“Ben Tayyiplerle Asla Aynı gemide değilim!”

“Ben Atatürk ile Beraber Bandırma Gemisindeyim!”

“Ben Tayyiplerle Asla Aynı gemide değilim!”
Ne zaman ülke dara düşse, dara düşürenlerden önce, “hep aynı gemideyiz” diye güya birlik beraberlik sağlanmaya çalışılır, ABD, “emperyalistler” filan denilir, yabancılar falan suçlanır. Oysa ülkemizin çektiği tüm sıkıntıları başımızdaki tek adam yönetimi yaratmıştır. Medya ve muhalifler öylesine bir baskı altına alınmış ki, başımıza bu sıkıntıları getiren iktidarın neden olduğu kusurlarını korkusundan kimse anlatamıyor.
Şu anda ülkemiz AKP-RTE nin iktidara geldikleri 2002 den önceki normal durumdan çok çok daha sıkıntılı bir duruma düşürülmüştür. TC tarihinin, yazlık, kışlık saraylarıyla lüks ve ihtişamı ile en müsrif yönetimi ile yönetiliyoruz.
Ayrıca son 16 yıllık yönetime baktığımız zaman şu kanıya varıyoruz ki, imam hatip kültürü ile ne bilim öğrenilir (ün. Sınav sonuçlarına bakın), ne de devlet yönetilirmiş. “Dinci kinci nesil yetiştireceğiz” diyerek,  sürekli din düşünce ve uygulamaları ön planda tutan bu iktidar artık şunu iyice bellemelidir ki, din ve mezheple yönetilip de kalkınan aydınlanan bir tek devlet de yok bu dünyada. Bakınız günümüzden 600-700 yıl önce yaşamış ve ülkemizde adına üniversite kurulmuş bir Arap din âlimi İbn Haldun ne diyor.(1) Din temelli devletlerin yok olması mukadderdir”. (2)
“Ben Tayyiplerle Asla Aynı gemide değilim!”
Kim ne derse desin, 16 yıldır tek adamla yönetilen ülkemiz, tarihinin en bunalımlı dönemine girmek konumundadır.(Tarafsız ekonomistlerin görüşlerine bir kulak verin).   Tüm uygulanan politikalar, bu iktidar döneminde kumpas ve yanlışlarla doludur.
Bu tarihi yanlışlardan tek bir tanesini söyleyerek aşağıda, Avrupa’da (Hollanda’da) yaşayan bir Türk vatanseverin bildirisini sunmak istiyorum.
Çağdaş bir yönetim,  bir iktidar, dinci gerici grupla (FETO ile) sanki bir resmi koalisyon kurmuş gibi birlik olup devletin göz bebeği olan ordusuna, yargısına kumpas kurar mı? Ne oldu hepsi aklandı, hepsine tuzak kumpas kurulduğu meydana çıktı. Bunu yaptılar, orduya kumpas kurdular ve yüzlerce masum, suçsuz subayı yıllarca hapis yatırdılar, yüzlerce aileyi, subayları perişan ettiler, kimisi intihar etti, kimisi de üzüntüden kanser olup öldü. Öteki bin defa yanlış olan Suriye, PKK konusuna değinmeyeceğiz. Laikliğe, demokrasiye,  medyaya, muhaliflere kurdukları tuzak ve kumpaslara, her konuda yanlış yönetime değinmeyeceğim; yer darlığından, öteki sorunlara yer vermeyeceğim.  Sadece Hollanda’da yaşayan seçkin bir Türk aydını olan Sosyal Antropolog ve Etnograf Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı Sefa Yürükel’in bildirisine yer vereceğim. Bildiri aynen şöyle:
“Yüce Türk Milleti,
“Ben kökten dinci BOP Eş başkanı, Tayyip Erdoğan ve AKP ile aynı gemide değilim. 
Atatürk’e ihanet edip, Emperyalizm ile birlik olup, TC Devletini yıkan ve her türlü olumsuzlukla iş birliği içinde olan, ihanet abidesi   ve nankör Tayyip Erdoğan ve şürekâsı ile aynı gemide olamam. Olmam! 
Bir tescilli ihanet abidesi Tayyip Erdoğan ile aynı gemide birlikte olanlar ancak onun küreklerini çekerler! 
Ben evladı Mustafa Kemal olarak böyle bir ahlaksızlığın ve Türk Milletine ve TC Devletine düşmanlığın ve ihanetin içinde olamam! 
Ben Atatürk ile beraber Bandırma gemisindeyim! 
Bandırma gemisine binen ve binmek isteyenlerle beraberim! 
Ancak Bandırma gemisindekilerle ve o ideoloji ile beraber olanlar ile yeniden TC devletinin kurulacağına inananlardanım! 
Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkan ve  katmerli Türk Düşmanı Olan Tayyip’lerle birlikte olanlar, ancak ve ancak Tayyibin gemisinde beynamaz kürek mahkûmlarıdır! 
Bandırma Gemisi Türkiye’dir! 
Tayyipler sadece Emperyalizm tarafından  Türkiye’ye zorla monte edilen TC nin yabancısıdır! Tayyipler ve Tayyibanlar asla  bizden değildir!  Yolcudur!”
Bundan sonra olması gereken  ise, Tayyip in ve AKP nin istifasını istemek, hukuk ve demokrasi çerçevesinde  Tayyip ve şürekâsından hesap sormak ve  Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı bir iktidar olanaklarını yaratmaktır!
Atatürk ilke ve  inkılâplarına bağlı bir iktidar için herkesi “Tayyip ve AKP istifa“ demeye çağırıyorum!”
Saygılarımla Sefa Yürükel Sosyal Antropolog ve Etnograf
Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı”

Cevat Kulaksız

Cevat Kulaksız
SONNOTLAR

(1)08.02.2014 tarihinde yerel seçimler dolayısıyla, o dönem Başbakan olan Recep Tayip Erdoğan AKP’nin Kartal’da düzenlediği mitingde konuşma yaparken, Halkın Kurtuluş Partisi Kartal İlçe Örgütü’nün pencere camına “İNSANLARIN EN ALÇAĞI DİN KİSVESİ ALTINDA DÜNYA MENFAATİ SAĞLAYANDIR. Abdullah Bin Mübarek” yazılı pankart asılıp, anlaşılamayan sloganlar attıkları ve böylece Başbakan’a hakaret suçunu işledikleri kanısıyla”, ilçe yöneticisi 4 kişi adına kamu davası açılmıştı ve dava ret edilmişti.

(2) İbn Haldun 14. yy. da yaşamış en büyük tarihçilerden biridir. Aynı zamanda da bir Tarih felsefecisi ve toplum bilimcisidir.
İbn Haldun 1332 yılında Tunus da doğdu. Fıkıh, Kur’an, Matematik, Mantık ve Kelam eğitimi alan İbn Haldun Tunus, Cezayir, Fas, Endülüs arasında dolaşmış toplum düzeni, insanların gelenek ve göreneklerini yaşayış biçimlerini incelemiş, toplumlar arasındaki ayrılıkları görmüş ve Tarih Felsefesine böyle gözlemci ve deneyci bir açıdan yaklaşmıştır.
Tarihsel bilginin yanlışlardan arınması amacıyla yaptığı toplumsal gözlemler sonucunda kurmuş olduğu ümran ilmiyle bugünkü sosyoloji ilminin temellerini atmıştır. Ömrünün büyük bir kısmı idari ve siyasi görevlerde geçmiştir.
1374 yılında Afrika da küçük bir kasabaya çekilerek meşhur “Mukaddime”sini yazmıştır.1383-1406 yılları arasında Mısırda kadılık yapmış 1406 yılında burada ölmüştür.
https://tarihvedunya.blogspot.com/2010/04/ibn-haldun-kimdir-1332-1406.html

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget