Selden Kütük Kapma Yarışına Girenler - Güner Yiğitbaşı

Meydanlarda toplanan halkımızın demokrasi ve laik cumhuriyet adına ortaya koydukları örnek direniş de, bize göre artık amacına ulaşmış olup, bu gösterilerin uzaması, direnişin anlam ve önemine zarar verecektir.

Selden Kütük Kapma Yarışına Girenler - Güner Yiğitbaşı
Hepiniz çok duymuşsunuzdur, sık sık söylenen, selden kütük kapma diye bir söz vardır, bildiğiniz gibi, bu söz; olumsuz bir durumdan fayda sağlamak anlamında söylenen bir sözdür.

15.Temmuz hain ve kanlı darbe girişimini, ülkemizin maruz kaldığı çok büyük bir sel felaketine benzetirsek, selden kütük kaparak, bu olumsuz darbe girişiminden kendileri için fayda sağlamaya çalışanların varlığını ibretle ve hayretle görmekteyiz.

Darbe girişimi; son yıllarda iyice ayrışan ve kamplara bölünen halkımızı, demokrasi ve laik cumhuriyet ortak paydasında birleştirmiş, halkımız eskiden olduğu gibi birbirine kenetlenerek, birlik ve beraberlik süreci içine girmiş, ülkesinin demokrasisine ve laik cumhuriyetine yönelik darbe girişimine engel olmak için el ele vermiş ve iktidarıyla muhalefetiyle tüm siyasi partilerimiz de, birbirlerine karşı besledikleri düşmanlığı bir kenara bırakarak iş birliği ve ülkenin içine düştüğü dar boğazı en zararsız bir şekilde atlatmanın çabası içine girmişken, ülkemizi on dört yıldan bu yana idare edenlerin; ülkemiz bu duruma niçin ve nasıl geldi, bu darbe girişiminin nedenleri nedir sorularının gerçek cevaplarını, yapacakları bir özeleştiri sonucunda bularak, kendi hatalarını kabul edip itiraf edecekleri yerde, bu konuda hiçbir sorumluluk üstlenmeyerek, selden bir kütük kapma yarışına girdiklerini üzülerek görmekteyiz.
Yüksek Askeri Şura toplandı ve darbe girişiminde ağır ihmal ve disiplinsizlikleri gün gibi aşikar olan yüksek komuta heyeti aynen görevlerinin başında bırakıldılar. Gerekçe olarak da, dere geçerken at değiştirilmez dediler.

Bize göre siyasal iktidarın ve fiilen bu iktidarın başındaki tek başına ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanının;komuta kademesini görevden alarak yerlerine bu işi başarı ile yapabilecek olan yeni komutanları atamaya yüzleri yoktur,zira bu kanlı ve hain Fetö darbe girişiminin hazırlanışında ve oluşumunda, siyasal iktidarın da çok büyük hataları ve günahları vardır, siyasal iktidar halktan özür dileyerek toptan istifa etme veya hiç değilse İçişleri, Milli Savunma, Adalet ve Milli Eğitim Bakanlarını görevden alma demokratik refleksini gösteremediği için,suçluluk psikolojisi içine girerek, darbe girişimine sebebiyet veren baştaki komutanları görevden alma hakkını kendilerinde bulamamışlardır, buna yüzleri olmamıştır.

Ne yaptılar, kendi hatası ve beceriksizliği yüzünden attan düşen bir at binicisinin, kendi kusuruna bakmadan atını dövmeye başlaması gibi, Türk Silahlı Kuvvetlerini dövmeye, tüm hatayı onda aramaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısını değiştirmeye başladılar, yangından mal kaçırır gibi Jandarma Genel Komutanlığını ve Sahil Güvenlik Komutanlığını doğrudan İçişleri Bakanlığına bağladılar, Türk Silahlı Kuvvetlerine rakip olması için Polis Teşkilatını daha da güçlendirmenin ve bu amaçla polisi ağır silahlarla teçhiz ederek siyasal iktidarın mutlak kontrolünde alternatif bir ordu yaratmanın, Kuvvet Komutanlarını doğrudan Milli Savunma Bakanına, parlamenter sistemin zorunlu bir gereği olarak, ülkenin yönetiminden siyaseten sorumlu olan Başbakana bağlı bulunan Genelkurmay Başkanlığını ve MİT'i, hiçbir sorumluluğu bulunmayan Cumhurbaşkanına bağlamanın, çarpık şehirleşme yüzünden şu anda şehir içlerinde kalmak zorunda bırakılan askeri birlikleri,şehir dışında dağ başlarına taşıma gibi, sözüm ona darbeleri önlemeye ilişkin, beyhude kararlar almanın yollarını aramaya başladılar.

Darbe girişiminden sonra halkımızın ve siyasi partilerimizin, demokrasimizin ve laik cumhuriyetin korunması ve geleceği için birlik ve beraberlik içine girmelerinin birilerini rahatsız ettiğini, eski gergin politik ortama dönmek için gayret sarf ettiklerini görüyoruz.

Jandarma, bildiğiniz gibi kırsal kesimde, belediye hudutları dışında görev icra eden bir kolluk kuvvetidir.Polisten farkı, ayni görevi belediye hudutları dışında, yani kırsal kesimde yapmalarıdır. Jandarmayı siyasal iktidarınız için tehlikeli görüyorsanız, doğrudan İçişleri Bakanına bağlayacağınıza tümden kaldırırsınız ve polis teşkilatını genişleterek kırsal kesimde de polise kolluk görevi verirsiniz.

Genelkurmay Başkanlığı ile MİT'in Cumhurbaşkanlığına bağlanmasına ilişkin Tayyip Bey'in önerisi, ülkenin geçirdiği onca badireye ve bir anlamda kendisine de yönelik olan 15 Temmuz darbe girişimine rağmen, Tayyip Bey'in başkanlık sisteminden asla vazgeçmeyeceğinin, bu öneriye asla sıcak bakmayacak olan ana muhalefet partisi ile yeni bir çatışma ve anlaşmazlığa yol açacağının, ülkede oluşan birlik ve beraberliğe zarar vereceğinin bir işaretidir.

Başbakan bir konuşma yaparak, şehir içindeki askeri birlikleri şehir dışına taşıyacaklarını, avazı çıktığı kadar bağırarak haykırmış olup, Başbakan'ın bu üslubu, bizde, Türk Silahlı Kuvvetlerini potansiyel darbeci gibi gördüğü izlenimi doğurmuştur.

Başbakan bu konuda üslubuna biraz daha dikkat etmeli ve Silahlı Kuvvetlerimizi rencide etmemelidir. Kaldı ki, bazı askeri birliklerimizin şu anda şehir içinde kalmış olmaları, askerin günahı ve hatası değildir.Zamanında şehir dışı olan bu yerler, zaman içinde yerleşime açılmış ve askeri birliklerimiz şehirlerimizi değil, şehirlerimiz askeri birliklerimizin alanlarını işgal ederek askeri birliklerimize komşu olmuşlardır.

Bir diğer üzücü husus da, büyük şehirlerimizde, özellikle AKP'nin Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını aldığı şehirlerimizde, askeri birliklerin giriş ve çıkışlarını kapatmak için askeri birliklerin giriş ve çıkışlarına konulan çöp kamyonları, AKPli mütahitlerin kum çakıl taşıyan kamyonları ve iş makinalarıdır. Bu manzara da, askeri birliklerin belediyeler tarafından işgal edildiği manzarasını yaymakta ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin itibarını yerle bir etmektedir.

Meydanlarda toplanan halkımızın demokrasi ve laik cumhuriyet adına ortaya koydukları örnek direniş de, bize göre artık amacına ulaşmış olup, bu gösterilerin uzaması, direnişin anlam ve önemine zarar verecektir. Bu nedenle iş tadında bırakılmalı ve meydanlardaki direniş sonlandırılarak, hayat yavaş yavaş normale döndürülmelidir.

Diyeceğimiz odur ki; ülkemizin üzerinden gelip geçen bir sel felaketine benzetecek olursak, 15.Temmuz hain darbe girişiminden,hepimiz bir ders çıkararak, bu felakette bir hatamızın bulunup bulunmadığı konusunda bir öz eleştiri yapacak yerde bu selden bir kütük kapmaya çalışırsak, güzel ülkemize en büyük ihaneti yapmış oluruz.

30/07/2016
Güner YİĞİTBAŞI 
Hukukçu

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget