Ankara Caddelerinde Cumhuriyetle Yaşıt Bir Anadolu Kadını

Anadolu Kadınları Bu Hallere Düşmemeli

Ankara Caddelerinde Cumhuriyetle Yaşıt Bir Anadolu Kadını
29 Ağustos günü, Askeri Spor okulundan çıktıktan sonra, İnönü Bulvarından Kızılay’a gelmekte olan özel halk otobüsüne binip Kızılay’da Güvanpark karşısındaki duraklarda indim. Atatürk Bulvarı’nın binlerce gelip geçen insan selinin içine daldım. Burada ilginç şeylere rastlarım, kimi Arapça, kimi Kürtçe, kimi bilmem nece, değişik dilleri konuşan, değişik kıyafetli çeşit çeşit insana rastlarım. Sokakta çeşitli müzik aletleri ile dilenmeye çalışan müzik yapanları görürüsünüz.
Böylesine kalabalık yerlere yaklaşırken, cep telefonumu hazır ederim, eli tetikte avcı gibi ilginç şeyleri yakalarım, diye elimde resim çekme modunda yürürüm.
Metroya yürürken, büfeyi dönünce yüzleri kırış kırış olmuş çok yaşlı bir kadına rastladım. Üstünde basmadan bir eski köylü kıyafeti, koltuğunun altında çıkınlar, küçük torbalar olan, telaşlı telaşlı “Allah rızası için” diyerek dilenen bu ayakları yalın kadını görünce inanın şok oldum. Çünkü Ankara’nın bunca cadde ve sokaklarında şimdiye kadar böylesine ayakları yalın, böylesine perişan, böylesine yaşlı ve yoksul dilenen bir kadın görmedim. Cumhuriyetle yaşıt bu anamız, bu yaşlı kadın, Anadolu kadını bu denli perişan zebil olmamalı diye düşündüm, kendi kendime.
Kadına yaklaştım:
Ankara Caddelerinde Cumhuriyetle Yaşıt Bir Anadolu Kadını
 -Aman teyze bu ne hal, senin kimin kimsen yok mu, nerede yatıp kalkıyorsun” diyerek peş peşe üzgün bir tavırla sorular sordum, kadına.
Yılların acıları, çileleri ile yoğrulmuş,  derin vadileri andıran yarı yarık olmuş gibi görüne derin çizgilerle dolu yüzünden iki sönmeye yüz tutmuş ateş gibi görünen gözler parlıyordu.
“-Oğul ben Maraş’lıyam” dedi, o yaşlı kadın. Maraş ellerinden kopup gelen bu Anadolu anası, yüreğimi dağladı, boğazımda bir yumruk oluştu sandım. Kendi kendime, aman Tanrım, Cumhuriyetle yaşıt bu Anadolu kadını zebil olursa, bu vatanda biz nasıl rahat yaşarız. O enim peş peşe sorduğum sorulara o sıra ile yanıtlıyordu.
“-Ankara’da çadırda yaşıyorum, oğul”, diyordu bu yaşlı ana.
Böyle acılı söyledi bu yaşlı kadın, ama 95 yaşında caddelerde yalın ayakla dilenen bu kadına acaba birileri rol mü yaptırıyor, bunu bu halde dilendirmek için mi kullanıyorlar mı, diye aklıma bir kuşku, içime bir kurt düştü. Mümkündür, çünkü ülkemizde mafyanın bile çeşitleri varken, dilenci mafyası niye olmasındı. Ülkemizde Kızılay’ından, halkımızın Fakir Fukara Fonu (Fak-FuK) dedikleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu gibi nice yardımlaşma kurumları varken, Cumhuriyetle yaşıt bu kadının böylesine yalın ayak perişan halde nasıl böyle bir yaşantı içinde olur. Kadın son olarak şöyle dedi:
“-Bir oğlum vardı, öldü, ben böyle yalınız galdım” dedi. Ben ne diyeceğimi şaşırdım, boğazım düğümlendi, gözlerim nemlendi, cebime elime attım elime gelen bozuk paraların hepsini kadının avucuna koydum, yoluma devam ettim. Sırtımdaki spor çantamın daha bir ağır geldiğini, yüreğimin daraldığını hissede hissede metroya indim.
Ankara Caddelerinde Cumhuriyetle Yaşıt Bir Anadolu Kadını
İnanmayacaksınız belki de, bu 95 yaşındaki kadının dilendiği yerde, bu giden kış, 60-70 yaşlarında başka bir kadın, kocaman bir çöp poşetinden ekmekleri seçiyordu. Çok doğal bir halle çöpün başına oturmuş bu kadın, çöp poşetinden ekmek parçalarını seçiyordu. O kadına, “bu ekmekleri ne yapıyorsun” dediğim zaman o şöyle demişti:
“-Kocam yaşlı, çalışamıyor evde yatıyor, eve ekmek getiren yok, bu ekmekleri seçiyorum, iyi görünenleri yiyoruz, daha kötülerini kuşlara veriyorum” demişti.
 Ama o yoksul, sefil görünen çok yaşlı 95 yaşındaki kadının görüntüsü gözümün önünden hiç gitmedi, epey bir zaman metroda oturduğum yerde bir heykel gibi, önümdeki insanlara boş boş bakıp durdum. Yanımdaki adam, saati sorduğunda, kendimi toparladım, Yenimahalle durağına yaklaşırken, Beştepe’nin sırtlarından Osmanlı Sarayı’nı andıran birilerinin “Kaçak Saray” dedikleri, “yeni Başkanlık sarayı” görünüyordu, birden bakış hizamda apartmanların arasında kayboldu gitti, saray.
Ülkemizde, dar çevrelerde erkekler kadınların çalışmalarını pek istemeseler de, dilencilerin çoğunun kadınlardan oluştuğunu bazı araştırmacılar söylemekteler.[1]
Cevat Kulaksız
SONNOTLAR

[1] Hazal Özvarış https://t24.com.tr/haber/dilenciler,320171

Cevat Kulaksız

Yorum Gönderme

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget