Bayramlık - Galip Baysan

Bayramlık - Galip Baysan
Kadının biri kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış, ovalamış. Lambadan cin çıkmış ve;
-Sadece bir dilek hakkın var, iyi düşün öyle dile demiş.
Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak -Orta Doğu´da barış istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyormusun? Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını, barışın tesis edilmesini diliyorum. Diyivermiş.
Cin haritaya bakmış ve dehşetle;
- Tanrı aşkına Kadın! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar.
Tamam, işimde iyiyim ama o kadar da değil! Bunu yapılabileceğini sanmıyorum. Başka bir dilekte bulun. Diye bağırmış.
Kadın birkaç dakika düşünmüş ve ;
- hayatım boyunca doğru erkeği bulamadım bilirsin; hem düşünceli,
hem karizmatik, hem eğlenceli biri, sevecen, ilgili, sürekli futbol izlemeyecek ve ömür boyu sadık olacak erkek diliyorum. Demiş.
Cin derin bir iç çekmiş:
-Uzat şu kahrolası haritayı!!!
 ***

Biraz ayıpçı ama günümüz Güneydoğu Anadolu politikalarına da  uyan hoş bir fıkra:
Osmanlının bir şehrinde ayaklanma çıkmış; ol şehrin Vali Paşası, Yıldız sarayına Padişah Abdülhamit’i Saniye telle durumu bildirmiş:”Şehirde ayaklanma çıktı, dış kaleye sığındık!”Anında yanıt gelmiş:
    “İdareyi maslahat!”Vali Paşa İkinci teli de çekmiş:
    “Dış kale düştü, iç kaleye sığındık!”Anında ferman gelmiş:”İdareyi Maslahat!” Vali Paşa son telgrafı da çekmiş: “İDARE ELDEN GİTTİ; ELDE KALDI MASLAHAT!”
     ***

ÇOCUK- ASKER- POLİS

Yolda çamurla oynayan küçük bir çocuk oradan geçen bir polisin ilgisini çeker ve çocuğa sorar;
-"Ne yapıyorsun ufaklık ?..." Çocuk da;
-"Polis yapıyorum" der..,
Bu cevap polisin hoşuna gider ve sorar;
-"Anlat bakalım nasıl yapıyosun polisi ?..."
Çocuk cevap verir;                                  
-"Çamuru alıyorum içine su ve bok katıyorum polis oluyor "der...
Bunu duyan polis çocuğu bir güzel döver.Ertesi gün polis yine çocuğa rastlar ve bakar çocuk yine çamurla birşeyler yapıyor..
-"Ne yapıyosun lan sen burda !.." Diye sorar...
Çocuk yine;
-"Polis yapıyorum !.. "der.
Polis;
-"Anlat bakiim nasıl yapıyosun?..
Çocuk aynı cevabı verir...
-"Çamur alıyorum su ve bok katıyorum polis oluyor..." der ve yine güzel bir dayak yer !...
Ertesi gün yine herşey aynı...Polis bir hışımla gelir ve;
-"Ulan sen akıllanmıcakmıyacakmısın ha; piç,velet,yine mi polis yapıyorsun ?..." der...
Çocuk bu sefer;
-"Hayır,polis değil asker yapıyorum !.." der.
Bu cevap üzerine polis;
-"Anlat bakalım askeri nasıl yapıyosun ?.." der.
Çocuk;
-"Çamur ve su'yu karıştırıyorum asker oluyor !.." der.
Polis merakla;
-"Ee buna niye bok katmıyosun ?..." der...
Çocuk cevap verir;                                      
-"Katınca polis oluyor !..."
Fıkra bir yana, biz bu vesile ile bütün asker ve polis evlatlarımızı sevgi ve saygı ile kucaklıyoruz.

 ***
 LÂİKLİK...

 Muhafazakar bir Başbakan saç tıraşı olmak için berbere gitmiş.
 Berber sormuş:
 - Başbakanım lâiklik hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Başbakan duymazdan gelmiş.
 Berber beş dakika sonra tekrar sormuş:
 - Lâiklik hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Başbakan yine duymazdan gelmiş.
 Berber beş dakika sonra tekrar sorunca:
 - Lâiklik hakkında ne düşünüyorsunuz? diye Başbakan sinirlenmiş ve
 - Sana ne ulan lâiklikten... Artistlik yapma, işine bak.
 Diye azarlamış adamcağızı... O da gülerek karşılık vermiş;
 - Öyle demeyin Başbakanım...
 Lâiklik sözünü duyunca saçlarınız diken diken oluyor...
 Daha kolay kesiyorum.
 ***
 HARDAL

Hikâyeye göre, bir Alman, bir İtalyan, bir Fransız ve bir İngiliz aralarında köpeğe hardal yedirmek konusunda iddiaya tutuşurlar.
       
Alman önceliği alır, hardalı topak yapar ve köpeğin ensesinden tutarak zorla ağzına tıkar... Hayvanın ağzı yandığı için hardalı yemez ve çıkarır...

İtalyan hemen atılır, öyle olmaz der ve hardalı makarna şeklinde ufak parçalar halinde bölerek, köpeğe yedirmeğe çalışırsa da, hayvanın ağzı gene yandığından o da başaramaz...

Fransız da, konuya kendi açısından yaklaşarak, hardalı önce sulandırıp, sos olarak köpeğe yedirmek için uğraşırsa da, bu uygulama ile de bir sonuç alamaz...

Sıra İngiliz’e geldiğinde, İngiliz, önce köpeği okşayarak yanına çeker, sırtını sıvazlar, sonra, hardalı topak yaparak hayvanın poposuna yapıştırır. Köpek ardı yandıkça başlar hardalı yani arkasını yalamaya, kısaca, canı yandıkça yalar, yandıkça yalar ve sonuçta yalaya yalaya hardalı bitirir....

Akıllı ülkeler, özellikle Avrupalılar, Siyonistler ve Amerikalılar hedef ülkeleri istedikleri çizgide tutabilmek için onlara hardalı öyle yedirirler ki, o ülkeler neyi yediklerinin farkına vardıklarında çoktan iş işten  geçmiş olur! Tıpkı bize ve bizim gibi ülkelere yaptıkları gibi.

Hepinizin mübarek kurban Bayramını gönülden kutlarım.

Dr. M. Galip Baysan

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget