Nerede Dinsel Bir Tahrik Varsa Orada Vahşet Vardır

Nerede Dinsel Bir Tahrik Varsa Orada Vahşet Vardır Sevgili okuyucu, bu başlığı şunun için aldım, bütün İslam dünyasına bir bakın, hangi İslam ülkesinde terör yok, hangi İslam ülkesinde demokrasi var?

Nerede Dinsel Bir Tahrik Varsa Orada Vahşet Vardır

Demokrasinin kusurları, darbelerle değil, yine demokrasi ile kapatılır! [1]

Elbette ülkemizi, demokrasimizi geri bırakan darbelere karşı duracağız. Darbeye karşı durduk diye ordumuz mensuplarına yapılan haysiyet kırıcı, onur kırıcı vahşet ve hakareti görünce dehşete düştük doğrusu. Adaletten, hukuktan önce suçluya cezasını sokaklarda vereceksek, biz asla hukuk devleti değilizdir. Suçluyu adaletimiz versin, askerimizin boğazını keserek, onu kollarından bacaklarından tutup Boğaz köprüsünden denize atmak barbarlığını göstermemeliyiz.
Sevgili okuyucu, bu başlığı şunun için aldım, bütün İslam dünyasına bir bakın, hangi İslam ülkesinde terör yok, hangi İslam ülkesinde demokrasi var?  İçlerinde sadece Türkiye’de kör topal demokratik tavır vardı, onu da 14 yıldır iktidarda olan, din ve mezhep politikalarını ön plana çıkaran RTE-AKP iktidarı emeklemekte olan demokrasimizi bozup terörü tırmandırdı.

Nerede Dinsel Bir Tahrik Varsa Orada Vahşet Vardır

İkide bir “yüzde 99 İslam ülkesi olan Türkiye” diyerek tüm devlet yönetimini dinsel esaslara göre düzenlemeye çalışan bu iktidar döneminde, Atatürk’ün çizdiği laik, çağdaş düzeni değiştirmeye, yıkmaya çaba göstermekteler.
Gerçekten de bunu bütün Müslüman ülkelerde gördüğümüz açık bir gerçek vardır ki, nerede dinsel bir tahrik varsa orada vahşet vardır.
  Oysa bir ülkede laiklikten uzaklaşılır, devlet düzeni dini esaslara göre kurgulanırsa, öbür mezhep, inanç ve din mensuplarına karşı ayırımcı tavırlar artar, bu da toplumsal ayrışmaya neden olurken, sonunda şimdilerde olduğu gibi, dinci teröristleri, ne ki Feto cu darbeyi doğurur.  Günümüzde çağdaş devlet her din ve mezhebe, inanca karşı eşit mesafede olmalıdır. İşte Avrupa, bu laik bilinçle devlet düzenine, adalete ve insan haklarına dayalı düzen kurduğu için çağdaş olmuştur. Onun için İslam ülkelerinden binlerce insan, canları, kanları pahasına denizlerimizde can verme pahasına çağdaş Avrupa’ya doğru, amiyane ifade ile “gâvur” dedikleri ülkelere gitmek için can atmaktalar.

Nerede Dinsel Bir Tahrik Varsa Orada Vahşet Vardır
AYRIMCILIK AYRIŞMAYA, BÖLÜNMEYE GÖTÜRÜR
Acaba şimdiki AKP-RTE iktidarı her din ve mezhebe karşı aynı mesafede midir, hepsine eşit davranıyor mu? Hayır
İsterseniz şu anda aklımıza takılan bir örnek vererek açıklayalım. Mahallede bir Müslüman cenazesi olurken, camide sala verilmekte, genellikle “cenaze filan cami filan mezarlığa defnedilecek” derken, Alevi salalarında, sanırım Diyanetin emri ile cenazenin “filan cemevinden kaldırılacaktır”, denilememektedir. Yine, Türkiye’de devlet ve yerel yönetimler cami, cemevleri ve kiliselere aynı mesafede midir? Öyle ki, Anadolu’da, “Alevilerin kestiği yenmez, sattığı alınmaz” diye gizliden gizliye kötü bir söylem yayılır. Laik ve demokratik bir ülkede böylesine din ve mezhep ayrıcalığı olmaz.
Yine Haziran 2013 de Reyhanlı’daki patlamada ölen vatandaşlar için, devletin başbakanı RTE, aynen, “Reyhanlı'da 53 Sünni vatandaşımız şehit edildi” demekteydi. Başbakanın bu şekilde vatandaşı ayrışması çok hazin bir durum.[2]
 “Cumhurbaşkanı adayı Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Benim için neler söylediler. Çıktılar bir tanesi aynı zihniyet. 'Gürcü’dür' diyen oldu. Çıktı bir tanesi affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu”. [3]
Ermeni vatandaşlarımız buna ne der, siz düşünün. Aynı söz Almanya’da Türkler için söylense üzülmez miyiz. O zaman devlet adamı, politikacılar ülkede her din ve milletten insanı, vatandaşı olduğunu düşünerek ölçülü konuşmalıdır.
 Diyanetimiz ve devletimiz bu evrensel kuralı vatandaşlarına uygularsa, toplumsal barışa büyük katkıda bulunmuş olur. Her konuda dinsel düşünceyi devlet yönetimine katarsak, çağdaşlaşma yolundaki ülkemizde kaos (kargaşa) oluşur. Dinsel ve mezhepsel ayırımcılık şartlanmış kafalarda düşmanlık, “kincilik” yanında şimdiki gibi dinci görülen teröristleri yaratır. Öyleyse devlet adamı ve yöneticiler,  din ve mezhep yönünden ayırımcı konuşmalar yapmamalı, ayırımcı idare eylemi içinde olmamalıdır.
Hemen aklıma geldi, geçenlerde IŞİD mıdır DEAŞ mıdır, Haşhaşilerden daha beter, çağın en vahşi Müslüman görülen terörist örgütü militanları, futbol oynadılar diye beş kişinin başını meydanda kesiyorlardı, İslam adına. Böyle mi Müslüman olmalıyız? Yönetime dini karıştırdınız mı, aklınızın alamayacağı kadar kargaşa ve çelişkiler çıkar.
Şimdi size bir resim anlatacağım. Bir askerimiz bu adamlar elinde,  eli yüzü her yanı kanlar içinde olarak taşıyorlar. Taşıyanlara bir bakın, IŞİT sakallı, şalvarlı ve başı sarıklı irticanın tam görüntüsü.  Aşırı dinci insanlar, kinci, intikamcı olur; ne ki RTE bile “dinci ve kinci nesil yetiştireceğiz” dememiş miydi bir tarihte.  Dünyanın hiçbir dininde intikamcılık telkini yoktur.
Kocaman sopa ve kemer ile eli kolu bağlı, silahını teslim etmiş askeri dövenleri gördünüz mü? Askerler kanlar içinde. Darbeye karşı duranlara, darbeden sonra güya kutlayanlara bir bakın, tekbir getirerek bağırıyorlar, kin intikam kusuyorlar. Bu düşünce ile toplumsal barış hele ordumuzun itibarı zara görür. Ordu kimin senin benim, milletin, ulusun.
Bir zamanlar R.T.Erdoğan, “yüzde elliyi zor tutuyorum” demişti. Bu ne demek, saldırı için emir bekliyorlar demektir. İşte artık fırsat doğdu “kinci” takıma,  yüzde 50 artık taarruzda.
Dinsel yaşamın egemen olduğu eski çağlardan beri, nerede bir dinsel kökenli tahrik ve uygulama varsa orada insanlığı utandıran vahşet vardır, insanlığı geri bırakan irtica-gericilik vardır. Sonra Diyanetin sala ile karışması dinsel bir tahriktir.
Sosyal paylaşım sitelerinde, teslim olmuş, silahını teslim etmiş, elleri kelepçe ile elleri bağlanmış askerleri, birtakım yobazlar, küfür ve hakaretlerle ellerindeki sopayla dövüyorlar, birini de kesiyorlardı. Devletin p
olisi bunu nasıl yaptırabilir, suçu varsa adalet versin, polisin görevi onu korumak olmalıdır, her konumda. Çağın polisi her konumda yasaları korumalı, daha metanetli olmalıdır.
Hele bu gün elektronik postama bir mesaj düştü. Orada diyor ki,  teslim olan bir binbaşı, polislere  “10 aylık kızım var” diyor. Polis ne diyor biliyor musunuz, “senin kızını birer posta s…lim de gör” diyorlar. Düşünün vahşet istemini. Bu nasıl vahşet, bu nasıl vahşilik; gereğinde polisler, askerlerle-subaylarla teröre karşı birlikte mücadele edecekler, gereğinde vatan savunmasında birlikte olacak. Bu türlü ahlaksızlık, vicdansızlık, birlik ve dayanışmayı bozmaz mı?
Nerede Dinsel Bir Tahrik Varsa Orada Vahşet Vardır

“Darbeye karşı demokrasiyi savundukları iddia edilen AKP’lilerin kafası IŞİD militanlarından farksız çalışıyor. Trabzonspor Basketbol Takımı Federasyon İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Veysel Taşkın, bugün sosyal medya hesabı Twitter’da, “Darbeci gâvur piçlerin malları ve karıları artık milletin malıdır” yazdı.
         IŞİD’in savaş esiri kadınları cariye yapmasından farksız bir zihniyete sahip Veysel Taşkın, yoğun tepki üzerine Trabzonspor’daki görevinden alındı.” [4]
Nerede Dinsel Bir Tahrik Varsa Orada Vahşet Vardır

Sosyal paylaşım sitesinin birinden (resmi de var) Mustafa Talha Koç tarafından atılan mesaja ne dersiniz: “ …Teslim alınanlardan 2 tanesi otobüsün içinde boğazı kesilerek geberdi, 3 tanesi de bir albay olmak üzere otobüsten alınıp milletimizle birlikte boğazdan aşağı atıldı ve geberdiler.”
Milletçe bu kadar vahşet yapacak kadar alçaldık mı? Bu nasıl vahşettir.  “Yaşama hakkının anayasada düzenlenen çekirdek haklardan, yani özü hiç bir durumda sınırlandırılamayacak ve durdurulamayacak bir hak olduğunu, savaş halinde bile düşmanla mücadele dışında ihlal edilemeyecek bir hak olduğunu bilmeyen bir toplum olduk. Milletimiz maalesef kendi anayasasını bile açıp okumaktan aciz.
         Ne acı değil mi? Ruh hali ve davranış biçimi garip ne idüğü belli olmayan bir yığın insan türedi. Anadolu'nun vicdanlı efendi çalışkan onurlu gururlu saygılı insanları birden kayboldu yerine din kisvesi altında her türlü sapkınlığı hak gören acımasız cani ruhlu şuursuz canlılar geldi”.[5]
Topluma dinsel düşünceyle tahrik-teşvik verdiniz mi, oradan vahşet doğar. Darbe gecesi verilen salalar bile dinsel tahriktir.
Demokrasiyi koruma, darbeye karşı mücadele, darbeye karşı kazanma eylemleri artık öyle bir hal aldı ki, insanlar meydanlara toplansın diye Ankara B.Şehir Belediyesi tüm EGO-Metro ulaşım araçlarını üç gündür ücretsiz hale getirdi. Kızılay gibi meydanlara toplanan AKP liler şükür ifadesi olarak zikirler yapmaya başladı, zikirle kutladılar. Devletin temelini oluşturan ulusal bayramlarda ücretsiz taşıma yapmayan belediyenin bu tavrı dikkat çekici. [6]

Nerede Dinsel Bir Tahrik Varsa Orada Vahşet Vardır
ORDU NEDEN BÖYLE GERİLDİ?
Bu iktidara kadar dünyanın en iyi ordusu iken ordumuz neden bu hallere düştü?  Uydur kaydır belgelerle, uyduruk osuruktan davalarla ordumuza kumpas kuranlar kimlerdi, haksız yere yüzlerce subayını hapislerde yatıran kimlerdi? Suçluydu iseler 4-5 yıl sonra neden berat ettiler. Çağdaş bir devlet kendi ordusuna kumpas kurar mı?  “Ben o davaların savcıyım”  diyenler acaba bunlara ne der.
AKP-RTE iktidara geldiği 2002 ye kadar, ordumuz YAŞ toplantılarında içindeki gerici “çürük elmaları” temizliyordu ve birbirine kenetleniyordu. Ordu, bünyesindeki dincileri, gericileri, cemaatçileri, rejim karşıtlarını bir bir saptıyor ve her 30 Ağustos’ta YAŞ toplantılarında ordudan atıyordu.
Ne zaman ki Başbakan R. T. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olduktan sonra, zaten Refah Partisi’nden beri gerici unsurlara destek veren bu ikili, YAŞ toplantılarında ordudan atılması gereken, Fetulahçi mı, “paralelci” mi unsurların ordudan temizlenmesine karşı çıkarak “şerh” koydular ve 2003 den bu tarafa hiçbir irticacı ordudan atılmadı. Yani ordunun kimyasını, özünü bozdular.  Üstelik YAŞ gündeminden “irticai eylem planı” gündemden çıkarıldı. Askeri istihbarat, siyasilerin atadığı MİT müsteşarlığına bağlandı.   Böylece ordu içindeki “çürük elmalar” gizliden gizliye artmaya başladı. Zaten Fetullah da, el altından “yargıya orduya gizlice sezdirmeden en ince damarına kadar girmeyi” öneriyordu. Bu iş çok önceden ışık evlerinden başladı. Şimdilerde demokrasi kurtuldu diye sevinen, şölen yapan AKP liler bunları düşünmeliler, ordudaki bu çürümüşlüğü kimin yarattığını bilmeliler.
Aynı çizgide olan RTE-AKP de paralel yapıyı kollamaya, “çürük elmayı, uru”  kendi kucağında besleyip büyütmeye devam etti. Din iman sloganları ile rantları bölüştüler, büyüdüler.  17/25 Aralık operasyonundan sonra, cemaatçilerle yani paralel yapıyla AKP-RTE iktidarının arası açıldı.  Yani AKP-RTE iktidarı gerici, çağ dışı, laiklik düşmanı, Cumhuriyet düşmanı Feto’cu-paralelci grubu destekleyip kolladı, hem de devleti birlikte yönettiler, düşmanını kucağında büyüttü. Şimdi de acısını, sancısını millete çektiriyorlar.
Yukarıda askeri kesme vahşetini görünce şunları anımsatmakta yarar gördük.
Adam kesmek, (IŞİT'de yapıyor bunu din adına) adam yakmak (din adına Sivas'ta), baltayla insan-çocuk doğramak (din adına Kahramanmaraş'ta vb) bu çağda, bu vahşet barbarlık olmuyor, yakışmıyor. Yukarıda kendi askerini keseni, silahını teslim etmiş, darbeden marbeden haberi olmayan gariban bir askeri düşünün, ona göre hüküm verin. Nerede dinsel kökenli bir tahrik var orada vahşet vardır. Bir ülkede yönetim ve bütün uygulamalar din temel alınıp hüküm verilirse, o ülkede adaletsizlik, hukuksuzluk uç verir; her ülkede her inançtan, her dinden insan olabilir. Öyleyse demokrasinin ana mayası, ana temeli laikliktir. O nedenle ülkemize laikliği getiren Gazi Mustafa Kemal Paşa'yı rahmetle anıyorum, ne büyük adamsın. Ama ondan sonra gelen bazı hokkabazlar laiklikten saptırmak için ülkede bin bir çeşit cambazlık yapıp halkı kandırıyorlar. Ortamı geriyorlar, ondan sonra gelsin darbeler ve kaos. Acısını millet çekiyor, dünyaya da rezil rusvay oluyoruz.
Cevat Kulaksız
 ckulaksizster@gmail.com
 
SONNOTLAR

[1] Sözcü Rahmi Turan
 [2] http://www.radikal.com.tr/politika/erdogan-reyhanlida-53-sunni-vatandasimiz-sehit-edildi-1137612/
[3] http://t24.com.tr/haber/agostan-afedersiniz-ermeni-dediler-sozu-icin-erdogana-allah-affetsin,266834
[4] http://redaktif.com/2016/07/16/darbecilerin-karilari-ganimettir/
[5] http://www.halkizbiz.com/gundemden/darbeci-pclerin-karilari-artik-milletin-ganimetidir-h17026.html
 [6] http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video_haber/568841/Kizilay_da_zikirli_kutlama.html#

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget