Karşıyaka Mezarlığında Bir Cenazede - Cevat Kulaksız

27 Ağustos 2017 Pazar günü, köyümüz halkından vefat eden 98 yaşındaki Assiye Çavuş'u defnetmek için Karşıyaka mezarlığına gittim.
Cenaze namazının kılındığı cami toplanma yeri ve civarı her gün cenazesi olan insanlarla dolmakta. Ayrı bir salonda, cenaze için kaç kişi gelirse gelsin, yüzlerce, binlerce insana her gün bedava çay dağıtılıyor. Onun için çevrede asılı levhalarda, “burada her hizmet bedava” yazısı okunmakta.
Mezarlık ve yönetim işlerinin gittikçe modernleştiğini, tüm defnedilen cenazelerin bilgisayarlara yüklendiğini gördüm. Epey bir yıl sonra da bir yakınının mezarını ziyaret etmek isteyen kişi, km lere varan mezarlık içinde binlerce mezar içinden yakınını mezar yerini bilgisayar kayıtlarından bulabilmekte.
Cenaze namazı için er gelmişseniz, ayrı bir salonda bedava çay içiyorsunuz, kaç bardak içerseniz için, belediyenin kesesinden.
Ben de bir buçuk saat önce gelmişim. Çay içtikten sonra, çantamda bulunan bitirmekte olduğum bir romanı okumak için kuytu bir yer aradım, çevredeki kimseler Kuran okurken, bulduğum kuytu yerde, okuduğum kitabı saklamaya çalışarak bitirmekte olduğum romanı okuyup bitirdim.
Cenaze namazı kılınırken, her kişi için ayrı ayrı namaz kılmaktansa, her gün 10-15 bazen daha fazla cenaze olduğu için, kadınların ismi tek tek okunup bir namaz, erkeklerin ismi yine tek tek okunup topluca namaz kılınmakta.
Orada bitirdiğim romanı, derneğimizde kütüphane oluşturursak okusunlar diye yerel derneğimizin başkanına verdim. Dernek başkanı da, kitabı alırken, “500 kadar kitabımız var, hiç kimse gelip kitap okumuyor”, dedi.  Demek ki okuma özürlülüğümüz devam ediyor, diye söylendim, üzüldüm.

Mezar Taşındaki Mısralar
Karşıyaka Mezarlığında Bir Cenazede - Cevat Kulaksız
Mezarlar Üst üste konsa ne olur.
Karşıyaka Mezarlığının içini ancak araba ile dolaşabilirsiniz, çünkü mezarlık öylesine büyük ki, tepeleri, dereleri aşıyorsunuz, km lere varan uzunluklar var.
Mezarlıkta, kendi kendime, mezarlar üst üste defnedilse ne olur, diye düşündüm. Bunu bazı imamlara soruyorum, “dinen pek sakıncası yok, 20-30 yıl önce ölmüş, sadece kemikleri kalmış mezarlara yeni cenaze defnedilebilir” diyorlar.
Yaşı yüz yaşına dayanmış, cenazeyi mezara defnederken, hemen komşu fotoğrafını da çektiğim mezarın taşına, babayı öven, onun evlat için önemini belirten aynen şöyle bir dörtlük yazılmış:

Baba başta taç imiş
Her derde ilaç imiş
Bir evlat pir olsada
Babaya muhtaç imiş

Mezar taşına kazdırılarak yazılmış olan bu kıta Yunus Emre’nin olarak bilinse de, aslında Hüseyin Nail Kubalı’ya  (1901-1981)ait olduğu da söylenir. Bu dörtlükte aslında babayı değil de, anayı öven şekliyle şöyle bilinir:

Ana başta taç imiş
Her derde ilaç imiş
Bir evlat pir olsa da
Anaya muhtaç imiş.
Bu güzel dörtlük, ister anayı, ister babayı övmüş olsun, ana baba bu dünyadan göçtüğü zaman ancak çocukları, onların ailenin eşsiz bir değer olduğunun farkına varabiliyor, özlem ve muhtaçlığını, belki de pişmanlığını dile getiriyor, bu mısralarla.
Mezarlıkta gezerken, mezar taşlarında insanların duygularını, sevgilerini belirten çok ilginç yazılara rastlanılıyor.

Ölü Evinde
Karşıyaka Mezarlığında Bir Cenazede - Cevat Kulaksız
Cenazeyi defnettikten sonra, Yenimahalle Şentepe sırtlarında bulunan ölü evine Kuran okutma, başsağlığı dilemek için cenazeye katılanlarla birlikte uğradık. Dışarıda Kuran dinlerken, sokağın karşı tarafındaki bir duvarında mor sprey boya ile yazılmış şöyle bir yazı gördüm:
“İzmir çocukları anarşizmi yoktan var eder,
“Argo İzmir geleceğe boykot vaat eder".
İzmir çocuklarının anarşi ve terör yaratanlar olduğunu vurgulayan mısraları görünce şaşırdım. Oysa İzmir Türkiye’nin en az terör olaylarının olduğu, Batı illerimizin değil, bütün Türkiye’nin en kültürlü ilidir, taa Osmanlı’dan beri.
Bu duvara mor sprey boya ile yazan kişi iktidarın olumsuz propaganda rüzgârlarına kapılmış, çok şey bildiğini sanan birileri yazmış. Gerici AKP iktidarının bazı ileri gelenleri, İzmir için, "gâvur İzmir" derlerdi, kötülemek için. Bu yazıyı yazan için diyorum, çok saçmalamış, bu kirletmeye meraklı kişi "Gâvur İzmir" diyenlerin rüzgârına kapılmış, algılarla önyargılar yüklenmiş bilinçsiz bir kişi olduğu açıkça belli.
İzmir geleneksel kültür yapısı ile en aydın ilimizden biridir, bu verdiği oydan bellidir. Dediğimiz gibi, Osmanlı’dan beri Türkiye’nin kültür başkenti İzmir'dir. “Gavur İzmir” diyenler, duvarlara İzmir’i kötüleyen yazılar yazanlar bir yana, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’nin en büyük ili İstanbul’dan İzmir’e göçler hızla artmakta olduğunu öğreniyoruz. [1]

 İzmir’i İzmir’liyi Niye Kötülüyorlar:
Türkiye genelinde olduğu gibi, İzmir’de de, toplum, AKP-RTE nin baskı ve satın alınmış medya propagandası, rüzgârında bulunmaktadır. Cahil, kültürsüz, geri kalmış toplumlarda insanlar güçlüden yanadır, insanlarda güçlüye tapma duygusu hâkimdir. Basın hürriyetinin olmadığı geri ülkelerde haklı ve haksız, adaletsiz olup olmadığı düşünülmeden halk bu kötü propagandanın baskısı, rüzgârı kapsamındadır. Bunu, halk biraz korku ve çıkar endişesinden yapmaktadır.
Öyküyü bilirsiniz, bizim Robin Hudd"umuz Köroğlu idi. Bolu dolaylarında dağlarda yaşar, bir ölçüde eşkıyalıkla zalim zenginlerden alır, yoksula dağıtırmış. Köroğlu bir gün atın üstünde yanındaki arkadaşları ile birlikte Bolu'nun bir köyünün içinden geçerlermiş. Gözleri görmeyen çok yaşlı bir kadın, yolun kenarında duvarın dibinde otururken, kendi kendine söylenir, "evin yıkılsın Köroğlu" diye beddua edermiş. Köroğlu bunu duymuş atıyla geri dönerek kadına yaklaşmış, "Köroğlu sana ne yaptı ana" diye sormuş. Yaşlı kadın da çevrenin algı etkisinde olarak, "ne bileyim oğul el diyor ben de diyom" demiş. İşte bu yazıyı yazanlar, bu duyguyu yaşayanlar bu Köroğlu sendromu içindeki zavallılardır. İşte AKP-RTE iktidarı da, baskın medyası eliyle bilinçsiz halk üzerinde olumsuz, haksız algı oluşturmaktadır; bunu muhalif basını susturarak da yapmaktadır. Örneğin dünyada en çok hapse atılan tutuklanan gazeteci sayısı 150 ile Türkiye’dedir.
Bakın istatistiklere, "anarşizmi yoktan var eder" diyen yazan arkadaş, Türkiye'de terör ve anarşinin en az olduğu illerimizden biridir, İzmir. İnsan hakları ve yaşam standartları Türkiye ortalamasının üstündedir. Duvarları haksız yere kirleten ve rüzgârlara kapılan o pembe kafalı arkadaş, bu yazıyı iyi okusun, araştırsın gerçeklerin böyle olduğunu görsün. Türkiye’de basın, Batı’daki gibi hür olmadıkça, ne demokrasi gelişir, ne de halk gerçekleri görür.
Cevat Kulaksız
SONNOTLAR

[1] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre geçen sene  16 bin 129 kişi İstanbul’dan İzmir´e taşındı. İzmir böylece en yüksek göçü İstanbul´dan almış oldu.Verileri inceleyen ve yorumlayan Hugent Genel Müdürü Özlem Veryeri Taşkaya, İstanbul´daki trafik, aşırı betonlaşma ve yavaşlayan sosyal etkileşim İzmir´e göçü hızlandırdığını belirtti.
https://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/istanbuldan-izmire-beyin-gocu-hizlandi-1920404/

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget