Ananın ne işi varmış kerhane kapısında! - Mehmet Halil Arık

Ananın ne işi varmış kerhane kapısında! - Mehmet Halil Arık Hani meşhur hikayedir; - Anam, ananı kerhane kapısında görmüş - Anan hırlı kadınmış da, kerhane kapısında onun ne işi varmış!?...

Ananın ne işi varmış kerhane kapısında! - Mehmet Halil Arık
I: BÖLÜM

Yakından tanımam adamı… “Abdurrahman Çelebi” olarak kaptığı köşesinden, bir de “ “b.ku boncuklu tv yorumcuları arasında oluşuyla sınırlıdır hakkındaki bilgim.
İfade özgürlüğüne olan saygım, cevap verme arzumu hep elimden almıştır benim.
Ama; susmak “Abdurrahman Çelebi”’lere cesaret verecekse, işin boyutu değişir orda.
Bakın ne diyor, zat-ı muhterem:
- FETÖ operasyonları derinleştikçe siyasete yansımaları kaçınılmaz olacak
Önkoşulu görmezlikten geliniyor olsa da buraya kadar çok doğru bir tespit… (Şayet
“Yargının da yürütmenin de, yasamanın da başı benim” diyen vesayetten yargı kurtarılırsa)
Diyeceklerini bu doğru söylemin arkasına sokup ekliyor yazar. İşte mesele de burada.
- AKP (tabi ki o AK parti diyor) bu günlere eleye eleye geldiği için, diğerleriyle kıyaslandığında sarsıntı (AKP içinde) daha az olacak”. Ve cümlenin de devamını getiriyor: “en sarsıcı yansıma, kendilerini sol ve laik olarak niteleyenlerde olacak.
-
Söylem bu noktada kalsa, ninemin tekerlemesine ekleme yapmadan güler geçerdim:
- “Laf etti bal kabağı, dinlettim sanır mahallenin dangalağı…”
- Sol ve laik bir parti olarak yıllarca "F-Tipi" diye propaganda yapacaksın, “emperyalizmin yeşil kuşak projesi" diyeceksin, Ergenekon- Balyoz davalarında kumpas kurduklarını söyleyeceksin, dahası onunla da kalmayacak binlerce insanı dinlediklerini, bazı siyasi aktörleri komplo kasetleriyle devre dışı bıraktıklarını bile bile onlarla "paralel" ittifak yapacaksın.
Kör şeytan diyor ki;
- Bırak adabı kenara, çıkar ağzından baklayı…”
Ama biz, ne şeytana inananız, ne de şeytan tipli adamların sözlerine kananız… Adam gibi adabımızla deriz diyeceklerimizi…
- Propaganda mıydı solcuların, laiklerin… ulusalcıların yurtseverlerin o günlerdeki feryatları, yoksa uyarı mıydı!?..İşte o koca kafa – içi boşlar… liboşlar, tut kulağından çifte koş’lar, o tehlikeyi o gün görebilselerdi, bugünün kanlı bilançosu yaşanmazdı. Çıkarları görmemeyi gerektiren ortaklığın koşullarına odaklanmışlardı dünün Muhterem(!)övgücüleri. Bu gün içine düştükleri o çirkefli açmazda, yeni kirli “paralellik sıfatları” üretmekle kendilerine yeni çıkış yolları aramaktalar..
O balyoz, o Ergenekon o edepsizce kurgulanan kumpas davaları döneminde, o, ahlaksız siyasi kaset furyasında, o siyasi depremlerin yarattığı kokuşmuşluğu çıkar için kullanma döneminde “özel değil genel… genel!” diyerek siyaseti mahalle karılarının kavgasına tahvil eden zihniyet “paralel” ittifak içinde değildi de, “sol ve laik“ kesim ittifak içinde oldu öyle mi!?...
O inandığınız Allah sizi bildiği gibi yapsın… O işbirliği yaptığınız şeytan sizi bildiği gibi çarpsın!...
Ne deyim!... Bugünün haini Fetulah zibidisine, “Bin yılın Türk Büyüğü” diyerek toz kondurmayan AKP milletvekili şimdi darbe komisyonunda ihaneti araştıracak!...
Hadi canım sen de!... .
“At izi it izine karıştı” ifadesinden, bugünün haini, dünün kendilerine göre saygın Gülen Cemaati ile geçmişte yaşanan iç içe, kolkola güçbirliği ve işbirliğini unutturma talimatı gibi bir yorum çıkarmak çok mu kötü niyetlilik!?... ...

ANANIN NE İŞİ VARMIŞ KERHANE KAPISINDA!...
BÖLÜM II.


TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’na AKP tarafından, Fetullah’a “Bin yılın Türk Büyüğü” diyerek toz kondurmayan milletvekili görevlendirilmiş…
Herhalde bu zat-ı muhterem(!)le girecekler inlerine!.. Hadi canım sen de!...
Bir yanda “at izi it izine karıştı”… , diğer yanda geçmişte yaşanan iç içe iş ve güçbirliği ortaklığını silme - unutturma talimatı gibi görünen görevlendirmeler… ...
Olayın 2. boyutu da burada başlıyor…
Kuyrukların nasıl olup da birbirini rahatsız ettiği üzerinde durmayacağız… Bu onların sorunu… Ne var ki; bizim derdimiz, ülkenin sürüklendiği kötü durumdan çekip çıkarılması için, kim hangi pisliği biriktirmişse cebinde ters yüz edilip o pisliklerin dökülmesi.
Şayet,
• “yürütmenin de, yasamanın da, yargının da başının kendisi olduğunu sanan seyis susarsa,
• Yargıçlar ve savcılar cübbelerinin niçin düğmesiz olduklarını anlarlarsa,
• “At izi it izine karıştı” bahanesiyle soruşturmanın uzanacağı bazı “inler”in yolu kesilmezse…
• Yani, kısaca, %99’un güven duyacağı bağımsız, adil, hukuk işletilirse,
kuyruk, at, it, iz, toz kir ve daha ne varsa dökülür ortaya…
Hani demiş ya Koca Yunus:
Yerden göğe küp dizseler // Birbirine bend etseler/
Altından birin çekseler // Seyreyle sen gümbürtüyü.
İşte şimdi, “yerden göğe dizilmiş, birbirine bend edilmiş” küplerden biri çekildi. Bir gümbürtü geldi gelmesine de; bu gümbürtü, henüz o Koca Yunus’un sözünü ettiği gümbürtü değil…
Olacakların yanında henüz tıngırtı bu…
Korkumuz, yıkılan küplerden bazılarının yuvarlanırken, “at izi it izi” bahanesiyle izlerin silinmesi…
Üç-beş yıl öncesine kadar, gizli tanıklı, sırtlarına şeytan cübbesi giydirilmiş hukukun kumpas’lı Balyoz, Ergenekon, Casusluk, Ayışığı, Yakamoz… Eldiven… Merdiven - kardelen davalarının savcılığına soyunanların “at izi it izi” yorumuyla operasyonları kendi sahalarının dışında tutma gayreti izlenimi veriyor olması bana olumlu umut vermiyor. Hatta korkutuyor.
*
Her cümlesi ile fikri sapkınlığı ve çarpıtmayı doruğa çıkarmaya alıştırılmış ”aferin delisi” çok yazar var bu ülkede… Çarpıtıp yansıtmanın bir ruhsal bozukluk olduğunu unutarak;diyor ki biri;
- Siyaseten intihar eyleminden farkı yok bu ilişkinin.(kastettiği CHP FETÖ ilişkisi) Er veya geç bedeli de ödenir.
Aslında CHP'liler 17-25 Aralık darbe girişiminden sonra FETÖ unsurlarıyla yoğun ilişki kurduklarını pek de saklamadı”.” Hatta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu yasadışı yollarla elde edilen o belge ve bilgileri meydanlarda, Meclis salonlarında açıklamakta sakınca görmedi.
Ve biz de umuyoruz ve inanıyoruz, er veya geç bedeli ödenmelidir. Ayni yollarla sağlanmış Baykal kasedini “Özel değil, genel genel” naraları ile meydan meydan dolaştıranlarında…
Bu gün FETÖ’de olduğu gibi elbet bir gün çıkacaktır, 17//25 Aralık dosyasını açacak yürekli bir savcı da…
TBMM’de parmakla adam aklamanın bedelini de sorgulayacaktır da….
Milletvekilleri bilmelidir ki; aradan yıllar da geçse, Meclis’te kaldırdığınız
O ellerin vebali bir gün gelir yapışır yakanıza.
*
“Kemal Kılıçdaroğlu yasadışı yollarla elde edilen o belge ve bilgileri meydanlarda, Meclis salonlarında açıklamakta sakınca görmedi.” diyerek
CHP’nin (sol ve laik kesimin) FETÖ ile kurduğu ilişkiye bir de kanıt(!) sunuyor:
“Washington'a resmi bir gezi için giden AK Parti milletvekili, gitmişken, Pensilvanya'ya da uğruyor. Çiftliğin kapısından girdikten sonra hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşıyor. FETÖ lideri Gülen, bina kapısında birilerini yolcu ediyor.”
İşte o yolcu edilenler solcu ve laikler(miş)….
Hani meşhur hikayedir;
- Anam, ananı kerhane kapısında görmüş
- Anan hırlı kadınmış da, kerhane kapısında onun ne işi varmış!?...
*
Sormazlar mı adama, be adam (adam dediğime bakmayın söz gelişi) … getirmiyorum sözün gerisini…
*
Ah be edep… İzin ver de çıkarayım baklayı ağzımdan!... Bazen gerekiyor!...
Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci - DENİZLİ
mehmethalilarik@gmail.com

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget