Ölen Gencine Acımayan Toplum Uygar Değildir - Doğan Kuban

Şarkı söyleyenle onu öldüren yirmi yaşında iki genci birbirlerinin karşısına getiren bir düzen, insanlık adını taşımamalıdır
Ölen Gencine Acımayan Toplum Uygar Değildir - Doğan Kuban
Yıllardır uygarlık basamaklarında asılı kalan Türk toplumunun kültürünü kendime göre tarihi analizler yapıp, dünya kültürü ile karşılaştırarak anlamağa çalışan biri olarak, hep iyimser bir tavırla bizim insanların eskiden ve şimdi yaptıklarını öğrenmeğe çalıştım. Fakat güncel olayların küçüğü ve büyüğü, 90 yaşına kadar iyimser kalan bir düşünceyi bir yıl içinde devirdi.

Bu kötümserliğe neden olan ve birbirleriyle ilgisiz gibi görünen olaylar, eğer nalına, mıhına girişirseniz, saymakla bitmez.

Para akışının en yoğun olduğu ve neredeyse bütün halkın, şu ya da bu şekilde, ‘Kaçak’ sözcüğü çevresinde, katılmak zorunda kaldığı, bilgi yoksulu, arsız bir gayya kuyusu olan inşaat sektörü başta olmak üzere temelde tümü, uygarlaşamamış bir toplumun, kişi ve grup boyutunda gelişmemiş güncel davranışlarını, bilgisizliğini ve entelektüel hamlığını yansıtıyor.

Kişi boyutunda bu anlattıklarımın karşıtları da kuşkusuz var. Fakat onların varlığı, bu üst üste biriken ve kabaran bilgisizliklerin, kabalıkların toplumu neredeyse boğan etkilerini azaltmağa yetmiyor. Toplum boyutunda, bazen alay konusu olan, fakat komikten çok dramatik boyutlara ulaşan kaygı verici bir bunalım dönemde yaşıyoruz.

İŞTE BAZI GÖZLEMLER:

Bir kadın fırına girdi. ‘Şu krikkrakların tadına bakabilir miyim? Fırıncı, ‘Alacaksan alırsın. Ben aldıklarımın tadına bakmam.’ Kadın ‘Ben bir doktorum’ dedi. ‘Ukalalığından belli!’ yanıtını aldı. İçimde insana saygıya ilişkin bir uygarlık boyutu kırıldı.

Bir dost evimize bahçesinden bir kutu elma göndermişti. Güzel bir jest! Yarısından fazlası çürük çıktı. Jeste anlam kazandıracak dikkat noksandı.

 Gençlerin yaşlı meclislerinden uzak durmaları doğal. Fakat aile güçlü bir birimdi. Köylüler arasında hâlâ önemli. Toplum dayanışmasını sağlayan bir bağ. Bugün çok zayıfladı. Oysa ahlakın ve uygarlığın da geriden gelen kanalları bunların açık olmasına bağlı.

Ticari ürünlerle ilgili haberler ürkütücü. Ünlü firmalardan birinin tarihi eskimemiş süt kutusunu açtık. Bozuk çıktı. Elma kesmek için eve yeni alınmış gösterişli bıçaklardan beş tanesi işe yaramadı.

Bir gazete açtık. Polis silahsız birini vurmuş. PKK iki polis infaz etmiş (?!). Kin sınırsız. Birkaç gün önce Suruç’ta bir canlı bombacı tarafından 32 Türk genci öldürüldü, 100’ü yaralandı. Bir politikacı ölenleri suçladı. Acımak kavramını sözlüğünden silmiş.

Jetler PKK ve IŞİD kamplarını bombalamışlar. Adres belli değil. Bunu Amerika da yapıyor. Onlarda adres belli. Cinayet, maskeli soygun, kaza, intihar, cenaze törenleri. Bunlar günlük kıyamet haberleri gibi. Ama ‘rating’ yapıyorlar. Her gazete onlarla dolu. Sayfalarını açmağa cesaret edemiyorsunuz. Hükümet kurulamıyor. Politik pazarlık, ulusun iradesinin hakkından geliyor. Mecliste muhalefet çoğunlukta imiş? Vadesi geçmiş hükümet savaş kararı alıyor. Özgürlük sözcüsü CHP koalisyon hesabı yapıyormuş.

Metro’yu su basmış. Yapı ve toprak spekülasyonu haber değil Türkiye’de. Çünkü gazete sayfalarına sığmaz. 400.000 lise öğrencisi sınavları kazanıp üniversiteye girememiş. Ama 1.000.000’uncu İmam…. Hatip diyorlar ama, ne Türkçe ne de Arapça bilmedikleri için ben inanmıyorum.

Akdeniz’de 40 kaçak göçmen boğulmuş. Kaçmasalardı. Geçiş ücretini de peşin ödüyorlar. Tam bizim fırıncının istediği müşteri.

Gazeteler ‘zihne küşayiş veren’ haberleri de ihmal etmiyor. Sosyete güzelleri, sakallı dostları, dekolte giysileri ve iç gıcıklayıcı pozlarıyla gazete sayfalarında arzı endam ediyorlar. İngiliz ya da Hollanda futbolcusu, törenle karşılanıyor. Yılda bilmem kaç milyon dolar alacakmış. Türkiye’de 5.000.000 işsiz var.

Avrupa basını “Türkiye politika değiştirdi”, diyormuş. Yani uçaklar başkalarını bombalayacak.

Yanında kara çarşaflı kadınlarla dolaşan sakallı, biçimsiz kılıklı adamlar görürsek İŞİD’li olup olamadıklarını bilemeyeceğiz. Ama içimize bir ateş düşecek! Acaba allame-i kiram ne öneriyorlar?

Gerçi Mercedes’in içinde altın kaçıranları da bilmiyoruz. Bu ülkede her gün işitip, içeriğini öğrenmediğimiz o kadar çok şey var ki !

Doğrusu biz anayasayı, yasaları, tarihimizi, coğrafyamızı ve dilimizi de bilmiyoruz. Onun için bütün bu olanlara ne diyeceğimizi de bilmiyoruz. Nedenleri değişik. Fakat temel cehalet.

GENÇLERİN İDEALLERİ ÇOK SOMUT

Sevgili Okuyucular,
Yaşlandığımız dünyanın sonuna gelmiyoruz. Yeni bir şeylerin başına geliyoruz. O yeni şeyi görüyoruz. Ama ona tam katılamıyoruz. İletişim çağı böyle bir başlangıç. Biz gençlere yetişemiyoruz. Onlar da bizim sorunlarımızı tam anlamıyorlar.

Fakat şimdiye kadar insanların en akıllı olanlarının ulaşmaya çabaladıkları bir düzey var. Çünkü insanoğlu kendi varlığı üzerine kurulu bir özgül değer taşıyor. Bu çağdaş uygarlığın da ulaşamadığı bir düzey. Belki de bir hayal. Belki de insana gerektiğinden çok değer veriyor. Aklı yüceltiyor. Sevgi ve Ahlakı yüceltiyor. İnsan yaşamının önemini vurguluyor. Bazen ölümsüzlük hayalleri kuruyor. Felsefede, sanatta, edebiyatta aklı şaşırtan duygusal zirvelere ulaştığımızı düşünüyoruz. Bunlar genç kuşakları, bundan böyle, bizim gibi etkilemeyebilir. Bilimsel olarak, bunların geçmiş koşullar içinde ulaşılmış halusinasyonlar olduğunu keşfedebilirler.

Fakat geçmiş kuşakların bugüne kadar hâlâ gerçekleşememiş idealleri çok somut. Bu, fiziksel yoksullukları atlatmış, sömürülmeyen ve öldürülmekten korkmayan bir insanlık. Bu basit amaçlar, eski ve yeni kuşaklar için, hâlâ ulaşılmamış bir uygarlık aşaması. Yaşlılarla gençlerin iletişimini hâlâ sağlayan da bu konu. Türk insanı, ne yaratılış olarak, ne zekasıyla başka toplumların insanlarından daha kötü değil. Böyle bir genelleme hiçbir ülke için söylenmemeli. Sorun, bazı olumsuzlukların üst üste geldiği, ya da örtüştüğü ve buluştuğu bir tarih arakesitinde bulunmamız.

TÜRKLERİN TARİH GRAFİĞİ

Türklerin tarih grafiği 1300 ile 1453 arasında bir maksimumda idi. İmparatorluğun çöküşünde bir minimumda, Kurtuluş Savaşı ile 1938 arasında bir maksimumda, 2015’de 65 yıllık bir azalan eğrinin minimumunda bulunuyor.

Bugün ülkenin bünyesi bir yobazlığı, bir PKK’yı, belki de bir IŞİD’i doğuran olumsuzluklar içeriyor. Ve bunun semptomları bu yazının başındaki, irili, ufaklı uygarlık dışı bütün davranışların temel nedenidir. Bir toplumun tarihini matematiksel bir olasılık eğrisine indirgemek fazla abartı olur. Bu sadece bir metafor. Fakat burada söz konusu etmediğim sayısız olumsuz davranışın her gün bir köşede patlak vermesi dikkatimizi, belki normal koşullarda ikinci plana bırakacağımız bazı sorunlar üzerinde yoğunlaşmamızı gerektiriyor.

65 yıldır ilk kez sağcı bir iktidara karşı çıkan bir çoğunluk var, mecliste. Fakat bu olağanüstü sonucun mecliste koalisyon konuşmalarıyla geçmesine neden olan partiler var. IŞİD denen sözde bir dış gücün, Türkiye içinde etkinlikte bulunması, HDP’nin seçim başarısına karşın devam eden PKK terörü. Amerika ve Avrupa karşıtı bir politika sürdüren desteksiz bir hükümetin İncirlik Hava Alanının kullanılmasına izin vermesi gibi garabetler var. Bu sivri olguların ötesinde bunları destekleyen toplumsal hastalıklar, kişilerin kabalığından, güçlü bir ‘desinformation’ dalgasına ve ekonomik çöküntüye düşüş var. Bu yeni bir tarihi minimumdur. Yükselme işareti olabilir mi? Bu gerçekleşmeyebilir. Ama umut hâlâ son seçimin işaret ettiği yöndür. Örgütlü politika bu düzeyden aşağıda olduğu izlenimi vermektedir.

Türkiye’de akıllı odaklar ve insanlar var. Biraz aydınlanmak için Yılmaz Özdil’in 26 Temmuz tarihli Sözcü gazetesindeki makalesini okuyun.

 Doğan Kuban/Bilim Teknoloji/Cumhuriyet

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget