Anayasa Mahkemesi’ni 3 Yıl Sonra Rüyada Görürsünüz

“Muhaliflik, aymazlık demek değildir” hatırlatmasını yaptıktan sonra bir soru ile başlayalım; Ergenekon iftirası ile Silivri zindanına kapatılan Eski Genelkur

Anayasa Mahkemesi’ni 3 Yıl Sonra Rüyada Görürsünüz
“Muhaliflik, aymazlık demek değildir” hatırlatmasını yaptıktan sonra bir soru ile başlayalım; Ergenekon iftirası ile Silivri zindanına kapatılan Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı açıklama yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ı neden mahkemeye vermişti?
Şimdi gelelim konumuza. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündemi değiştirme konusunda usta olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili kararını tanımadığını ve saygı duymadığını söyledi, ardından da muhalefet ile alay edercesine, “Şimdi tabii yola çıkıyorum. Bundan sonra herhalde biraz daha ortalık çalkalanabilir yani…” dedi gülerek.
Erdoğan, bunları söyledikten sonra Afrika’ya giderken, arkasından kıyametin kopacağını biliyordu.
Muhalefet de her zaman olduğu gibi Erdoğan’ın tuzağına düşerek, en iyi en sert, en okkalı lafı kim yetiştirecek yarışına girdi.
Laf sokma yarışına girenler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurduğu tuzaklara düşerek, yarattığı suni gündemlerin peşine takılarak, gerçek gündemin üstünün örtülmesine katkı sağlayarak, günün birinde Erdoğan’ın yoracaklarını düşünüyorlar.
Fıkrayı bilirsiniz, Temel boksör olup ringe çıkmış. Rakibi Temel’i perişan etmiş. Gong çalınca, köşesine sürükleyerek götürdükleri Temel’e, “Çok dayak yedin. Tek bir yumruk çıkaramadın. Havlu atalım” demişler. Temel, ağzı burnu kan içinde çıkışmış, “Sabredin biraz, yorulmasını bekliyorum…”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiğinden buyana 17 üyeli Anayasa Mahkemesi’ne sadece Kadir Özkaya’yı atamıştı. “İhlal yok” diyen diğer 2 üye Rıdvan Güleç ve Hicabi Dursun da TBMM’de AKP çoğunluğunun oyları ile seçilmişti.
Çoğunluğunu (9) Abdullah Gül’ün atadığı diğer üyelerin, Dündar ve Gül davasında “ihlal var” diyeceklerini Patagonya’daki gariban Alvarez bile tahmin edebilirdi.
Ancak unutmayalım ki, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını ABD ile birlikte kuran Fetullahçılar ve AKP’liler, Anayasa Mahkemesi’ne Abdullah Gül’ün atadığı 10 üyeyi de yine birlikte seçtiler.
Anayasa Mahkemesine kişisel başvuru hakkını da, Ergenekon ve Balyoz iftiralarında zindana kapattıkları yurtseverlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gitme sürecini uzatmak için getirdiler.
Amaçları, sadece AİHM’e gidişi geciktirmek değil Anayasa Mahkemesi’nden yurtseverlerin başvurularına ret kararları çıkarmaktı.
Yazılarımda kullanmak için devlet kurumlarından bana aktarılan bilgileri sürekli bir köşeye kaydederim.
Yazılarımı okuyanlar bilir, 2008 yılı Nisan ayında, çalıştığım işyeri Ergenekon iftirası kapsamında basılıp, odamın 7-8 polis tarafından saatlerce didik didik edildiği günün ertesinde kaleme aldığım yazıda, “AKP ile Fetullahçılar birkaç yıl sonra mutlaka birbirine girecek. İki taraf da, geçmişte düşman gördüklerini yanlarına almaya çalışarak birbirilerine vuracak, kirli çamaşırlarını ortaya dökecek. Ancak kavgayı Erdoğan kazanacak” demiş, nedenlerini sıralamıştım.
Günümüzde, Silivri’de, demokrasi kahramanı havalarında 3 ay yatıp, çıkan isimlerden biri, ‘Korku İmparatorluğu’nun kurulduğu o yıllarda, telefonlarımıza yanıt vermezken, bizden köşe bucak kaçarken, üstelik “Atatürkçülerle işim olmaz” derken, bugünleri öngörüyorduk.
Madem öngörmüştük, şimdiden öngördüğümüz başka bir sıkıntıyı da anlatalım.
Anlatalım ki, biz hazırız, ama hazır olmayanlar da tedbirini alsın.
Türkiye’de, gazeteciler de, muhalifler de 2019’daki Cumhurbaşkanı seçimine, hatta 2020’ye kadar kendilerini nispeten rahat hissedebilirler.
Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeden önceki son durak olan Anayasa Mahkemesi’nde, şimdilik Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediğini yapmayacak gibi görünen, “Gül gibi kokan” bir çoğunluk var.
Ama dananın kuyruğunun kopacağı yıl, 2019 olacaktır.
Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçilirse (ki seçilecek), Anayasa Mahkemesi’ne, “saygı duymuyorum” dediği kararları almayan üyeleri rahatlıkla atayacaktır.
Sıkıntı daha önce de gelebilir. Başkanlık Sistemi için referanduma gidilmesi ya da erken seçimle AKP’nin gerekli çoğunluğu kazanması (Bunlar olası görünüyor) muhalifim diyen herkes için 2019’u bile aratacak gelişmelere yol açacaktır.
Önümüzdeki yıllarda, muhalifleri zindanlara doldurmayı hedefleyen Ergenekon kopyası davalar için tapelerin, senaryoların, gizli tanıkların hangi kurumların hangi yöneticilerinin odalarında hazırlandığını biliyor, yakından izliyoruz.
Kimse kimseyi kandırmasın, eğer AKP ile Fetullah Gülen arasındaki ittifak sürseydi, Anayasa Mahkemesi’nden Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki bu karar çıkmazdı.
Bir kez daha hatırlatayım, Erdoğan ve AKP’yi bitirecek 5 zayıf noktaları var, ama laf sokmadan bir sonuç çıkmayacağını anlamayan ana muhalefet, bunları hala daha göremedi.

Gürbüz Evren /Gerçekgündem

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget