Perinçeği Ayakta Alkışlayalım - Galip Baysan

Bu konuyu, 50 yılı aşkın bir süredir Ermeni meselesiyle uğraşan bir vatandaş olarak başından beri yakından izlemiştim.Yıllar önce İsviçre

Perinçeği Ayakta Alkışlayalım - Galip Baysan
Bu konuyu, 50 yılı aşkın bir süredir Ermeni meselesiyle uğraşan bir vatandaş olarak başından beri yakından izlemiştim.Yıllar önce İsviçre hükümeti ve diğer ülkeler o bilinen ve canımızı yakan Ermeni Soykırım iddialarını kabul eden ve inkar edenleri cezalandırmayı amaçlayan yasa çıkarıp bunu İsviçre’yi ziyaret eden Doğu Perinçeğe uygulamaya koyunca bundan ulusça büyük rahatsızlık duyduk.Bunun anlamı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için, Avrupa ve Amerika alanlarında yeni ve karanlık bir devrin başlamakta olacağıydı.Doğu Bey İsviçre ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava açınca bundan hem büyük bir memnuniyet duyduk ve hem de beynimizde bin bir soru dans etmeye başladı.
Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa; Ermeni Diasporasının Türk Tezi karşısındaki en büyük zaafı, iddialarını resmi belgelere ve mahkeme kararına dayandıramamaları olmuştu. Bunun için ellerindeki bütün imkânları öne sürdüler. İşgal günlerinde kendi kontrollerinde kararlar çıkaran ve hatta masum görevlileri idam ettiren “Kürt Mustafa” mahkemesinin ve Almanya’daki Talat Paşanın katilini yargılayan Mahkemenin kararlarını kullandılar ve bol bol belge sahtekârlığı yaptılar. Malta sürgünleri büyük ümitlerle tutuklandılar, onları mahkûm etmek için Osmanlı Devlet Arşivleri yıllarca tarandı ama aleyhlerinde bir tek belge bile bulunamadı. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, hatta Yunanistan, daha da fazlası müttefiklerimiz Almanya ve Avusturya, Sovyetler Birliği gibi Devler büyük gayret gösterdiler ama hepsi nafile idi, bir tek belge bile bulamadılar.
Bir de Avrupalıların bu konuda gerek ön yargılar, gerekse Hıristiyan dayanışması gibi nedenlerle Türkler aleyhindeki bütün olumsuz ön yargıların yargıçları da etkiliye bileceği ihtimal dâhilindeydi. Davanın kaybedilmesi halinde Ermeniler 100 yıldır aradığı şansı ellerine geçmiş olacaktı. Bu nedenle Devletin bütün imkânlarıyla Perinçeği desteklemesi gerekiyordu. Bu konuda ilk yazımı2008 yılında yazmıştım. Dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine intikal edince de “ Perinçeğin savunması yeterli olacakmı?” konulu bir yazıda endişelerimi özetle şöyle dile getirmiştim:
“Birkaç gün içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yeniden ele alınacak Perinçeğin İsviçre Hükümeti ve yargısı aleyhinde açtığı dava, aslında Türk insanları için inanılmaz derecede önemli bir davadır. Konunun bu kadar önemli olmasına rağmen davanın ne yazık ki Türk Hükümeti ve aydınları tarafından sadece İşçi partisi Genel Başkanlığının ve Perinçeğin şahsi davası gibi görüldüğü ve gerekli ilgiden yoksun bırakıldığı kanaatindeyiz. Biraz daha geniş bir anlayışla dava Solcuların, hatta radikal solun davası gibi algılanmakta ve netice sabırla beklenmektedir. Bize göre bu anlayış tam bir cehalet ve millet ve milliyetçilik duygusundan yoksunluğun işaretleridir.”
Bu dava bir kişinin bir devlete karşı açtığı bir dava değil, bir veya Diasporaya destek veren birçok ülke ile bir ulusun davasıdır. Türk halkı 100 yıldır bu konularda habersiz ve ilgisizdi. Ermeni meselesinin Batı ülkeleri tarafından Osmanlıyı yani Türk Devletini parçalamak ve özellikle Hıristiyanlığı doğduğu topraklarda egemen kılmak amacıyla istismar edildiği inancıyla sükûnetini muhafaza ediyordu. Buna karşılık özellikle Batıda yaşayan Ermeni Diasporası 1915 iddiasını gün geçtikçe büyüttü ve geliştirdi. Asala terör örgütü bu nedenle birçok cinayet işledi. Cinayetler Avrupa Halklarına zarar verince 1980’lerin ortalarında Batılı Hıristiyan güçler Asala ve PKK’yı bir araya getirdiler. Ermeni meselesi siyasi arenaya transfer edilirken terör ve cinayetler bölgesel kalmasına özen gösterilmesi arzusuyla PKK’ya devredildi. O dönemden beri Perinçeğin kazandığı bu tek kişilik hukuk zaferi, yüzümüzü güldüren en önemli olaydır.
Bence bu zaferi kazanan kişi bir ulusal kahramandır. Perinçeğe, onu destekleyen Talat Paşa Komitesi üyeleri ve diğer arkadaşlarına teşekkür eder, Türk Ulusuna yaptıkları bu büyük hizmet nedeniyle onları ayakta alkışlıyorum.

 Bu dönemde devletimizin katkısı odlumu bilmiyorum ama Doğu Beyin bu dönemde Ergenekon, mergenekon hikâyeleri ile yıllarca hapiste tutulduğunu biliyoruz. Bunun yanında Perinçeğin avukatının yaptığı bir açıklamadan onun hakkında yandaş basının hakaret dolu yazılar yazdığını ve Perinçeğin de bu hakaretlere karşı tazminat davaları açtığını öğreniyoruz.
Perinçek'in avukatı M. Nuri Aytekin açıklamaları şöyle:

 “Yandaş basında çıkan yalan ve iftiralar için açılan 24 davada Doğu Perinçek ve İP yöneticileri şu ana kadar toplam 140 bin lira tazminat kazandılar.
Devam eden diğer davalarda istenen tazminat tutarı 2,5 milyon lirayı buluyor.
Mahkeme kararlarında İşçi Partisi yöneticilerine ve Aydınlık Dergisi'ne "yalan ve iftira ile hakaret edildiği" belirtiliyor.
Son bir not; Doğu Beyi hiç tanımam, Vatan partisi ile de hiçbir ilişkim yoktur. Bu yazıyı Ermeni Meselesini derinden incelemiş, 50 yıldır bu iddiaları çürütmek için uğraş vermiş bir yurtsever olarak yazıyorum. Bu vatan bizim, bu Ulus bizim. Ulusuma hizmet eden kim olursa olsun onu saygı ile selamlamak benim görevim sayılır. Perinçek, Talat Paşa Komitesi ve arkadaşları bu karanlık günlerde ulusumuzun yüzünü güldürecek şahane bir hediye sunmuşlar ve her türlü onur’u hak etmişlerdir.


Dr. M. Galip Baysan

Yorum Gönder

Doğu Perinçek'i ben de ayakta alkışlıyorum. Yıllarca hapis yatırılan ,küfür ve hakarete uğrayan Doğu Perinçek Türk Ulusu'na eşsiz bir hizmette bulundu. Ermeni Soykırımı olayını uluslararası platformda çürütmüş oldu. Dava açarken, Doğu Perinçek'i desteklemek şöyle dursun, bazı liderler, onu küçümsedikleri için, "aman dava açma aleyhimize olur" diye engelliyorlarmış. Mecliste bulunması gereken bir aydınımızdı. Keşke CHP anlaşsaydı.
Neyse, ayrıca oğlu Mehmet Perinçek de, bir akademisyen olarak RUS arşivlerinden, Ermeni Soykırımı iddiasına k karşı epeyce belgeler de çıkarmıştı. Bunu araştırırken, üstelik çalıştığı üniversiteden izin de almışken, ne yazık ki o üniversite onu üniversiteden atmıştı. Bu kadar insanın kafasında önyargı duvarı olur mu. Düşünce, fikir hürriyetinin olmadığı, kısıtlandığı yerde ne demokrasi gelişir, ne de bilim gelişir. Doğu Perinçek'e ve Mehmet Perinçek'e selam olsun.

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget