Atatürk Bir Bardak Çay mı Ediyor? - Gürbüz Evren

Atatürk Bir Bardak Çay mı Ediyor? - Gürbüz Evren Rize Belediyesi’nin, meydandaki Atatürk heykelini kaldırma gerekçesi, oraya Çay Bardağı koymakmış.

Atatürk Bir Bardak Çay mı Ediyor? - Gürbüz Evren
Rize Belediyesi’nin, meydandaki Atatürk heykelini kaldırma gerekçesi, oraya Çay Bardağı koymakmış.
Bugün Türkiye diye bir ülke varsa, Rize diye bir ile varsa ve Belediye Başkanı olma şansını yakalamış bir Rizeli varsa, bunları Atatürk’e borçlu oldukları düşünülüp, sevgi ve minnet yörenin ürünü Çay ile göstermek istenmiş, bunun için de, Çay Bardağı gibi harika bir düşünce çıkmış.
Helal olsun Belediye Reisine…
Atatürk’e saldırmaktan yorulmayan, Mustafa Kemal’e ait ne varsa ortadan kaldırmak isteyen yobazların, din sömürücüsü siyasetçilerin en çok başvurdukları yöntem, onu dinsizlikle, din düşmanlığı ve ayyaşlıkla suçlamaktır.
Bu zavallılar, kendilerine vatandaşlık, bayrak ve ezan sesini duyduğumuz camilerin olduğu vatanı veren Atatürk’ün karşısına 2. Abdülhamit’i çıkarırlar.
Şimdi her yerde, özellikle de Facebook sayfalarında profil fotoğrafı olarak 2. Abdülhamit’i kullanıyorlar.
Atatürk’e karşı Padişah Abdülhamit’i yükseltip, onun ne büyük bir İslam Halifesi ve Müslüman olduğunu anlatıyorlar.
Rakı sofralarından kalkmayan Atatürk imajına karşı 2. Abdülhamit’i çıkaranlar, cahilliklerinden olsa gerek bir gerçeği bilmezler.
Osmanlı Padişahı Abdülhamit, rakıya çok düşkündür, öyle ki Cuma günleri hariç her akşam rakı içmektedir.
Doktorları, çok rakı içmesi sonucu ağır rahatsızlıklar geçiren Abdülhamit’ten, içkiyi bırakmasını isterler.
Tüm uyarılara ve süren rahatsızlıklara rağmen Padişah rakıdan vazgeçmeyince de, son çare olarak viski ile yetinmesini önerirler.
Sultan Abdülhamit ikna olunca da, İstanbul’a, İskoçya’nın Islay adasından çok özel yapım viskiler getirtilmeye başlanır.
Rıhtım ve yosun kokulu viski türü ise Abdülhamit’in favori içkisi olur.
Sövecek yobazlara uyarım, açın Saray gelen yiyecek-içecek kayıt defterlerini, Osmanlı arşivlerindeki doktor raporlarına, eğer Osmanlıca bilmiyorsanız da, bilenlere sorarak, gerçeği görün.
İkinci Abdülhamit viski içiyor diye ne küçülmüştür ne de Osmanlı tarihine damga vuran, zeki ve en uzun süre tahta kalan 2 Padişah olma özelliğinden kaybetmiştir.
Atatürk’e din düşmanı iftirası atan bilinçli ve bilinçsiz zavallılara, İslam dinine en çok kimin hizmet ettiğini de sormak isterim.
Mustafa Kemal sağlığında, 25 yılda tüm Türkiye’yi kapsayacak dini bir aydınlanma kampanyasının başlatılması emrini vermiştir.
Bu talimatın ardından, 1924-1950 yılları arasında, 46 bin Kur-an tercümesi ve tefsiri 19’ar cilt olmak üzere basılarak tüm ülkeye ücretsiz dağıtılmıştır.
Aynı yıllar arasında 62 bin Buhari Hadisleri, tercüme ve açıklamasıyla 12’şer cilt olmak üzere basılarak, ücretsiz dağıtılmıştır.
Ve yine aynı dönemde, din kültürü eserlerinden oluşan 249 bin kitap basılarak ülkenin en ücra köşelerine kadar gönderilmiştir.
Okuma yazma oranının çok düşük olduğu o dönemde, okuma yazma bilenlerden, bir araya toplanacak vatandaşlara Kur-an, hadisler ve din kültürü kitaplarını okumaları rica edilmiş, bazılarına, yaptıkları bu iş karşılığı para verilmiştir.
Atatürk’ün karşısına Abdülhamit’i koyan bilinçli ve bilinçsiz zavallılar gibi, tarihimizin iki önemli şahsiyetini karşılaştıracak değilim, çünkü ikisi de benimdir.
Onlara, 2. Abdülhamit’in 33 yıllık padişahlığında İslam’a, yapılmış ya da yapılmamış hizmetleri de soracak değilim.
Bu nedenle daha geriye gidip, 1401 yılından başlayarak, 1756’ya kadar geçen 300 yıllık dönemden örnek vermek isterim.
Söz konusu koskoca 300 yıllık Osmanlı tarihinde hadis, fıkıh, tefsir, akit, kelam ve ahlak konulu sadece 99 kitap yayınlanmıştır.
Bilindiği üzere Osmanlı’ya matbaa, 1727 yılında geldi.
Ama bundan sonra yayın yoluyla İslam’a hizmet artmadı, çünkü yobazlar ve Kur-an’ı elle yazanlar matbaaya savaş açtı.
Kitap basmak hele Kur-an’ı ve dini kitapları basmak imkânsız hale geldi.
Bu da cehaleti, yobazlığı, aydınlanma karşıtlığını, kuşaktan kuşağa taşıyarak bu günlere geldi.
Geçmişteki yobazların günümüzdeki torunları olan Atatürk düşmanları, aslında Kur-an’ın doğru içeriğinin ve gerçek İslam’ın da düşmanıdırlar.
Rize Belediye’sinin önündeki Atatürk’ten rahatsız olanlar, bugün yöre halkının geçim kaynağı çayı kime borçlu olduklarını bilirler mi?
Atatürk’ün, 29 Ekim 1923’de kurduğu Cumhuriyet’te, 1924 yılında devlet tarafından Rize'de çay yetiştirilmesi konusunda yasa çıkarılmıştır.
Atatürk yönetimi bununla da yetinmemiş, 1930';da Gürcistan'dan alınan 70 ton siyah çay tohumunun ekimini gerçekleştirerek, Rize'nin çay kenti olmasının önünü açmıştır.
Atatürk düşmanlığı yaparken, içtiğiniz çay boğazınıza takılmaz inşallah.

Gürbüz Evren /Gerçekgündem

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget