Sayın Cumhurbaşkanı'na Açık Mektup - Güner Yiğitbaşı

Sayın Cumhurbaşkanı; meydanlardaki kalabalıklara bakarak,bunu fırsata çevirmeye, başkan olma konusundaki ısrarınızı sürdürerek, bu milletin birlik ve beraberliğine zarar vermeye kalkışmayacağınızı

Sayın Cumhurbaşkanı'na  Açık Mektup - Güner Yiğitbaşı
Sayın Cumhurbaşkanı, zat-ı alinize bu açık mektubu yazmak durumunda kalan bendeniz, Askeri Hakimlik, Askeri Savcılık ve daha sonra da, atandığı İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde dört yıl boyunca Cumhuriyet Savcılığı yaparak emekli olan ve meslek hayatıma avukat ve köşe yazarı olarak devam eden, yaklaşık elli yıllık bir hukukçuyum.

Lütfen yanlış anlamayınız, kendimizi methetmek için değil, deneyimli bir hukukçu olduğumuzu ifade etmek için, kendimizi tanıtma gereği duyuyoruz.

Bir hukukçu ve demokrat bir aydın olarak, sürekli dürüst ve şeffaf olmuş ve kimliğimi, siyasi düşüncemi, hiçbir partiye kayıtlı üye olmadığım halde hangi partiye oy verdiğimi, hiçbir zaman gizlememişimdir.
Sayın Cumhurbaşkanı, sizin Başbakanlığınız döneminde, size yasa ile çözülmesi gerekli olan bir özlük hakkıma ilişkin mağduriyetimin giderilmesine yardımcı olmanız dileğimi içeren özel bi mektup yazmış ve bu mektupta da, siyasi düşüncemi ve hangi partiye oy verdiğimi, sizin partiniz olan AKP'ye hiç oy vermediğimi ve vermeyeceğimi, köşe yazarı olarak yazdığım sayıları o tarihte beş yüz olan makalelerimin büyük çoğunluğunda sizi ve partinizi ağır şekilde eleştiren bir kişi olduğumu size açıkça yazmış ve tabiatımda yağcılık olmadığını, buna rağmen yardım elinizi uzatacağınızdan emin olduğumu belitmiştim.

Bu anektoda, size yazdığım bu açık mektupdaki fikir ve düşüncelerimin ve haddim olmadan size yapacağım uyarılarımda samimi olduğumu, bazı acı gerçekleri çekinmeden yazan ve dile getirenlerin, sizin gerçek dostunuz olduklarını vurgulamak için yer verdiğimi belirtmek isterim.

Sayın Cumhubaşkanı; bu açık mektubuma başlarken,dış güçlerce de desteklenen Fetullah Gülen Cemaatinin Türk Silahlı Kuvvetlerine nüfuz eden bir cuntası tarafından gerçekleştirildiği artık iyice açığa çıkan demokrasimize yönelik  15.Temmuz darbe girişiminin, sizin hayatınıza da kasteden yönünü de dikkate alarak, devletimizin yanısıra, özel olarak şahsınıza da geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum

Sayın Cumhurbaşkanı; yukarıda bahsettim, görevim icabı çok önemli soruşturma ve kovuşturmalarda bulundum. Fetullah Gülen Cemaatinin Türk Silahlı Kuvvetlerindeki uzantıları tarafından gerçekleştirilen 15.Temmuz darbe girişiminin temellerinin nasıl atıldığını göstermesi açısından,İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaparken, yaklaşık otuz sene önce bire bir bizzat soruşturma ve kovuşturmasına katıldığım bir eylemi size anlatmak ve daha otuz sene önce geliyorum diyen tehlikeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

Yıl 1987-1988 hepimiz biliyoruz, Fetullah Gülen hareketinin merkezlerinden olan İzmir ilinde Maltepe Askeri Lisesi vardır.Bu Askeri Lisemizde bazı askeri lise öğrencilerinin Fetullah Gülen Cemaati ile olan ilişkilerinin tespit edilmesi üzerine, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi C.Savcılı olarak yaptığımız soruşturma ve açtığımız davanın kovuşturması sonunda; bu öğrencilerin, Fetullah Gülen Cemaati tarafından,daha orta okul son sınıfta iken elde edilerek kandırıldıkları, akıllı ve zeki olan bu öğrencilerin, cemaat tarafından, evlerin bodrum katlarında açılan ruhsatsız dershanelerde eğitilerek askeri lise sınavlarına hazırlandıkları, sınavı kazanan bu çocukların akeri liseye kayıtlarında almaları gereken sağlık raporlarının askeri hastanelerden alınmasında da bu öğrencilere cemaat mensupları tarafından yardım edildiği, bu şekilde Maltepe Askeri Lisesine kayıt yaptıran öğrencilerle cemaat ilişkisinin sürdürüldüğü, hafta sonu tatillerinde çarşı ve evci iznine çıkan öğrencilerin, cemaat mensubu kişiler tarafından arabalarla alınarak cemaat tarafından hazırlanan ışık evlerine götürülerek misafir edildikleri, fakir aile çocuğu olan bu öğrencilerin, o güne kadar tanık ve sahip olmadıkları, bilgisayar,atari ve benzeri elektronik alet ve oyuncakların olduğu  bu lüks evlerde misafir edildikleri, ağırlandıkları, yedirilip içirildikleri, elektronik alet ve oyuncaklarla vakit geçirtildiği, kendilerine çok sıcak ve yumuşak bir şekilde yaklaşılarak, bu lüks ve eğlence ortamında, ürkütmeden ve zolamadan  ufak,ufak dini eğitimlerin verildiği,namaz kıldırıldığı ve bunun her hafta sonu tekrarlandığı, bu yolla askeri lise öğrencilerinin cemaat yanlısı olarak yetiştirilmek üzere beyinlerinin yıkandığı, askeri liseden mezun olan bu öğrencilerin, otomatikman daha bilinçli ve yetişmiş olarak Harp Okullarına girdikleri, Fetullah Gülen Cemaatinin uzun vadeli sabır isteyen ve kaleyi içeriden fetheden, Türk Silahlı Kuvvetlerini topsuz ve tüfeksiz olarak kolay bir şekilde ele geçiren  çok garantili bir strateji izlediği açığa çıkmış, cemaatin kurbanı olan öğrencilerin okullarıyla ilişkilerinin kesilmesi yeterli görülerek, perde arkasında kalan tespit edebildiğimiz örgüt mensupları hakkında o tarihte yürürlükte olan eski 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 163 maddesi uyarınca kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonunda mahkum olan örgüt mensupları, daha sonra merhum ÖZAL tarafından 163. maddenin yürürlükten kaldırılmasından sonra, mahkum edilen örgüt mensubu kişiler de özgürlüklerine kavuşmuşlar ve toplum içinde dindar ve muteber kişiler olarak hayatlarını sürdürmeye ve Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirerek içeriden işgal etme eylemlerine gizliden gizliye devam etmişler ve yaklaşık otuz seneden bu yana, kesintisiz olarak devam eden silahlı kuvvetleri işgal süreci,şimdilik kaydıyla 15.Temmuz.2016 gecesi sona ermiştir.

Sayın Cumhurbaşkanı, ben korkusuzca doğruları söyleyen ve yazan bir kişi olarak,görevim sebebiyle yaşadığım bir olayı size naklederek, önemli bir görevi yerine getirdiğime inanıyorum.

Bilmiyorum, sizi ve iktidarıızı çok ağır şekilde eleştiren, ancak asla hakaret etmeyen bazı makalelerim, belki size sunulmuş ve hakkımda şikayetçi olmanız istenmiş olabilir.Ancak, memnuniyetle ifade edeyim ki; ağır eleştiri içeren ve ancak suç teşkil etmeyen size ve iktidarınıza yönelik makalelerimden dolayı, sizin hışmınıza hiç  uğramadım, ancak,salmış olduğunuz korkudan dolayı olsa gerek,benim adıma korkuya kapılan ve biraz da şakayla karışık, Güner Bey; ERDOĞAN seni ne zaman gözaltına aldıracak  sözlerine çok muhatap oldum,buna ve darbe ortamına rağmen, biz kimseye hakaret etmeden, demokrasinin gereği düşünce ve düşünceyi açıklama ve basın özgürlükleri çerçevesinde, doğru bildiklerimizi yazarak dile getirmeye, haddimiz olmadan sizleri demokratik bir şekilde uyarmaya devam edeceğiz.

Sayın Cumhubaşkanı; kızmayın ve kabul edin lütfen, yıllarca beraber aynı yollarda yürüdüğünüz ve işbirliği yaptığınız, ülkeyi birlikte yönetmeye çalıştığınız, ne istedilerse esirgemeyip verdiğiniz, bir zamanlar üzerlerine toz kondurmadığınız Fetullah Gülen ve Cemaatinin gerçek yüzünü 15.Temmuz darbe girişimi ile çok iyi gördünüz, bir zamanlar siz de,hem laik ve hem de Müslüman olunmaz diyordunuz. Hem laik, hem de Müslüman olunur Sayın Cumhurbaşkanı, sizin dediğiniz gibi hem laik hem Müslüman olunmazsa, hem demokrat ve demokrasi ve hem de Müslüman ve Müslümanlık da olmaz.Zira, laikliğin olmadığı, dinin siyasete alet edildiği, din kuralarının;devletin  sosyal, ekonomik ve hukuki temel yapısına dayatmalarla egemen kılındığı devletlerde, gerçek bir demokrasi de olamaz.

Sayın Cumhurbaşkanı; demokrasi dört yılda bir sandık başına giderek oy verip iktidara gelecek olan siyasi parti tercihini yapmaktan ibaret değildir. Seçim, demokrasinin olmazsa olmaz, zorunlu bir koşulu olmakla birlikte, seçim demokrasinin tek ve yeterli koşulu değildir. Demokrasiden bahsebilmek için, kuvvetler ayrımı olmalı, yasama, yürütme ve yargı bağımsız olarak ve ancak uyum içinde çalışmalıdır. Yargının bağımsız ve dolayısiyle tarafsız olmadığı, hukukun üstün olmadığı, anayasaya saygının olmadığı, en başta düşünce ve düşünceyi açıklama ve basın, toplantı ve gösteri yürüyüşü, özel mülkiyet, can gvenliği olmak üzere, insan hak ve özgülüklerinin bulunmadığı bir yönetimde, sadece yöneticelerin seçimle iş başına getirilmeleri,o ülkede demokrasinin olduğunu göstermez.

Sayın Cumhurbaşkanı; demokrasi aynı zamanda şeffaflık rejimidir. Şeffaflığın, özgürlüklerin, laikliğin, yargı bağımsızlığının bulunmadığı,dinin kul ile Allah arasında uhrevi ve manevi bir bağ oluşmasına katkı sağlayan, insanları ahlaklı ve dürüst kılan kuralları belirleyip gösteren kutsal bir kavram ve kurum olduğunun ve her Müslümanın kendi bacağından asılması gerektiğinin kabul görmediği toplumlarda demokrasi vardır diyemeyiz.

Sayın Cumhurbaşkanı; ülkemizin allak bullak olmasına, üç yüze yakın şehit vermemize, büyük acılar çekmemize rağmen, bize göre 15.Temmuz darbe girişimi, bin nasihatten ziyade, gördüğü tek müsibetlerden ders çıkaran Türk Milletine Allahın bir lutfu olmuş, darbe öncesinde, dinine, mezhebine, etnik kökenine, siyasi düşüncesine ve tutmuş olduğu siyasi partiye göre derin bir şekilde ayrışan ve bölünen Türk Halkı, Fetullah Gülen Cemaatinin Silahlı Kuvvetlerimize sızan uzantıları tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi üzerine yeniden kenetlenmiş ve yek vücut olmuş ve darbecilere karşı canları pahasına direnmiş ve hala dirinmeye devam etmektedir.

Darbe karşısında, öncesinde bölünmüş olan Türk siyaseti de birlik olmuş ve hep beraber darbeye karşı çıkarak, darbeyi lanetlemişlerdir.

Sayın Cumhubaşkanı, ülkemizde darbe girişimine karşı birdenbire ve kendiliğinden oluşan bu olumlu birlik ve beraberlik ve dayanışma manzarasına baktığımızda, darbe girişiminin, Türk Halkına Allahın bir lutfu olduğuna ilişkin değerlendirmemizde abartı yapmadığımız, yadsınamaz.

Halk, parti ayrımı yapmadan ellerinde Türk Bayrakları günlerdenberi meydanlarda olup, halkımızın bu tavrı, bu birlik ve beraberliğimizi açıkça göstermektedir.

Siyasi Partilerimiz de, dabeye karşı ortak bir bildiriye imza atarak, birlik ve beraberliklerini ortaya koymuşlardır.

Sayın Cumhurbaşkanı; bugün, Beştepe'deki Sarayınıza çağırdığınız CHP lideri dahi, bu olağanüstü koşulu gözeterek, davetinize icabet edecek ve bugüne kadar gelmemekte direndiği Sarayınıza gelecek ve sizinle darbe girişimi eylemini değerlendirerek,ana muhalefet görevini ve sorumluluğunu yerine getirecektir.

Sayın Cumhurbaşkanı; zaman, iktidarıyla ve muhalefetiyle birlik ve beraberlik içinde olmak, bu sorunun ve diğer sorunlarımızın üstesinden gelmek üzere, hep birlikte katkı sunma zamanıdır. Bu birlik ve beraberliğin bozulmaması ve sürdürülmesi,iktidarıyla muhalefetiyle bu dar boğazdan en az zararla çıkılması, demokrasimizin asla zarar görmemesi için, en büyük görev ve sorumluluk size düşmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanı; sizin asıl göreviniz şimdi başlıyor, anayasamız;sizin tarafsız ve partisiz olmanızı, işte içinde bulunduğumuz darbe girişimi gibi  olağanüstü dönemlerde,siyasi düşüncesine, partisine, dinine, mezhebine, etnik kökenine bakmaksızın herkesi kucaklamanız ve Türk Halkının birliğini temsil etmeniz, ülkemize liderlik yapmanız için istiyor.

Sayın Cumhurbaşkanı; meydanlardaki kalabalıklara bakarak,bunu fırsata çevirmeye, başkan olma konusundaki ısrarınızı sürdürerek, bu milletin birlik ve beraberliğine zarar vermeye kalkışmayacağınızı, darbe girişimi nedeniyle halkımızda ve siyasi partilerimiz arasında oluşan bu birlik ve beraberliği fırsat bilerek, bu ülkenin tarafsız bir cumhurbaşkanına olan ihtiyacını gidereceğinizi umuyor ve en derin saygılarımızı sunuyoruz.

25/07/2016
Güner YİĞİTBAŞI 

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget