Ermeniler Kürtleri Türklere Karşı Kışkırtıyorlardı (2) - Cevat Kulaksız

“Biz aynı dava için çalışan iki toplumuz. 
Ermenistan ve Kürdistan'ın, yani ülkemizin 
kurtuluşu için savaşıyoruz. Planlarımız gerek 
Türk, gerekse Kürt kardeşlerimizle 
el ele mücadelemize devam etmektir”.
Terör örgütü ASALA’nın lideri: Agop Agopyan


Ermeniler Kürtleri Türklere Karşı Kışkırtıyorlardı (2) - Cevat Kulaksız
Bundan önceki yazımızda, Ermenilerin, Rumları Türkler aleyhine kışkırtmak, düşmanlık yaratmak için şeytani planlar yaptığını örnek vererek açıklamıştık. Bu yazımızda da, yine Ermenilerin, Türkler aleyhine Kürtleri nasıl kışkırtıp planlar yaptıklarının örneklerini vereceğiz.

Başta Ermenistan olmak üzere, Türklerle hangi hasım komşu ülke varsa, mutlaka Kürtlerle işbirliği yaparak, onları Türkler aleyhine kışkırtmış, halen de kışkırtmaları sürdürülmekte. Bu kışkırtma, Ermenistan yanında, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti; sonradan AKP-RTE iktidarının din ve mezhebe dayalı yanlış dış politikaları yüzünden buna, Suriye, Mısır, Irak, İran, Libya, Yemen gibi ülkeler de eklendi. Yukarıdaki, terör örgütü Asala’nın lideri Agop Agopyan’ın Kürtlerle ilgili söyledikleri, konumuzda anlatılan Bitlis’teki olaydan çok sonra söylenmiş; aslında Ermeniler Kürtler’i de asla hiç sevmiyorlar. Bunu aşağıdaki ifadelerden de anlıyoruz. [i]

“ERMENİSTAN BUGÜN PKK İÇİN İKİNCİ KANDİL”
PKK nın (Kürtlerin) günümüzde bile Ermenistan ile ilişkilerini, 24'üncü dönem MHP Iğdır milletvekili Sinan Oğan şöyle anlatmaktadır:

“Ermenistan bugün PKK için ikinci Kandil konumundadır. Ağrı Dağı- Ermenistan hattı PKK tehdidi altındadır. Son dönemlerde özellikle eylemlere baktığımızda, TIR yakmaların bir sebebi de, yollardaki güvenliği tehlike altına almak ve rahatça o yollara bomba döşemek içindir. Ama Iğdır'da yollara döşenen bombalar yakın tarihte döşenen bombalar değil. PKK'nın Ermenistan'ı ikinci Kandil olarak belirlemesi, bunun için Iğdır'ın terörize edilmesi, Türkiye'de üzerinde çok düşünülmesi gereken bir konu. Ermenistan- Türkiye sınırında yaşayan vatandaşlarımızdan ihbarlar almaya başladık. Sınır köylerinden arkadaşlarımız beni arayarak , “Bu gece şu kadar kişi geçti,”diyorlar." [ii]

Konumuzun dışına taşmadan asıl konumuza Ermeni-Kürt işbirlikçiliğine dönelim.

Şimdi tarihi bir kaynaktan, Ermenilerin nasıl bir canice tavır içinde olduklarını gösteren bir belgeyi sunacağım. O yıllarda (1885-1900) Doğu’nun birçok ilinde Ermenilerce peş peşe isyanlar, saldırılar, katliamlar başlatıldı.    H.1311 M.1893 yılının Ekim ayının on üçüncü günü Cuma sabahı Bitlis’teki Hınk Horen Ermeni kilisesi hıncahınç dolmuştu. Bu toplanmada ayrı bir fevkaladelik vardı; merkezdeki bütün Ermenilerden başka, etraf köy ve kazalardan Ermeniler gelmişti. Belli ki, önceden planlanmış bir toplantı idi. Biraz sonra kiliseye papaza benzer sakallı biri girdi. Herkes hürmetle ayağa kalktı; bu gelen, Protestan misyonerlerinden Corç idi.

Corç, Hınçakyan komitesinin eli, ayağı ve ihtilalın o taraflarda en seçkin kişisi idi. (Hınçakyan: Rus Ermenileri tarafından kurulan Ermeni tedhiş örgütü. Rus ve İngiliz yardımlarıyla mültecî Ermeniler tarafından 1887'de Cenevre'de kuruldu. Temel ideolojisi Marksizm olan komite, 1890'da Hınçakyan İhtilâl Partisi adını aldı. Önceleri merkeziİstanbul kabul edildiyse de, sonradan Londra'ya taşındı)  Papaz kılığındaki Corç şu konuşmayı yaptı:

“-Biliyor musunuz? Bu sıralarda Ermeni milletinin tarihi yazılıyor! Bu tarihi şöyle veya böyle yazmak, şerefle açıp, şerefle bitirmek sizin, Büyük Ermeni kavminin elindedir. Anadolu’nun her tarafında isyan başlamıştır. Başkentteki ihtilallar canlanmıştır. Ermenistan bayrağı her tarafta dalgalanmıyor, bu bayrağın üzerinde İstiklal, hürriyet ve barbar Türklere lanet yazılıdır. Bütün büyük devletler sizinle beraberdir. İngiltere sizlere en yeni silahlardan göndermiştir. Bu silahları, ben, pekâlâ biliyorsunuz ki, ihtiyaç sahiplerine verdim. Silahı olmayan bana müracaat etsin, vereyim”.

Hınçak komitemiz, kahraman sedasını bütün dünya medeniyetine duyurmuştur ve size lazım olan silahlarla beraber para da temin etmiştir. Bugün barbar Müslümanların Cuma günüdür. Vahşiler bugün kendi köhne ve bayağı dinlerince camilere dolarlar. Bu gün Ermenistan’daki bütün memleketlerin camilerine kahramanlarımız hücum edecektir. Komitenin bana verdiği emir ve talimat gereğince ben de işte Allah’ın evinde ve Allah’la İsa’nın huzurunda size emrediyorum. Bu gün burada da camiler basılacak ve barbarlar öldürülecektir. Bu gün siz de camileri basıp kan dökmelisiniz ki beylik ve istiklal alasınız.

Bugün öğle ezanı okunmadan önce vahşiler dükkânlarını kapatıp camilere dolacaktır; siz de silahlarınızı alacaksınız dükkânlarınızı kapatacaksınız, bugün daha geceden, hem namaz kılmak, hem alışveriş etmek için şehre birtakım Kürtler ve aşiret ayıları da gelmişlerdir. Bunların gelmesi planımızın tatbiki için hayırlı olmuştur.

Evlerinizde ve dükkânlarınızda bulunan eşyanın azami kısmını bu Kürtlerin ve aşiretlerin çadır kurdukları hanların yakınına koyacaksınız. Bir kısmını da Türk mahallelerinin münasip yerlerine atıp saçacaksınız.

Kadınlarınızın bir takımı Türk mahallelerine gidip Kürtlerin ve aşiretlerin Türk dükkânlarını yağma ettiklerini söyleyecektir. Bu suretle Türkler’le ve Kürtler’in arasını açmalıdır. Hükümet memurlarına da Türkler’in ve Kürtler’in Ermeni mallarını yağma ettiklerini iddia eyleyeceksiniz, Anlıyor musunuz?

Bir taraftan bu propaganda yapılırken barbarlar Cuma namazından çıkmadan camilere hücum edip katliam edeceksiniz. Bugün bir Türk öldüren, Ermeni tarihinin parlak bir sayfasını yazmış ve cennette Allah’ın en güzel bir meleği olarak kendine yer hazırlamış olacaktır. Gaziler ölünceye kadar dünya medeniyetinin takdirini kazanacak, şehitler İsa peygamberin havarileri gibi şöhret ve şan alacaklardır”.

Bu şeytani planda, Hıristiyanların “Allah’ın evi” dedikleri kiliseden, Müslümanların da “Allah’ın evi” dedikleri camilere saldırma emri veriliyor. Aman Tanrım ne çelişki! Ayrıca Kürtlerle Türklerin aralarının açılması planlanıyor.

KATLİAM İÇİN ERMENİLER YEMİN EDİYORLAR

Bu nutku huşuu içinde dinleyen Ermeniler ve Allah’ın Hınçakyan’ın emrini harfiyen yerine getireceklerini söylediler.

Kiliseden çıkmazdan önce birisi bağırdı:
“Hey kardeşler! Bugün barbarlar Cuma namazında iken pis kanlarını akıtacağımıza şurada İsa peygamber namına şurada yemin edelim”.

Bütün Ermeni cemaati bir gulgule halinde cevap verdi:
“-Barbarları, bugün Cuma namazında tepeleyeceğimize İsa peygamber namına yemin ederiz!”

Cemaat gitmeğe hazırlanıyordu; Corc tekrar seslendi:
“-Hepinizin silahı var mı? Olmayanlar Karmırak kilisesine gelsinler silah verelim”.

Görüldüğü gibi, bütün kiliseler böylesine şeytani planların yapıldığı ve silah depolanıp dağıtıldığı yer olarak anlatılıyor.

Bitlis Ermeni cemaatinin ileri gelenlerinden Basmacıyan Hacı Manok ayağa kalktı, heyecanlı bir sesle şöyle bağırdı:

“-Yaşasın Ermenistan milleti! Kardeşler, bu gün her kim milleti için canını feda ederse şehit olacaktır. Şehit olanların ailesi de hiçbir vakit idaresiz, ekmeksiz, parasız kalmayacaktır. Vakit geçiyor; şimdi hepimiz gidip bize burada verilen talimat doğrultusunda işe başlayalım; Allah yardımız olsun. Hepimiz kanımızın son damlasına kadar uğraşacağımıza yemin ederiz!” [iii]

Ermeniler tarafından öylesine garip saldırılar yapılıyordu ki, Kürtçe bilen Ermeni militanlar, Kürt kılığına girip, Kürtçe sloganlar söyleyerek Türk mahallerine saldırıyorlar. Amaç, “Kürtler Türklere saldırıyor” fikrini yayabilmek, böylece Türklerle Kürtlerin arasını açmak, birbirine düşürmekti. Aşağıda alıntıladığımız değişik zamanlarda yazılmış, söylenmiş yazılarda, Ermenilerle Kürtlerin çeşitlibiçimde işbirliği açıklamaktadır.

Yukarıda açıkladığımız gibi, Bitlis’te bir Ermeni kilisesinde böyle şeytani planlar hazırlanırken, yıllar sonra başka bir yerde başka bir Hıristiyan din adamı da şöyle diyordu:

“Türkiye’de iç savaş devam edecek, Türk ekonomisi sıfır noktasına inecek, vatandaşlar başkaldıracaktır; Türkiye bölünecek ve Kürt devleti kurulacaktır. Ermeniler Kürtlerle olan ilişkilerini iyi bir şekilde yürütmeli ve Kürtlerin mücadelesini desteklemelidir. Bugün Türklerin elinde olan topraklar yarın Ermenilerin olacaktır.” [iv]

Ermeniler planladıkları bu vahşi saldırıları aynen uyguladılar, Bitlis’teki bütün camilere saldırdılar, erkekler camilere saldırırken, Ermeni kadınları da Müslümanların evlerini yakıyorlardı. Sokaklar cesetlerle doldu; sonunda Müslümanlardan birisi kadın olmak üzere 38 ölü ve 135 yaralı; Ermeniler’den 139 ölü, 40 kişi de yaralı olarak tespit edildi. (sf 132)

Doğunun birçok vilayetinde aynı yöntemle, Ermeniler Müslümanlara aynı gün saldırmışlardı. Öylesine bir organize vahşet yaratıyorlardı. Bu saldırılar için, kiliselerde konuşmalar yapılıyor, kiliselerden silah dağıtılıyordu.

Bütün dünya devletleri de, 1890 lardan 1915 lere kadar Ermenilerin böylesine tertiplerini, saldırı ve katliamlarını bildikleri halde, yarım ağız da olsa, “Ermeni Soykırımı” yalanını söylüyorlardı; Türkler’e hasım olan Rumlar ve Ermeniler açıkça her yönden, medya gücünü de kullanarak bu soykırım yalanını halen yaymaya çalışıyorlar.


Kürt Şerif Paşa ve Bogos Nubar
Tevfik Paşa, I. Dünya Savaşı sonrası yenilenlerin akıbetlerini belirlemek için toplanan Paris Barış Konferansı’na Osmanlı’yı temsil etmek üzere gider. İtilaf Devletleri’nin Osmanlı’ya hazırladığı sonu onaylamakla görevlendirilmiştir. Paris’te Sevr taslakları hazırlanmaktadır ve bunları almak üzere Fransız Dışişleri Bakanlığı saatli salonuna giren Paşa gördüğü manzara karşısında hayrete düşmektedir. Fransa Başbakanının iki yanında biri Ermeni, biri Kürt olmak üzere iki kişi oturmaktadır. Böylece Kürtler ve Ermeniler Batılı emperyalistlerle işbirliği yaparak Türklerin aleyhinde düşmanlıklar oluşturmaktalar.

Bogos Nubar, Berlin Konferansı’nda Osmanlı aleyhine İngiliz casusluğu yapan babası Nubar Paşa’nın izinden gitmektedir. Kendisi Taşnaksutyun Partisi’nin önde gelen bir üyesidir.

İşte terör örgütünün tüzüğünde, “Türk’ü, Kürt’ü nerede ve ne şart altında olursa olsun öldür” maddesi bulunan Taşnak’ın üyesi bir Ermeni ile bir Kürt aynı masadadır. Üstelik Kürt Şerif, Wilson prensiplerine göre plesibit istemekte ve Ermenilerin hak sahibi olduklarını iddia ettiği coğrafyada Kürt devleti kurmak için İtilaf Devletlerini ayartmaya çalışmaktadır. [v]

 Ermeniler’le Kürtlerin birleşen gayelerine değinirken, Ermenice Yeridasart-Hayastan gazetesinin, 13 Kanunievvel (Arlık) tarihli sayısında, Kürtlerle Ermenilerin Anadolu’nun doğusunu paylaşmaları konusunda  şöyle bir yazı yayınlanır:

“Haricin parmağıyla hareket eden Kürtlere asla yardım edemeyiz. Muhtelif menbaalardan (kaynaklardan) teyit edildiğine göre son Kürt hareketi İngilizlerin parmağı ile hazırlanmıştır.

İngilizler Musul’dan Ararat Dağı’na kadar geniş bir araziyi Kürtlere vaat ederken, Taşnaklar da Akdeniz’den Karadeniz’e kadar büyük bir Ermenistan teşkiline çalışıyorlar. Kürtler bizden yardım görebilmek için evvela ecnebi aleti olmaktan çıkmalıdırlar. Bu günkü şekilde Kürtlerle teşriki mesai edenleri şiddetle tenkit ve itham edeceğiz.”


PKK ve Ermenilerin Anlaşmaları
1987 yılına gelindiğinde PKK ile yeniden toparlanma hazırlığındaki ASALA’nın kılıç artıkları yeni bir anlaşmayla faaliyetlerine devam etmektedirler. Bu anlaşmaya göre:

1. Ermeniler PKK kamplarında eğitim yapacaklar.
2. PKK’ya her yıl adam başı 5.000 dolar para ödenecek.
3. Ermeniler PKK ile küçük çaplı eylemlere katılacaklardır.

PKK’nın üç otobüs dolusu militanı 1991 yılında Azerilerle savaş halindeki Ermenilere yardım için Ermenistan’a giderek Ermeni davasına fiilen katılmıştır. Türk Ordusu’nun PKK’ya karşı düzenlediği sınır ötesi operasyonları PKK’nın gücünün bir kısmını İran ve Ermenistan’a kaydırmasına neden olmuştur. Daha sonra Avrupa’dan Ermanistan’a geçen PKK temsilcileri bağımsız Ermeni devletinde PKK’nın konaklamasına izin almışlardır. Bundan sonra PKK yeniden güçlenmek için Ermenistan topraklarına da kamp kurmuştur.

*

Paris Barış Konferansı’nda

Konferans sonuca bağlanır. Ermeni Nubar ile Kürt Şerif anlaşıp şu maddelerin altına imza koyarlar:
1. Ermeniler ile Kürtler birbirlerine karşı olumsuz politikaya son verecekler.
2. Ermeniler Kürt davasını yayın yoluyla savunacaklar.
3. Avrupa ve Amerika’da Kürt propagandası yapılacak.
4. Ermeniler çeşitli memleketlerde Kürtler toparlanıncaya dek Kürt davasına aracı olacaklar.
5. Kürdistan’ın büyük kısmını içine alan Ermenistan hayalinden vazgeçecekler.

Bunun karşılığında da Kürtler Sevr Anlaşmasıyla karşımızı çıkacak olan Ermenistan sınırlarını tanımış olacaklardır. Osmanlı yönetiminde bozulan Ermeni-Kürt ilişkileri de böylece dostluğa dönüşecektir.    


Kürt-Ermeni İttifakı Hoybun Cemiyeti:

Ermeniler Kürtleri Türklere Karşı Kışkırtıyorlardı (2) - Cevat KulaksızAyrıca, Ermenillerle Kürtler arasında yapılan bir dayanışma anlaşması da 1927 yılında Lübnan’da kurulan Hoybun-Haybun Cemiyetidir. Örgüt, Lübnan’da Vahan Papazyan adlı Taşnak yöneticisi bir Ermeninin evinde ilk toplantısını yapar. Toplantıda, Hoybun Cemiyeti’nin amacı “Türk Kürdistan’ın bağımsızlığı olarak” tesbit edilmiş, Türkiye’nin dışındaki “hiçbir millet ve devlete karşı aleyhtar ve tecavüzkâr bir vaziyet almamayı şiarı ittihaz eylemiştir, denilmektedir. Hoybun Cemiyeti, amaçları ve Taşnak Ermenileri ile yaptıkları ittifak bağlamında Türkiye’ye karşı geniş çaplı bir isyan hareketine başlamak ve kendi lehlerine kamuoyu oluşturmak için yoğun bir faaliyete başlamıştır

Hoybun İngilizler tarafından finanse edilmektedir. Örgütün ismi bile Ermenicedir. Ermenice “vatan” anlamına gelen “haybun” kelimesi Kürtçe “xobun” şeklindeki benlik anlamına gelen kelimeye evrilmiş, böylece “Hoybun” oluşmuştur.

Hoybun Cemiyeti Başkanı Celadet Ali Bedirhan ile Taşnakların Cemiyet nezdinde temsilcisi olan Vahan Papazyan arasında Türkiye’ye karşı Halep’te yapılan bu ittifakın Dâhiliye “Vekâletinin Başvekâlete” yazdığı Cemiyet faaliyetleri ile ilgili 18.7.1929 tarihli gizli rapora göre bazı maddeleri şunlardır:

1. “Ermeni Taşnıak Cemiyeti Kürt milleti ile aralarında geçmiş olan maceraları unutmuş bir ittifak yapmıştır. Kürt Hoybun Cemiyeti de hakiki düşmanlarını anlayarak Ermeni milleti ile ittihat ederek ortak amaçlar için kuvvetlerini harcayacaktır.
2. Kürt istiklalini temin ve milli amaçların elde etmek için siyasi, idari ve askeri bütün kuvvetlerini Taşnak Cemiyeti memnuniyetle ortaya koyacaktır.
3. Ermeni hükümet ve milletinin bütün amaç ve arzularını tatmin ve hukuki meşruiyetini temin etmeyi Hoybun Cemiyeti bir vazife olarak kabul eder.
4. Ermeni ve Kürdistan sınırları her iki cemiyet mührü ile tasdik edilen haritalardaki gibidir.33 Bu harita’da Doğu Anadolu bölgesini Kafkasya’ya kadar içine alan esas Ermenistan ve Çukurova bölgesinde de güney Ermenistan çizilmiş olup, alımda “Rize Ermenistan’ın mahrecidir. İskendurun Körfezi ise Cenubi Ermenistan’ın mahrecidir. Bu iki Ermenistan arasında vasi ve müttefik bir Kürdistan vücuda getirilecektir” şeklinde bir açıklama yapılmıştır. ………… *

21 Ekim 1930 tarihli Feth- El- Arap Gazetesi’nin “Ağrı İsyanı” için yazdıkları ise, günümüze ders olarak kalacak satırlarla doludur:

“Kürtler ezildiler. Onlara ateşe sürenler için, Türkler veya Kürtler ezilsin mühim değildir. Türkler bu başarıları ile öğünmezler. Çünkü ölenler kardeşleridir. Kürtler iyi ders aldı. Gördüler ki, yabancı vaadleri bir yere kadar gelir, felâket baş gösterince ortada görünmezler.

Bu harekâtta Ermenilerin rolü büyüktür.

Kürtler unutmasınlar ki, şerefli ve mefahirle (övünülecek olaylarla)  dolu Türk tarihinden ayrılarak ecnebi (yabancı) boyunduruğuna girmek feci bir gaflettir.[vi]

Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com


DİPNOTLAR
[i] Asala: (İngilizce: Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia tamlamasının kısaltmasıdır. Tam adı ile Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu, 1975 ve 1985 yılları arasında   Türkiye dâhil farklı ülkede Türk ve diğer mülki ve diplomatik hedeflere karşı terör eylemlerinde bulunmuş solcu ve aşırı milliyetçi örgüt)
[ii]  http://www.haberler.com/igdir-sinan-ogan-ermenistan-pkk-icin-ikinci-kandil-7676455-haberi/
[iii]  Hatıralarım. Ermeni Olaylarının İç yüzü- Hüseyin Nazım Paşa 2003 sf 127-128-129
[iv] Lübnan Ermeni Ortodoks Başpiskoposu, 1993
[v]  http://www.turksolu.com.tr/84/kapak84.htm
[vi] Cemal Korkmaz http://www.turksolu.com.tr/ileri/27/korkmaz27.htm

Kaynak: T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget