Bu Uslübü Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a Yakıştıramadık

Ama bir bayan siyasetçiye herhangi kasaba politikacısı ağzıyla böylesine "Meral Kılıçdaroğlu" demesi şık olmak şöyle dursun, çok çirkin bir imalı eleştiridir. TBMM başkanı bunu yapmamalıdır.

Bu Uslübü Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a Yakıştıramadık
Bu sözü kahvehanede bir vatandaş veya muhalif bir siyasi kişi söylese de, biz bu sokak ağzı ifadeyi Meclis Başkanına doğrusu yakıştıramadık.  TBMM başkanı tarafsız ve saygın kişiliği yanında konuşmaları ile örnek olmalıdır.
Basına yansıyan bilgilerden siz de duymuşsunuzdur.
Meral Akşener, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın kendisine "Meral Kılıçdaroğlu" dediğini belirterek Kahraman'a hitaben bir açık mektup yazdığını bilmem takip ettiniz mi?
Güya Meral Akşener, Kemal Kılıçtaroğlu ile birlikte hareket ettiğini, birlikte muhalefet yaptığını ima etmeye çalışıyor. Yalnız, özgür ve korkusuz muhalefeti ile konuşması, üslubu ile hanımefendi bir siyasetçi olan Meral Akşener, babaanne olmuş,  yaşını başını almış bir bayana karşı bu söz çok yakışıksızdır.

ASIL BAHÇELİ İÇİN SÖYLESE İSABETLİ OLURDU
Bu Uslübü Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a Yakıştıramadık
İsmail Kahraman’ın bu mantığına göre, gerek uygulamaları gerekse söylemleri ile bir muhalefet partisi olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli için söylense isabetli olurdu. Çünkü Bahçeli, iktidarın onca yanlışları yanında onu eleştireceği yerde, her konumda, her zaman AKP-RTE iktidarına destek-payanda oluyor. Buna bakarak gerek basın, gerek öbür parti liderleri de şöyle diyebilirdi: Recep Tayyip Bahçeli veya Devlet Erdoğan; elbette bu da şık olmazdı. Ama bir bayan siyasetçiye herhangi kasaba politikacısı ağzıyla böylesine "Meral Kılıçdaroğlu" demesi şık olmak şöyle dursun, çok çirkin bir imalı eleştiridir. TBMM başkanı bunu yapmamalıdır.
Daha fazla yoruma gerek duymadan Meral Akşener’in İsmail Kahraman’ın bu söylemini eleştiren, ayıplayan açık mektubuna birlikte bir göz atalım:

“İstanbul’da İş Dünyası Vakfı tarafından verilen iftar yemeğinde, bir grup ortak tanıdıklarımızın olduğu iftar masasında yapılan sohbet esnasında, adımın geçmesi üzerine “Şu Meral Kılıçdaroğlu mu?” dediğinizi esefle öğrendim.
Bir kadının soyadının ancak evlilik vasıtası ile değişeceği açık bir gerçek olmasına rağmen, bu kadar alçak ve şerefsiz bir yakıştırmayı yapmış, TBMM Başkanı olmuş ve hayatın yetmiş yedi yılını geride bırakmış bir Belam yapabilirdi.
İslami bilgilere vakıf olmak, aileden dini terbiye almış olmak, hukuk öğrenimi, hac görevini yapmak, en yüksek makamlarda görev yapmak ve geride bıraktığınız yetmiş yedi yıllık bir ömür görülüyor ki size hiçbir şey kazandırmamış.
Sizinle 28 Şubat döneminde aynı bakanlar kurulunda birlikte görev yapmıştık.
Eşim ile hemşeri olmanız nedeniyle bana ”gelinimiz” derdiniz.
Anlaşılan siz yüce dinimizin ahlak ve faziletinden bir şey almadığınız gibi, Türk örf ve geleneklerinden de bir nasip almamışsınız.
Mübarek Ramazan ayında, iftar sofrasında bile böyle bir yakıştırma yapabildiğinize göre İslam sizin üzerinizde sadece bir gömlek, belki bir üniforma. Oruçlu geçirilen uzun bir günün ardından evli barklı, babaanne olan bir kadına yapılan nasıl bir yakıştırmadır bu?
Sizin hiç mi kutsalınız kalmadı? Siz kutsallarımızı ne zaman, nerede ve ne karşılığında bıraktınız?”
Bu mektuptan sonra, eski bazı MHP kökenli milletvekilleri de, “Genel başkan olarak Meral Akşener'i görüyoruz”, demekteler.
Artık gerisini siz yorumlayın.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com

Cevat Kulaksız

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget