Bir Kuruşun Hesabını Verebilenler - Gündüz Akgül

Sevgili Dostlar,
Günümüzde, özdeyişte belirtildiği gibi “Deveyi hamuduyla götürmek” savları ayyuka çıkarken ve sorumluları hesap veremezken, yurdumuzu düşman işgalinden kurtaran, Cumhuriyeti kuran, devrimleri gerçekleştiren ve bir vefasızlık örneği olarak “iki ayyaş” diye suçlanan, kahraman ve dürüst iki önderin, yurttaşların bir kuruşuna nasıl sahip çıktıkları konusunda bir anıyı sizlerle paylaşmak gereğini duydum.
Tüm yöneticilerin bundan ders almasını diliyorum.
Bu anıyı okurken yaşadığım yoğun duyguları, tüm yurtseverlerin yaşayacağından kuşkum yoktur.

10.12.2014
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet savcısı
Bir Kuruşun Hesabını Verebilenler - Gündüz Akgül

İŞTE O ANI;
İsmet İnönü bir gün yorgun ve sinirli bir halde Çankaya'ya çıkıyor.
Kahveden sonra Atatürk soruyor:
 - Hayrola İsmet? Sende bir fevkaladelik var bugün... Ne oldu? Neye sinirlendin?
- Türk Hava Kurumu'nun toplantısı vardı da...
- Eee, ne olmuş varsa?
- Fuat beyi (THK Başkanı) epey terlettim... İstifaya falan kalktı.
- Çalışkan çocuktur Fuat... Kurumu da iyi yönetiyor.
- Bunlara bir diyeceğim yok... Fakat canımı sıkan bir şey oldu.
- Neymiş o?
- Hesaplarda bir kuruş oynuyor.
- Bir kuruş.
İnönü:
- Daha önceki toplantıda dikkatimi çekmişti... Bu bir kuruşun nereye gittiğini öğrensinler diye talimat vermiştim. Bulamamışlar... Fuat beyin hassasiyetini anlıyorum... Ama milletimiz ondan daha hassastır... Verdiği paranın nereye gittiğini mutlaka bilmek ister... İstifa bu gibi hallerde en kolay çıkar yoldur... Ama kimseyi rahatlatmaz... Hatta söylentilere bile sebep olur.
 Atatürk:
- Demek mesele bu... Bir kuruşun hesabı seni bu kadar üzdü... Haklısın... Kırk para (bir kuruş) günün birinde 40 lira, 40 lira da 400 lira olur... Bu da giderek büyür halkın ağzında... Cumhuriyet'i kurarken böyle bir kuruşlara çok ihtiyacımız oldu.
Peki, ne yaptın sonunda?
İnönü:
- Memurları seferber ettim... Ve bir kuruşun yanlışlıkla başka bir hesaba geçirildiğini bulup, çıkarttırdım... Bizim milletimiz cömerttir, elindekini, avucundakini verir... Ama verdiğinin doğru, dürüst yerlere harcandığını görmek ister... Buna inanmak ister.

Atatürk'ün "manevi kızı" Sabiha Gökçen anlatıyor (Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti-Türk Hava Kurumu Yayını- 1982)

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget