğu’ya yön veren, Adalet Bakanlığına, şunu da böyle yap” diye emirler veren bir hale geldi.
Peki, bu terörist başı 1999 a geldiğinde sorguda ve diğer zamanlarda 1999-2002 arasını lütfen hatırlayınız, PKK terör örgütü minimize edilmişti. Bunu kimse inkâr edemez, bitme noktasına getirilmişti, kendi örgütünü Öcalan denilen katil satmıştır. O zaman her türlü eksiğine rağmen devlet, devlet gibi hareket etmişti. Onu sorgulayan ben bir sırrımı söyleyeyim, ne bir kişiden talimat aldım, ne bir kişiden emir aldım. Ben son ana kadar bana verilen görevi yaptım, arkadaşlarımla birlikte. Dünyadaki yargılama sistemi içinde en adil biçimde sayın başkanım o katili yargıladılar. Biz Ergenekon ve Balyozda neler görmüştük. Onun mahkemesinde Abdullah Öcalan’ın sözü kesilmedi, avukatlarının sözü kesilmedi. Taşkınlık bilmem ne yapmaya kalkan müdahil avukatlara mahkeme düzenini sağlamak için, uluslararası camia önünde bir yargı dersi verilmiştir. Huzurlarınızda o mahkemenin reisi Turgut Başkanıma tekrar teşekkür ediyorum.
Arkadaşlar, acı da olsa, sizlere bazı görüntüleri sunmak istiyorum, bu görüntülerle bu bebek katilinin o dönem ne dediğini, nasıl kendi örgütünü bitme noktasına getirdiğini, isyanlarla bugün davalara giren o terörist başının neler söylediğini size izletmek istiyorum.
Bu arada sahnede görüntülü olarak, APO nun yakalandığında ve sorgulandığında neler söylediğini sesli ve görüntü olarak bir sunumda bulunuldu. Yakalanıp sorgulandığında nasıl yaltaklanıp TC hükümetine yardımcı olacağını söylerken, günümüzde nasıl tehditkâr tavır içinde olduğunu örnekleri ile canlı olarak perdede sunuldu)
“Bakınız, enteresan bir şey, bunu ben söylesem, Hilafeti getirmek amaçlıdır, isyandır, şudur, budur desem, Şeyh Sait İsyanı, Dersim isyanı desem farklı dersiniz ama o anlatıyor bakın, şu anda diyor ki, “Şeyh Said’e saygılarımı sunuyorum”. Gündem o gündem kendine o fırsatı verdiler. “Seyit Rıza’ya saygılarımı sunuyorum” diyor. Hadi bunu Abdullah Öcalan söylüyor. O zaman ne demiş: “Mustafa Kemal, Cumhuriyet elbette gereğini yaptı. Bu isyanların hepsi Hilafet ve saltanat amaçlıydı” diyor. Bana ne dedi biliyor musunuz, Şeyh Sait İsyanı 1920 lerde Türkiye’nin başında bir Musul meselesi vardı” dedi. İngilizler bu Musul meselesi kaşımak için genç Cumhuriyeti elini zayıflatmak için Şeyh Said’i isyan ettirdiler ” diyor. Mütegallibenim birisidir” dedi. Seyit Rıza hadisesine gelince, bu gün Dersim Dersim diyenler, yalan dolanıyor bu gün yalan yalan. Dersim dediği zaman ne dedi, biliyor musunuz 1937-1938 Türkiye’nin Hatay meselesi var Hatay. Hatay daha sınırlarımızda değil, kurban olduğun Mustafa Kemal hasta haliyle Adana’ya geliyor kendini gösteriyor, bütün gücünü Hatay’a doğru vermiş. Hatay konusunda sıkıntı yaratmak için yine İngiliz Fransız oyunu, Tunceli dediğimiz o bölgede Seyit Rıza denilen hain alçağı isyan ettiriyorlar. Askerlerimizi kestirtiyorlar.
Bakınız Tunceli, ben de orada görev yaptım, çok yiğit insanların yaşadığı yerdir. Hala görüştüklerim var. 22 tane benim bildiğim aşiret var, sadece dört tane aşiret isyan ediyor. Okul geliyor, yol geliyor, su geliyor, genç Cumhuriyet hizmet getiriyor. Feodalite gidecek, onlar aydınlanınca, yararlanınca sömüremeyecek ya, bunun için başlatıyorlar (bu isyanları). Bebek katili bana ne dedi biliyor musunuz? “Ne yapacaktı ki Genç Cumhuriyet, tabi ki kafalarını ezecekti” diyor. Ama bu gün gediğimiz nokta, burada içimi acıtan nokta şudur, Başbakan gidiyor Tunceli’ye “çok büyük facialar yaşandı”, bilmem ne diyor. Sezgin Tanrıkulu diye biri geliyor benim adıma özür diliyor, sen kimsin yav, sen kimin adına özür diliyorsun TC adına; Mustafa Kemal’in dönemindeki genç Cumhuriyet eğer o isyanlarla mücadele etmeseydi, bu günlere de gelemezdik, bu Cumhuriyeti kuramazdık. Ama biz Mustafa Kemal’in askerleri bu Cumhuriyeti koruyacağız merak etmeyin. (Salondan alkışlar, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları)
Büyük Çözümün Eşiğinde paneli

TÜRKİYE ŞİMDİYE KADAR BÖYLE BİR ADALET ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜNÜ GÖRMEDİ.
Kim ne derse desin, genel afmış, ben sadece Hasan Atilla olarak yalnız kalsam terörist başı ve çetesine gelecek bir affa, gider o İmralı’nın önüne yatarım, cesedimi çiğnetirim sonra çıkabilir.
İzlencede izlediğiniz gibi, kendi örgütü ile savaşmış, kendi arkadaşlarını, Kandil’deki terörist arkadaşlarını satıyor; (barka vizyondan APO nun konuşmasını ima ederek)
Artık partili olayı bitmiştir, ya vatansever olacağız, ya da vatanseverlerin karşısındakilerin yanında olacağız. Türkiye bu noktaya gelmiştir. Sağcıydı, solcuydu, senin bagajında şu vardı, onun bagajında şu vardı meselesi çoktan bitmiştir. Ama işte, İmralı’daki bebek katili budur arkadaşlar. Ne diyor oluk oluk kan akıttılar”. Emri sen verdin, sana emri verdirttiler, oluk oluk kanı sen aktırdın. Her şeyi sen yaptırdın, burda beni asmayın, diyor yalvarmalar, o zamanki Abdullah Öcalan bu, şimdi maalesef getirildiği nokta bu.
Başta adalet mekanizması olmak üzere Türkiye’nin ipini çektiler ipini, ben o devirlerde görevliydim, Türkiye şimdiye kadar böyle bir adalet çürümüşlüğünü görmedi. İnanılmaz şeyler yaşanıyor. Abdullah Öcalan yargılanmasında 1999 da gördük. Ben Ergenekon tertibiyle veya Balyoz tertibi ile içeri alındım, Poyrazköy, neler yaşadık inanamazsınız, o hâkimler karşımızda sanki hâkim değil, Fetullahın veya AKP nin bizzat görevli insanları gibi idi. Savcılar öyle, kime güvenecekti bu millet, geldiğimiz noktaya bakın.
Biz gümbür gümbür iktidara geliyoruz. Hepsini düzelteceğiz, hepsini. Birtakım görüşmeler yapmak için partim beni görevlendirdi. Bir Ayman Güler’le Batum hocamla, Ufuk Söylemez Beyle Enis Öksüz’le, Yaşar Okuyan’la herkesle görüşürüm. Tabi, görüşmelerimiz nedir? Ana hatlarıyla Türkiye bölünmek üzeredir, Türkiye yobaz diktasının tamamen emrine girmiştir. Türkiye artık vicdani büyük bir şekilde hareket edecek durumda değildir. O halde biz ne yapabiliriz. Hepsiyle konuşmalarımızda şu konuya karar kıldık. Mustafa Kemal Atatürk’ün ipinde ve mantığında birleşmemiz şart. Bu bunu uyguladığımız takdirde bu millet bizim arkamıza gelir. Biz 1919 lardaki gibi Türkiye’nin İkinci Kurtuluş Savaşını mutlaka kazanırız, dedik. Mutlaka kazanacağız.
Sayın Birgül Ayman Güler ve Sayın Süheyl Batum’un, onların programlarını iyi izlemenizi tavsiye ediyorum. Hemen akabinde çok daha değişik ve türlü isimlerin bizlerin bizim yanımızda olduklarını söyleyebilirim, göreceksiniz. Ve biz Kurultaya gidiyoruz. Kurultayda neler olabileceğini, çok büyük sürprizler olabileceğini, bu işi organize eden bir kardeşiniz, bir arkadaşınız olarak sizlere söylemekte bir sakınca görmüyorum. Müthiş sürprizler olacak kurultayımızda. Biz döner ekmek, yüz lira vermeyeceği,, bu başkalarının geleneklerinde var; biz sadece Mustafa Kemal Atatürk’de birleştik. Haydi, Türk milleti yürüyoruz” diyeceğiz. Haydin Türkiye yürüyoruz. Ben cezaevinde-esir evinden çıktıktan sonra bir gün bile dinlenmedim, hiç de dinlenmeye ihtiyacım yok; il il, ilçe ilçe dolaşıyoruz, Türk milletine bunları anlatıyoruz arkadaşlar.
Şimdi bir kayıkçı kavgası var biliyorsunuz, F tipi polisler operasyon yapmış, bilmem ne yapmış, Bank-Asya’ya. Arkadaşlar Türk milletini enayi mi zannediyorlar. Bakın 2012 nin başına kadar her şeyi beraber yaptılar. “Ne istediler de vermedik” dediler, her şeyi aklınıza ne geliyorsa beraber yaptılar. Şimdi geldiğimiz noktada biz şu aymazlığa düşemeyiz, bir tarafta mücadele ederken öbürünün yanına düşemeyiz, arkadaşlar. Bizim için yobaz diktası da aynıdır, paralel bilmem ne dediği de aynıdır, bölücü de aynıdır, değişen bir şey yok. Biz hepsiyle mücadele ederek programımızın yapacağız. Şimdi bizim çalışmalarımızdan haberdar olmağa başladılar ya, her tarafta abuk sabuk yayınlar başladı. Zaten bir tane Ulusal Kanal, bir de Aydınlık gazetesi var. Bakıyorsunuz sizin sözlerinize yer veren yok, sanki Türkiye güllük gülistanlıkmış gibi gösteren çok. Ama bakın her şey milli bir iktidarla olacak, her şey. Aklınıza gelen sorunlar, problemler her şey, milli bir hükümet çatısı altında olursa yine Büyük Türk Milleti ayağa kalkar. 1919-1922 arası olduğu gibi, bundan sonraki 15 senelik sürece olduğu gibi canımızla, kanımızla bu işin içine gireriz.
Başka bir şey daha söyleyeyim, biz iktidarın içinde olacağız, yüzde yüz olacağız, bunu net söylüyorum. Ama bazılarının dediği gibi bir gün biz iktidara eldik, bir sonra Türkiye’yi düzelttik, yok arkadaşlar öyle şey. Biz millete yalan söylemiyoruz, biz Ankara’ya deniz getireceğiz” demiyoruz. Millete yalan yok, biz millete diyoruz ki bu zorlu mücadelede çoluğuna çocuğuna adam gibi bir ülke, laik, Cumhuriyetçi, milliyetçi bir ülke bırakmak istiyorsan, gel bizim yanımıza diyoruz, öyle palavraya gerek yok.
Son olarak şunu söylüyorum, yaklaşık iki senedir Aydınlık’ta, Ulusal kanalda haykırıyorum, her yerde söylüyorum, Türkiye’de her milliyetçi devrimci, her milliyetçi devrimci olmak zorundadır. Onun için size bir kardeşiniz olarak yalvarıyorum, ülkücüler ve devrimciler, o namuslu inşalar, o bağımsızlıktan yana olan insanlar, Mustafa Kemal Atatürk, başkası değil onda birleştiğimiz anda ne Amerika bizimle uğraşır, ne de başkası, şunu bilin”.

Cevat Kulaksız
Araştırmacı serbest gazeteci ckulaksizster@gmail.com.tr
05325238549
Resimler: Apo’yu ilk sorgulayan komutan Hasan Atilla Uğur ile yargılayan Yargıç Turgut Okyay konuşurlarken
NOT:
Ben daha önce Hâkimiyeti Milliye adlı internette yayın yapan Kemalist bir gazetede yazıyordum. Ne yazık ki, bu siteye iktidarca yapılan sansürlü fiber saldırılar nedeni ile bu yayın kapandı. Bu önemli konuşmaları kamuoyuna duyurmak istedim.
Cevat Kulaksız

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget