Ermeni Meselesi Ne Zaman Zirve Yaptı - Galip Baysan


Ermeni Meselesi Ne Zaman Zirve Yaptı - Galip Baysan
Osmanlı Devletinin son günlerinde dost, düşman Avrupalı güçlerin büyük baskısı ile Ermeniler tıpkı günümüzün ayrılıkçı Kürtleri gibi öyle büyük bir fırsat yakalamışlardı ki inanılmaz. Osmanlı dâhil bütün devletler Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sözde Osmanlıya bağlı ama büyük devletlerin himaye ve kontrolünde bir Ermeni Devleti kurmayı başarmış gibiydiler. Kasıtlı veya kasıtsız olarak Türk toplumunun bilinçsiz bırakıldığı bu konuyu Ermeni meselesiyle yakından, uzaktan ilgilenen herkesin bilmesinin gerektiğine inanıyoruz.
Balkan Savaşları’ndan sonra "Türklerin Avrupa'dan kovulması" gibi yüzlerce yıllık Avrupa ideolojisi gerçekleştikten sonra bile saldırılar durmadı. Balkanlarla birlikte Ege adalarının (İmroz, Bozcaada ve Meis) dışındaki adaların da Avrupa Devletlerince Yunanistan'a verilmesinden sonra, Avrupa Devletleri gözlerini Anadolu'nun; öncelikle doğu kesiminde yaşayan "Ermenileri kurtarma" yarışına çevirdiler. Osmanlı Devleti, sadece İngilizler, Ruslar ve Fransızlar tarafından değil, müttefikleri Alman, Avusturya-Macaristan tarafından da sıkıştırılıyordu. Bu ülkeler Doğu'da Islahat yapılması talebiyle bir "Ermenistan yaratma" çabasını hızlandırdılar. "Islahat projesinin hazırlanması görevi Rusya'nın İstanbul'daki işbirliğinde baş tercüman olan Andre Mandelstam’a veridi."(1) Mandelstam bu projeyi:
O güne kadar benzer olaylarda Avrupa devletleri ve Ermeniler tarafından dayatılan esaslara göre hazırladı.(2)
22 bölümden meydana gelen bu projeye göre Ermeniler böylece o güne kadar sahip olmadıkları büyüklükte dev bir Ermenistan'a sahip oluyorlardı. Proje baştan sona Ermeniler ve onların sempatizanları tarafından dikte ettirilerek hazırlandı.
Olayların gelişimi şöyle oldu: 1913 yılı biterken Büyük ülkelerin elçileri İstanbul'da bir araya gelerek Anadolu'da uygulamaya konulacak reformlar üzerinde görüşmeye başladılar. İngiliz ve Fransızlar tarafından desteklenen Rusya, Ermenilerin savunmasının liderliğini yapıyordu. Üçlü İttifak'ın iki üyesi Almanya ve Avusturya Osmanlı'nın tarafını tutuyor görünüyordu. Rus teklifinin düzeltilmiş bir şekli sonuç olarak 8 Şubat 1914'te Osmanlı Devleti'ne bildirildi. Almanya, ittihat ve Terakki Hükümeti’ne bu projeyi kabul etmesi için baskı yapmak ihtiyacını hissetti, çünkü teklif ülkenin kısmen bölünmesine yol açacağı için uygulamaya konulmak istenmiyordu.(3)
Aynı gün Osmanlı Devleti namına Sadrazam Sait Halim Paşa ve karşı tarafı temsilen Rusya işgüderi Konstantin Gulkeviç arasında imzalanan anlaşmaya göre, Ermeni meselesinde en büyük adım atılmış ve o güne kadar tarihte bu topraklar üzerinde dağınık yaşamış olan Ermeniler için dev bir Ermenistan'ın temelleri atılmış oldu.
 Çaresiz, yalnız, endişeli ve ürkek Osmanlı Devleti, Avrupa, Afrika ve Ege'deki toprak kayıplarından sonra Türklerin 900 yıldır üzerinde yaşadığı ve "Anavatan" olarak kabul ettiği Anadolu’yu da tamamen kaybetmemek için, büyük devletlerin arzularına bir defa daha boyun eğiyordu. Türkler dışında bütün ırkların "Anavatan" olarak adlandırdıkları her isteğini kabul eden medeni! Avrupa devletlerinin temsilcileri, Türkler için bir "Anavatan" olması gerektiğini hiçbir zaman düşünemediler. Sistem daima "Türklerden toprak alıp" diğer "hak iddiaları olan" topluluklara tevzi etme şeklinde çalışıyordu.
Balkan Savaşı’ndan sonra Osmanlı’dan alınan topraklarla coğrafya ve nüfus olarak Bulgaristan %7, Sırbistan %56 büyümüştü. Yunanistan'a gelince sadece 3000 ölü ve 5000 yaralı olarak toplam 8000 zayiatı olan bir savaş sonucunda, Yunanistan'ın nüfusu, 2.145.000 kişi artmıştı.(4) Bu rakam devrin Yunanistan'ını %81 büyütmüştür. Avrupa devletleri Osmanlı Devleti’nin işgal edilmiş topraklarının hiçbir kısmını geri vermek istemediler. Batı Trakya'nın Türklerden alındığı bu günlerde nüfusunun %70'e yakını Türk ve Müslüman’dı. Ege'nin günümüze kadar intikal eden haksız bölümü, bu günlerde Büyük Devletlerin tek yanlı kararlarının mirasıdır.
Ege adalarının Yunanistan da kalması için oy kullanan devletlerden biri de Almanya idi.(5) Şimdi de uzun yıllar Türkiye'nin yanında görünen Almanya, Ermeni meselesinde Rusya ve müttefikleriyle birlikte Türkiye'ye baskı yapıyordu. Dostun düşmana karıştığı bir ortamda, çaresiz Osmanlı Sadrazamı; Sait Halim Paşa; bu anlaşma ile Doğu Anadolu illerinin iki gruba ayrılmasını, başlarına (tıpkı Girit'le olduğu gibi) birer yabancı genel müdür atanmasını ve Türkiye Ermenistan'ı" olarak tanımlanacak bu topraklarda yeni bir düzen kurulmasını kabul etmiş oluyordu. Birinci Genel Müfettiş Erzurum, Trabzon ve Sivas, ikincisi de Van, Bitlis, Harput ve Diyarbakır'ın başında bulunacaktı. Genel Müfettişler kendi kesimlerinin idare, adliye, polis ve jandarmasının denetliyebileceklerdi.(6)
Bu anlaşma Rusya ile yapılmış olduğundan, anlaşmanın takipçiliğini de Rusya üstüne almış oluyordu. Bir başka deyimle Avrupa'nın beş büyük devleti artık Doğu illerinde Rusya'yı (tabii ünlü Türk düşmanı Dragoman Mandelstam'ı) destekliyor ve serbest bırakıyorlardı.
Rus işgüderi Gulkeviç bu konu ile ilgili olarak hükümetine gönderdiği raporda, konunun artık bir Rus-Osmanlı sorunu haline geldiğini ve Rusya'nın kazandığı avantajlı durumu açıklamaktadır. Bu anlaşmada en tehlikeli durum askeri konularda ortaya çıkabilecektir.
Osmanlı Devleti, tebaasına nasıl ve nerelerde askerlik yaptıracağını Rusya ile yaptığı bu anlaşma ile sınırlandırıyor ve Hamidiye Alaylarına (girmek istedikleri taktirde)Ermenileri de alacağına söz veriyordu. Ayrıca Rusya kendi sınırlarındaki asker sayısını da kontrol edebiliyordu. Çünkü kendi Kafkas sınırları boyunca, kullanılacak birliklere yalnız Erzincan Askeri Müfettişliği bölgesinden asker alınacak, tabiatıyla Rusya yapılan anlaşmaya dayanarak bu kanunları denetlemek için Osmanlı'nın askeri durumunu öğrenme hakkına da sahip olabilecekti. Bu askerlerin 1/4 veya 1/5'i Ermeni, kalanı Türk, Kürd ve Rum olacaktı.(7)
Genel Müfettiş belirli bir dönem için Sultan tarafından seçilecek fakat ancak büyük devletlerin onayı ile azledilebilecekti.(8) Osmanlı Hükümeti bu anlaşmayı açıklayabilmek cesaretini kendinde bulamıyordu. 11 Şubat 1914 günü basında konu ile ilgili şöyle bir haber yayınlandı:
"Evvelce yazdığımız veçhiyle Vilayat-ı Şarkiyye’de tatbik olunacak ıslahat hakkında bir müddetten beri cereyan etmekte olan müzakereler güzel bir sonuca ulaşmış, ıslahat esaslarının tümü üzerinde anlaşma hâsıl olmuştur. Hükümet, yakında keyfiyeti basın vasıtasıyla duyurmaya karar verdiğinden, Bab-ı Âlice bir tebligat metni hazırlanmaktadır.(9)

DİPNOTLAR:

(1) Altan Deliorman: Türklere Karşı Ermeni Komiteleri, s. 131 ( İstanbul–1980)
(2)  Esat Uras: Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, S. 388 ( İstanbul–1987)
(3) Salahi Ramdan Sonyel, The Ottoman Armenican, Victims of Great Power Diplomacy, s. 289 (London- 1987).
(4) Yusuf Hikmet Bayur: Türk İnkılâp Tarihi Cilt II, Ks. IV, s. 515 (TTK, Ankara–1983)
(5) Aynı Eser, s. 516.
(6) Bayur, Cilt II, Ks. III, s. 169-174, K. Gürün a.g.e., s. 191.
(7) Bayur, Cilt, II, Kısım III, s. 173.
(8) Aynı Eser, s. 174-175.
(9) Aynı Eser, s. 178.

Dr. M. Galip Baysan

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget