Diktanın ayak sesleri, olmak veya olmamak!..

Diktanın ayak sesleri, olmak veya olmamak!..
Ülkemiz; süratle, kalıcı bir dikta rjeimine doğru emin adımlarla ilerlemektedir.

Ülkede, sözüm ona yürürlükte bulunan bir Anayasa, bu Anayasanın koruması altındaki bir demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, kuvvetler ayrılığı,bağımsız bir yargı ve  parlamenter sistem vardır.

Ancak, bugün için ülkenin fiili yönetimine şöyle bir baktığımızda;

Ülkenin Anayasasının rafa kaldırıldığını,

Demokrasisinin, insan hak ve özgürlüklerinin ayaklar altında paspas edildiğini,

Yargı bağımsızlığının kalmadığını, yargının bir bölümünün;kaçak saraydaki Tayyip Bey'in, doğrudan veya konuşmalarıyla dolaylı olarak verdiği talimatları emir saydığını, yargıya, AKP iktidarının güdümündeki HSYK'nın ve Adalet Bakanının yön verdiğini, bu nedenle savcı ve  hakimlerimizin kendilerini özgür ve bağımsız hissetmediklerini, bu durumun  yargıyı olumsuz olarak etkilediğini ve yargının  siyasalaştığını,

Ülkede parlamento diye bir kurumun kalmadığını ve parlamentonun  çalıştırılmadığını,

Yürütmenin başı olan ve ülke yönetiminden tek sorumlu olan Başbakan'ın, kaçak sarayın güdümüne girdiğini, ülkeyi Anayasaya ve yasalara, kendi iradesine ve anlayışına göre yönetemediğini, çift başlı bir ynetimin, daha da doğrusu, bir buçuk başlı bir yönetimin ülkeye hakim olduğunu,bunun da yönetimde istikrar diye halka yutturulmak istendiğini,

Görsel ve yazılı basının susturulmaya çalışıldığını, iktidara ve saraya karşı ve muhalif olan, iktidarı ve sarayı yasadışı yönetim tarzları nedeniyle ağır bir şekilde eleştiren görsel ve yazılı basının  tamamen suturulması ve kaçak sarayın, ülkeyi tek başına dikensiz gül bahçesi içinde istediği gibi yönetebilmesi için, bir elin beş parmağı kadar dahi kalmamış olan mhalif medyanın boğularak nefesinin kesilmesi ve burada yazı yazan yazarlara ceza ve  işkence uygulanması için, 1.Kasım seçimlerinin beklendiğinin, bazı saray ve iktidar yandaşları tarafından, alenen ve korkusuzca dile getirildiğini,

Üzülerek ve dehşete kapılarak görmekteyiz.

Söylendiği gibi, adaletin, devletin temeli olduğunu, tüm halkımızın bizzat içinde  yaşayarak gördüğü, çok zor günleri yaşamaktayız.

Koza İpek Grubu Şirketlerine ve medyasına, hukuksuz bir şekilde el konulup, ilk iş olarak da, gruba mensup görsel ve yazılı basının susturulduğuna, uyduruk gerekçelerle alına bu el koyma kararı yoluyla, muhalif basının yok edildiğine, ekranlarının karartıldığına, hepimiz tanık olduk, demokrasimizden, insan hak ve özgürlüklerimizden, basın ve düşünce özgürlüğünden geriye kalan çok az bir kırıntının da yok edileceğini, ülkemizin koyu bir dikta rejimine doğru koşar adım gitmekte olduğunu,kısacası, kalıcı bir dikta rejiminin ayak seslerini ensemizde hissettiğimizi, bir aydın kişi ve hukukçu olarak belirtmek zorundayız.

Bu nedenle, 1.Kasım seçimleri;bu ülkedeki dikta heveslileri ve bunlara kendi rant ve çıkarları için biat eden varlıklı, karnını doyurma endişe ve telaşından etrafında olup bitenleri göremeyen ya da görmek istemeyen yoksul yandaşları ile hiçbir karşılık beklemeden ülkesini, demokrasiyi ve ögürlükleri seven her kesimden demokrat insanlarımız arasında geçecek ve demokrasimizin kaderini belirleyecek, bir ölüm kalım savaşı olacaktır.

Şu gerçeği artık herkes bilmeli ve unutmamalıdır ki; 1.Kasım seçimlerinde; dikta ile demokrasi ve  özgürlükler oylanacak, 2.Kasım sabahı Türkiye, halkın oylarıyla maalesef ya bir dikta rejimine ya da demokrasi ve özgürlüklere uyanacaktır.

Başka bir anlatımla, olmak veya olmamak.

Türk Milletinin;2.Kasım sabahı, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük ATATÜRK'e yakışır şekilde, demokratik ve özgürlükçü, gerçek bir Cumhuriyete uyanması dilek ve temennisiyle, tüm okurlarımızın ve Türk Milletinin 29.Ekim Cumhuriyet Bayramını yürekten kutluyoruz.

29/Ekim/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget