Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği Mustafa Kemal Atatürk’e, laik cumhuriyeti ve devrimleri içlerine sindirmeyenlerce ilk günden beri saldıranlar hep vardı.

Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği
Kurtuluş Savaşını başlatıp başarı ile bitiren, laik Cumhuriyeti kurup devrimlerle taçlandıran, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e, laik cumhuriyeti ve devrimleri içlerine sindirmeyenlerce ilk günden beri saldıranlar hep vardı. Ancak son yıllarda insafsızca yapılan bu saldırılar tavan yapmıştır.
Bu saldırıların en acımasızı, Atatürk’ü dindar kesimlerinden gözünden düşürmek için, büyük bir iftitayla din düşmanı olduğunu söylemektir.
Bu yazıda, MEB öğretim programından (Müfredatından) Atatürk’le ilgili derslerin azaltılması, sırf adını silebilmek için, adıyla anılan kamu kurum ve kuruluşlarının adının değiştirilmesi, heykellerinin kaldırılması ve diğer yönlerine yapılan saldırıları bir tarafa bırakarak, Atatürk din düşmanıydı diyenlere, O’nun söylemleriyle yanıt vermek istiyorum.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk diyor ki;
*Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz. (1930)
 *Din bir vicdan meselesidir. Her kes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, devlet ve millet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz. Kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz.
 *Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse, hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhep kabulüne icbar edebilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz
*Türkiye Cumhuriyetinde her reşit dinini intihapta (seçmede) hür olduğu gibi, bir dinin merasimi de serbesttir. Tabiatiyle ayinler asayiş ve umumi adaba mugayır olamaz, siyasi nümayiş şeklinde yapılamaz  (1930)
*Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allaha istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılamaz. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. (1930)
*Ölülerden medet ummak medeni bir toplum için yüz karasıdır. Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamıyla medeniyetin saçtığı ışık karşısında filan ve falan şeyhin irşadıyla maddi ve manevi saadet arayacak kadar ilkel insanların medeni Türk toplumunda var olabileceğini asla kabul etmiyoruz.
*Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve gerçek tarikat medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kafidir. (1925 Atatürk’ün S.D.II, S. 215)
*İslam dinini, yüzyıllardan beri alışageldiği üzere bir siyaset aracı durumundan uzaklaştırmak ve yüceltmek gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve ilahi inançlarımızı ve vicdani değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasetlerden ve siyasetin bütün kısımlarından bir an önce ve kesin olarak kurtarmak milletin dünyevi ve uhrevi mutluluğunun emrettiği bir zarurettir. Ancak bu suretle İslam dininin yüceliği belirir.
Bu söylemlerde din düşmanlığı mı var?
Yoksa, dini vicdanlarda yaşatmak, siyasete alet etmemek ve yüceltmek isteği mi var?
Atatürk’e din düşmanı diye iftira atanlar…
-Fransa’daki Paris Camii (la Mosquée de Paris),  Atatürk’ün yardımlarıyla tamamlandığını,
-Japonya’daki Tokyo Camii (Tokyo Jamii Mosque) ise bizzat Atatürk tarafından, DEVLET GÜCÜ KULLANILMADAN yaptırıldığını,
Acaba biliyorlar mı?
İftiracılara duyurulurken,  yorumu da  siz yapın… 08.02.2017

Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Gündüz Akgül

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget